Google Play Store
App Store

Osmanlı İstanbul’unda 19. Yüzyılın ortalarında Yahudi Cemaati ağırlıklı olarak Haliç’in karşılıklı iki yakasında, Balat ve Hasköy’de yaşarlar.

Bir grup genç 1884 yılında yoksul Yahudilere sağlık hizmeti vermek için çalışmaya başlar. Bu amaçla Doktor Yüzbaşı Rafael Dalmediko başkanlığında Or-ahayim isimli bir komite kurarlar. Diğer kurucu üyeler arasında Dr. Avramino dö Kastro, Amiral Dr. İzak Molho Paşa, Elia Suhami Rafael Levi, Dr. İzidor Grayver Paşa, Dr. Eliyas Kohen Paşa gibi isimler vardır.

İlk olarak 1885’te iki odalı, iki yataklı bir dispanser açarlar. Yeterli gelmeyince bir süre sonra yandaki binayı da kiralayarak yatak sayısını sekize çıkarırlar. Ancak bu da yetmeyince bir hastane kurmaya karar verirler.

Para bulmak için evlere Or-ahayim kumbaraları dağıtır, yardım toplar, balo ve piyango düzenler, “İnanç, Umut ve Hayırseverlik” isimli tiyatro eserini sahnelerler. Proje için yurt dışındaki Yahudiler de katkıda bulunur.

∗∗∗

Toplanan para ile Haliç sahilinde arsa alınır. Bu arada, 1896’da devrin padişahı 2. Abdülhamit’ten “Yahudi cemaatinin hastalarını tedavi etmek üzere” bir hastane kurulmasına dair ferman çıkartılır.

Hastanenin temeli 1896 yılında atılır. İnşaat iki yılda hızla tamamlanır ve mimarlığını Gabriel Tedechi’nin yaptığı bina 1898’de hizmete açılır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında önce otuz yatağı, sonra kırk yataklık pavyonu yaralı askerler için Hilal-i Ahmer’e tahsis edilen, Balkan Savaşı ve İstanbul’un işgali ve çeşitli göçlere de tanıklık eden hastane 1921 yılında Rusya’dan, 1934 yılında ise Polonya’dan gelen göçmenleri ağırlar.

O günlerden bugünlere birçok doktor hastanede görev yapar. İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra on beş yıl Meclis-i Âlt-ı Sıhhi üyeliği ve 1935-1943 yılları arasında iki dönem TBMM’de bağımsız Niğde milletvekilliği yapan Dr. Samuel Abravaya Marmaralı da u hekimlerdendir. Kırk yıl boyunca Balat Hastanesi’nde çalışan, adı hastaneyle özdeşleşmiş olan Dr. Marmaralı aynı zamanda Atatürk’ü tedavi eden müşavir doktorlar arasında yer alır.

∗∗∗

Or-ahayim Balat Musevi Hastanesi bir hayır faaliyeti ve sağlık kurumu olmasına karşın kuruluş yıllarında dahi gericilerin hedefi olmaktan kurtulamaz. Osmanlı’nın Yahudi Cemaati kuşatmak için Balat’ın çevresine yerleştirdiği dinci cemaatler tarafından sık sık taciz edilir.

Gericiler Eyüp Camii yakınına bir Yahudi hastanesi kurulmasını bahane edip engellemeye çalışırlar. Doktor Rafael Dalmediko bu iftiralar ve suçlamalarla Örfi İdare mahkemesinde yargılanır, neyse ki ceza almaz.

Hastane son olarak iki yıl önce dinci gericilerin hedefi olmuştu. AKP’nin İsrail ile ilişkilerine gıkını çıkarmayan bir grup sözde doktor 18 Kasım 2023 günü hastanenin önüne yürüyüş düzenleyip hedef gösterdiler, eylemi her Cumartesi tekrarlayacaklarını açıkladılar, kamuoyundan gelen tepkilerden sonra vazgeçtiler.

∗∗∗

Dinciler ne kadar hedef göstermeye çalışsa da Balat Musevi Hastanesi başından itibaren Balat halkı tarafından benimsenip sahip çıkılmıştır. Hastane de bu sahiplenmeyi karşılıksız bırakmamış; Müslüman, Hristiyan, Yahudi, her inançtan yoksul ve çaresiz insanlara kucak açmıştır.

Zaten hastanenin girişinde Pasteur’ün şu sözleri yazılıdır: “Bir hastaya ne hangi memleketten olduğunu sorarlar, ne de dinini. Ona şöyle derler: Izdırab mı çekiyorsun? Sana yardım edeceğim.”

Vakıf hastanesi statüsündeki Or-ahayim hiçbir zaman diğer vakıf hastanesi görünümlü özel hastaneler gibi olmadı. Her daim hayır kurumu özelliğini korudu. Bu nedenle de kâr etmek bir yana, başından itibaren Yahudi Cemaatinin maddi destekleriyle ayakta kalabildi. Ancak İstanbul’daki Yahudi nüfusunun iyiden iyiye azalması, mali zorluklar gibi nedenler hastaneyi giderek zora soktu.

Vakıf Yönetim Kurulu geçtiğimiz Temmuz ayında 127 yıldır İstanbullulara sağlık hizmeti veren hastanenin kapatılmasına karar verdi. Hastanenin birçok bölümü şimdiden kapandı, kalan bölümler de bu ay içinde kapanacak.

Hastane binasının akıbeti hala meçhul. Bir söylentiye göre İstanbul’u örümcek ağı gibi saran zincir hastanelerden birine satılacak. Bir başka söylentiye göre ise Vakıflar Genel Müdürlüğü vakıf senedindeki sağlık tesisi şartını kaldırmış, bu durumda muhtemelen otele dönüşecek.

∗∗∗

Aslında belki de en başta yazmalıydım, hastanenin ismindeki Or-Ahayim, “Hayat Işığı” anlamına geliyor.

Or-ahayim Balat Musevi Hastanesi ile birlikte sadece bir hastane kapanmıyor. Haliç’te 127 yıldır ışıldayan bir hayat ışığı sönüyor.

Mümkün olsa da yanmaya devam etse.