Halkın sesi kesilmek isteniyor!
Toplum CHP kaynaklı bir büyük demokratik canlanma yaşıyor. CHP mitinglerinde sergilenen kararlılık her geçen gün bir büyük ivme kazanıyor.
Ancak, bunun önü yine CHP’nin içi kullanılarak kundaklanmak isteniyor.
Bu yürüyüşün önünü kesme girişimlerini boşa çıkaracak olan da doğrudan doğruya yürüyüşün kendisidir.
CHP’NİN BÜYÜK BAŞARISI!
4-5 Kasım 2023 CHP Kurultay’ında işbaşına gelen Özgür Özel’in yönetimi, birkaç ay sonra yapılan 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde çok büyük bir başarı elde etti. Sonrasında ülke siyaseti de bir büyük değişim yaşıyor.
Ekonomi başta olmak üzere her konuda başarısız olan AKP-MHP iktidarı, CHP’nin yerel seçim başarısını kaldıramadı. CHP Yerel yönetimleri daha bir yılını doldurmadan,19 Mart 2025’te, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile başlayan ve giderek yaygınlaştırılan ve derinleştirilen bir iktidar baskısı süreci yaşanıyor. İktidar, eline geçirdiği kesimiyle yargıyı ve her olanağı, özellikle de beslediği basın-yayını kullanarak baskılarını yoğunlaştırıyor. Gazeteci Fatih Altaylı tutuklanıyor; sahibi hakkında kovuşturma açılan Halk TV ‘ye kapatma cezası veriliyor; Sözcü TV ve Tele 1 de cezasız kalmıyor.
Böyle bir ortamda, CHP, genlerinde hep var olan Cumhuriyet değerlerinin de büyük katkısıyla halkla bütünleşerek bu baskıyı aşmaya uğraşıyor.
Cumhurbaşkanı adayının “önseçimle belirlenmesi” demokrasinin toplumsallaşması doğrultusunda atılan dev bir adımdır; bir demokratik devrimdir. AKP-MHP iktidarını bir büyük “iğne batmışçasına” çıldırtan bu olgu ve sonrasının gelişmeleridir. CHP aday saptamakla yetinmedi, cumhurbaşkanı adaylığı sürecini halktan topladığı 20 milyona yakın destek imzasıyla daha da sağlamlaştırdı. Doğrusu, aday da, kendisiyle birlikte, avukatına varıncaya dek tüm çalışma arkadaşlarının tutuklanması; babasının arazisinde arama yapılması gibi iktidarın her olanağı kullanarak yaptığı baskılar karşısında, söylemi ve eylemiyle, çok sağlam durdu; asla geri adım atmadı. Aday, sanal iletişimi de olağanüstü etkin kullanarak, ülke siyasetinin gidişini belirlemeyi başarıyor.
Genel Başkan Özgür Özel, yaptığı sürekli ve geniş katılımlı mitinglerle ülke siyasetini “toplumsallaştırıyor”.
Aday saptamanın ötesine geçilerek siyasetin mitinglerle toplumsallaşması başlı başına bir büyük kazanım; buradan elde edilecek deneyim ve birikimle geleceğin özgürlük ve demokrasinin ideolojisi ve kurumlarıyla “temellendirilmesidir”. Miting birikimi güçlendikçe, halkın karar alma süreçlerine, aday saptamadan somut uygulama programlarına kadar etkin katılımı da kaçınılmaz olarak artacaktır. Cumhurbaşkanı adayını seçenlerin, milletvekili ve belediye başkanı adaylarını da seçmelerini hiçbir güç engelleyemez. Yıllardır suyu tamamıyla kurutulan demokrasi yeniden filizlenir.
İKTİDAR ARIYOR!
Yetersizliği her gün biraz daha açığa çıkan AKP-MHP iktidarı, 13 sene 170 gün CHP’yi yöneten “büyük kolaylaştırıcısı” K.Kılıçdaroğlu’nu-KK yeniden bugünkü çok başarılı CHP’nin başında görmek istiyor, hem de çok istiyor.
Nasıl istemesin? İktidarın getirdiği milletvekili dokunulmazlıkların kaldırılması teklifine “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” diyen, E. İhsanoğlu’nun adaylığını dayatan ve “tıpış tıpış” gidip oy vereceksiniz diyebilen; yine ülkenin yönetim yapısını kökten değiştiren 16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği halk oylamasında, “2,5 milyon mühürsüz oyu geçerli sayan”; büyük ölçüde medrese eğitimi verecek olan Diyanet Akademisi kurulmasına onay veren; Başkan Erdoğan’ın son adaylığının yasallığını tartışmayan, girdiği tüm seçimleri kaybeden ve en yıkıcı olanı, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde, tamamıyla AKP’nin işine yaradığı görülen Altılı Masa yanlışına sarılan ve seçimi kazanabilecek adayların, özellikle de İmamoğlu’nu aday olmasını engelleyen bir KK var.
KK, şimdi de “mutlak butlan” denilen yargı kararıyla, daha doğrusu “iktidarın eliyle” CHP’nin genel başkanı yapılmak isteniyor. Çünkü böyle bir karar 4-5 Kasım 2023 Kurultayının “yok” ya da “yapılmamış” sayılması ve KK genel başkanlığının ve yönetiminin devam edeceği anlamına geliyor.
KK da günlerdir buna hazırlanıyor; giderek, halkın bilinçlenmesini siyasetin toplumsallaşması yoluyla gerçekleştiren o görkemli CHP mitinglerini “yanlış” buluyor; CHP’nin halka değil, yargıya, üstelik “bugünkü” yargıya, gitmesini istiyor. Bir kez daha iktidara destek çıkan KK’nın yapmakta olduğunun adını ben yazmayayım, siz koyun!
CHP’nin, Özel-İmamoğlu ikilisinin yönetiminde izlemekte olduğu, güncel ekonomi, hukuk ve eğitim sorunlarını, AKP-MHP iktidarı tarafından her gün biraz daha uzaklaşılan Cumhuriyet’in değerleriyle harmanlayarak “toplumsal uyanışı güçlendirmeye” dayalı ve “halkın sesi” olan siyaset doğrudur ve kesinlikle kararlı bir biçimde sürdürülmelidir. Bu büyük halk uyanışının ve birlikte yükselen değerlerin Erdoğan- KK işbirliğiyle ”betona gömülmesi” girişiminin önü mutlaka kesilmelidir.
Bu nedenle, 1 Temmuz Salı, İmamoğlu’nun tutuklanmasının 100. Günü yapılacak Çağlayan Mitinginin ve onu izleyecek mitinglerin çok daha geniş katılımlı ve görkemli olması, yalnız iktidara ve onun hain uşaklarına ders vermekle kalmayacak, yarının demokratik Türkiye’sinin temellerini daha da güçlendirecektir.


