Google Play Store
App Store

Güneşli bir bahar sabahı balkona çıkıp çiçeklere günaydın diyorum. Kırmızı çiçeğin bu sabah diriliği, yeni açtığı tomurcuklarla güzelliği insanı çekiyor. Kırmızı çiçekle başım fena halde belada. Onu seviyor ama çağrıştırdıklarını unutmak istiyorum.

Kırmızı çiçeğe inat, kırmızı şarabın da güzelleştirdiği serin bir Ankara akşamında; Güler Sabancı'nın ürettiği şaraplardan Cabernet Sauvignon Merlot 2002'yi yudumluyoruz. Arkadaşımın şarap seçiminden söyleşiyi, Güler Sabancı'nın, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanlık seçimine ve Sabancı Holding'te çalışan binlerce işçinin yarınlarına kaydırıyorum.

Belleğim beni yanıltmıyorsa; Avrupa Kalite Ödülü alan ürünlerin televizyon haberlerindeki tanıtım programına Güler Sabancı ile DİSK üyesi sendika temsilcisi birlikte katılmıştı. Bu tören işçilerin emeklerini ve alınan ödülde sendikanın varlığının bir işletmenin başarısına nasıl yansıdığını izlemiştik.

Sendikacı olmam nedeniyle sendikal örgütlenmesi olan işletmeleri ve işverenleri izliyorum. Güler Sabancı'ya bir ara önerilen TÜSİAD Başkanlığını; o günlerde TRT'de katıldığım programda Altan Aşar'ın, "İşçi konfederasyonlarında da kadın başkan görecek miyiz?" sorusuna karşılık, işçi konfederasyonlarına, patron babaların oluru ile değil işçilerin oyuyla başkan seçilir. Ayrıca, TÜSİAD'ın başında bir kadın başkan görmekten mutluluk duyarız. Neden olmasın? Demiştim.

Güler Sabancı, başkanlığa seçildikten sonra röportajlarının birinde şöyle diyor: "26 yıllık çalışma yaşamım var. Benim için üretim kutsal. Sanayi ana işim, üniversite gönül işim. Ben sanayiciyim."

Güler Sabancı gibi çağdaş ve renkli bir iş kadınının gönlünün sadece üniversiteyi alacak kadar fakir olmadığını "kutsal üretim"i yaratan emekçilere de gönlünde yer açmasını umuyorum. Güler Sabancı, görüntüde güler yüzlü, söylevlerinde ileri, beden dilinde dinamik ve televizyondaki ses tonunda sevecen bir insan izlenimi veriyor. İçtenliğin, sevgisizliğin azaldığı her alanda başarısızlığın egemen olduğunu görüyorum. En önemlisi çağdaş bir işverenin nasıl olduğunu ülkemizdeki işverenlere göstermenin tam zamanı diye düşünüyorum.

KENDİNE YENİ BİR HAYAT ISMARLA

Sizlere önereceğim kitabın adı. Yazarı Dr. Murat Toktamışoğlu. Kitabın kaç baskı yaptığını bilmiyorum ama başucumdaki ikinci baskı (2002). Bir de ilk okuduğum kitabı Kot Pantolonlu Yönetici var...

"Standart hayatlar hapishanesinden kaçış için bir eylem planı... Hayatın değişik dönemlerinde kararlar alırız. Ve bu kararların bir kısmı hayatımızın rotasını değiştirir. Kararlarımızın sayısı, içeriği ne olursa olsun bir insanın alacağı en önemli karar, kendi yaşamı ile ilgili aldığı karardır. Bir insanın yapacağı en büyük yolculuk, kendi içinde yapacağı yolculuktur."

İlk kez bir kitabın bitmesini istemedim. Ve insanın kendine sadece şu soruyu sorması için bile bu kitap okunmalı: Şu anda yaşadığınız hayat gerçekten yaşamak istediğiniz hayat mı?