Google Play Store
App Store
Semra Kardeşoğlu

Semra Kardeşoğlu

semrakardesoglu@birgun.net

Milyonlarca emekli bu yıl da ağır yaşam koşulları altında yaşayacak. Son zamla bu bir kez daha netleşti. Tüm Emeklilerin Sendikası Başkanı Ergen “Yüzdelik zamlar palyatif çözümler. Bugün oy kullanan üç kişiden biri emekli. Bu gücün farkında olup örgütlenmek gerekiyor” dedi.

Hak mücadelesinden emekli olunamaz

Emekli aylıkları aralık ayı enflasyonunun açıklanmasıyla netleşti. Sonuç beklendiği gibi. TÜİK hesabıyla bu kadar oluyor elbette.

Emeklilerin bu kez aylığıma ne kadar zam gelir hesaplamasından dahi uzaklaştığı bir süreç yaşanıyor. Zaten 20 bin lira alan biri için aylık artışın yüzde 10 mu yoksa 12 mi olacağı neden merak edilsin ki. Aradaki fark 400 lira. Bu da bir kilo peynir dahi etmiyor. Yani günlerce tantana çıkarılan “Bir kilo peynir verilecek mi verilmeyecek mi?” Hakim olan hava da “lütufta bulunuyoruz”. Oysa emeklilik yıllarca primin peşin ödediği bir sistem değil mi? 20 bin liraya hakikaten yaşanabilir mi? Ve bu çemberden nasıl çıkılacak?

Bu soruları Tüm Emeklilerin Sendikası Başkanı Zeynel Abidin Ergen’e sordum. Yıllardır hem bugünün hem de geleceğin emeklilerinin hakları için mücadele eden bir isim Ergen.

Bu yıl emekliler sanki aylık artış oranıyla çok da ilgilenmiyor gibi bir izlenimim var. Yani yüzde 12 ile 14 arasındaki fark çok küçük. Sizce de böyle mi durum? 

Gelen bu sonuca şaşırmadık. TÜİK zaten iktidarın noteri rolünde. Rakam bu verilerle düzenleniyor. Marketlerde bir aylık gıda enflasyonu 1,68. TÜİK’e göre 0,89. Dolasıyla TÜİK’e göre artık oranı hesaplamanın yaşamda karşılığı yok. Normalde nedir, pasta büyüyorsa pastanın dilimleri de büyür. Ama emekliler için bu yok. 20 bin TL alan birine yüzde 20 zam yapsanız 4 bin TL alacak. 200 bin TL alan bir milletvekili emeklisi 40 bin lira zam alacak örneğin. Yüzdelik zam yüksek alanın lehine, düşük alanın aleyhine de bir durum yaratıyor.

BUGÜNÜN ÇALIŞANLARI İÇİN DURUM KÖTÜ

Peki ne olacak emeklilerin ve emekli olacakların durumu, ölene dek böyle mi sürecek? Böyle mi öleceğiz? 

Bizim sendika olarak önümüzde iki hedefimiz var. İlki, Cumhurbaşkanı memurlara seyyanen zam açıklamıştı. Ama bu memur emeklilerine verilmedi. Biz tüm emeklilere 20 bin lira seyyanen zam istiyoruz. Artı TÜİK oranında artırılacak ve büyümeden pay verilecek.

ÖNCE EYT’LİLER İŞTEN ATILDI

Uzun vadede ise 5510 sayılı yasanın değişmesini istiyoruz. 2008’de yürürlüğe giren yasa maaş güncelleme katsayısını çok düşürdü. 100 lira maaşla çalışan bir kişinin alacağı 70- 65 liraya düşüyordu emekli olunca. Ama şimdi 30 -35 liraya inecek. Hatta 28 liraya. Maaşı bu kadar aşağı çekince yüzdelik zamla düzeltmek mümkün mü? Büyümeden pay da verilmiyor. Dolayısıyla 6 ayda bir bu krizi yaşayacağız. Hep beraber 5510 sayılı yasa konusunda hareket edip Meclis’te bunun geri alınmasını sağlamak zorundayız. Yoksa sadece palyatif çözümlerle olması mümkün değil.

Emekliler arasına 3,5 yıl önce giren EYT’liler grubu var. Aylıkları kısa sürede eridi. Üstelik özel sektörde krizde işten ilk atılacaklar listesine girdiler. Şu an 40-50 yaşlarında EYT’li bir işsizler grubundan söz edebiliriz. Sendika ne diyor bu konuda?  

İki mağduriyet yaşanıyor. Emekli olunca daha kötü koşullarda daha az maaşla çalışmak zorundalar. Nasılsa emeklisin diyorlar. İkincisi kayıt dışı çalıştırılıyorlar. Kimi zaman asgari ücretin de altında maaşla SGK kapsamı dışında bırakılıyor. Bir de şu oldu. EYT’liler için GSMH’dan ayrı bir bütçe verilmedi. Şöyle yapıldı; Bakıyorlar 4C’li fazla almışsa oradan kırpıp bu tarafa veriyor. Böyle olunca giderek maaşlar baskı altında kalıyor. EYT’liler direniş gösterip haklarını aldılar. Ama o örgütlülüğü devam ettirmediler. Kendilerini ayrı bir statüye koyup emekli örgütlerinin de yanında durmadılar. Toplumsal bir mücadeleyi sönümlendirdiler. Oysa onlar da şimdi aynı sıkıntıyı yaşıyor. Birlikte örgütlenmek gerekiyor.

Emekli sorununu sadece aylık meselesi olarak görmek doğru mu peki? Nüfus yaşlanıyor. İnsani bir biçimde yaşlanmak ve bakım desteği almak da bu meselenin bir parçası değil mi? 

Elbette, ekonomik hakları kazanmak önemli ama bunu siyasal mücadele, bir sınıf mücadelesine oturtmak zorundasınız. Toplumun sorunlarına da el atan, sömürüye karşı çıkan, gençlik ve kadın sorununa sahip çıkan bir sendikal hareketi yaratmamız gerekiyor. Biz sadece bir kitle sendikası değiliz. Kendimizi siyasal özne yerine koymuyoruz. Biz aynı zamanda bir sınıf  ve kitle sendikasıyız. Hem toplumun sorunlarıyla ilgilenen hem de ekonomik demokratik sorunları ortaya koyan bir sendika. Bundan sonra böyle devam edeceğiz. Demokrasi mücadelesinden de emekli olunmaz. Yarının emeklileri bugünün çalışanları durumun farkına varmalı. Birleşik mücadele burada önemli. Bu sisteme karşı ortak payda oluşturmak zorundayız başka türlü başarı şansı yok. Bizim şu an 30 bin üyemiz var. Her ay 500 ila 1000 arası yeni üye geliyor. AYM’deki yasal engel olmasa 100 bini bulurduk.

GÖRMEDİKLERİ KENTLERDE YAŞAMAK ZORUNDALAR

Emekliliğin sosyal yönüne dönmek istiyorum tekrar. Nüfus yaşlanıyor. Üstelik geçmişteki gibi bir ev sahibi olamadan emeklilik geliyor. Dolayısıyla ciddi bir barınma sorunu da yaşanacak.

Evet maalesef bugünden emekliler, köyü varsa dönüyor, köy yoksa hiç bilmediği yeni bir kentte yaşamaya başlıyor. O kadar kolay değil bu durum. Bir bölümü çocuklarından yardım alıyor. Bu da ağır bir şey. Çocuklar zaten kendini kurtaramıyor ki. Sağlık hizmetinde bile sıkıntı var. İlaç katkı payını ödemekte zorlanıyor.

'Çalışmayanın sendikası nasıl olur' diyenler var hâlâ. Onlara ne dersiniz? 

Şöyle bakalım. Bizim muhatabımız iktidar. Biz zamanında bu primleri devlete ödemişiz. Şimdi bize maaş veriyor. Devletin sorumluluğu bunları güncellemek. Doğru biçimde değerlendirmek. Bu sadece maaşla da olmaz. Sosyal olarak da gerekli. Devletle sendika pazarlık yapar, devletten istenir. Kurtuluşumuz kendi ellerimizde. Bugün ülkede her 5 kişiden biri emekli. Oy kullanma çağındakilerin yüzde 27’si emekli. Bir de gidip oy kullananlar var onların ise üçte biri emekli. Gücümüz burada. Örgütlenirsek kendi gücümüzün farkına varırsak, değiştiremeyeceğiz bir şey yok.