Halktan yana bir bütçe için mücadeleye

Sema Pınar - KESK Merkez Yürütme Kurulu Üyesi
KESK 22 Kasım’da Samsun ve Adana’da, 29 Kasım’da İzmir ve Van’da üst başlığı artık sıradan itiraz ve yakınmadan öte ortak duygu halimize dönüşmüş GEÇİNEMİYORUZ sloganı ile ‘’Halk için bütçe, Demokratik Türkiye ‘’ şiarı ile 4 bölgede miting gerçekleştirdi.
Türkiye gibi bir ülkede emeği ile geçinemeyen; kamuda çalışan öğretmen, mühendis, memur ya da hekimseniz, borç harç içinde hayatınızı döndürmeye çalışan 22 bin104 liraya çalışan asgari ücretli ya da kirasını ödeyemediği için okulunu hatta şehrini terk etmek zorunda kalan üniversite öğrencisi ya da tenceresini kaynatmak için meyve-sebze pazarlarının akşam karanlığını bekleyen vatandaş iseniz, evlerini birleştirmek zorunda olan, açlık sınırının yarısı ücretle nefes alamıyoruz diyen emekliyseniz ,ağacına, toprağına, deresine sahip çıkan Havva Ana gibi cesur kadınlardan biriyseniz, üretici olarak ürettiğiniz ürün elinizde kalıyorsa, atanmadığınız için güvencesiz ve geleceksizlik duygusu ile emeği hiçe sayılan öğretmenseniz, Dilovası’nda merdiven altı işletmede 650 liraya ye çalışmak zorunda olan çocuk işçiyseniz…
Ülkemizde ekonomik krizin can yakıcı bir hale geldiği bu ortamda emekçi halk kesimlerinin gündelik ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı ve hatta açlık sınırında yaşayanların büyük kitlelere ulaştığı açıkça görülmektedir. Erdoğan ve Şimşek programının ön gördüğü daha fazla vergi ve daha da derinleşen emek sömürüsüdür.
2003-2025 yılları arasında ölen toplam emekçi sayısı yaklaşık olarak 34 bindir. Bu durum göstermektedir ki emekçiler sadece sömürüyle karşı karşıya değil, adeta katledilmektedir. Bütün iş alanları yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin işçiler için adeta ölüm makinelerine dönüşmüştür. Bu işçi katliamları ağırlıklı olarak sendikal örgütlenmelerin olmadığı yerlerdedir.
Eğitimde bir taraftan siyasal İslamcı, biat eden, sorgulamayan kuşaklar yaratma çabaları devam ederken, öğrencilerin sermayeye ucuz iş gücü olması konusunda hızla adımlar atılmakta ve MESEM’ler üzerinden çocuklar sermayenin çarkları arasında katledilmektedir.
KESK olarak bu dönem ya sokakta olan ya yüzünü sokağa dönmüş olan başta emek-meslek örgütleri, oda ve siyasi partiler, çok çeşitli kurum temsilcileriyle basın toplantısı yapıp seslenerek bu süreci aylar öncesinde başlatmış olduk. Bu rejiminin yarattığı yoksulluk, baskı ve geleceksizlikten rahatsız olan tüm kesimlerle bir araya gelmenin koşullarını ve araçlarını bulmaya çalıştık. Ortak açıklamalar, alan eylemleri ve elbette bölge mitingleri bir araya gelmenin ve güç biriktirmenin araçlarından sadece bazıları.
40’a yakın il gezisi ve çok sayıda kurum ziyaretleri yaptık.
Var olan bütçenin neler içerdiğini, önceliklerinin neler olduğunu kimin payına ne düştüğünü anlatmaya çalıştık, paylaştık.
Bizlerin cebinden toplanan vergiler bizlere sadece daha sefil bir hayat sunuyor. Bütçe kalemleri faize, savunmaya ve diyanete öncelik verirken eğitime, sağlığa, kadına yine kaynak bulunamıyor. Her gün yaşanan grevler, kadın eylemleri, üretici eylemleri, emekli eylemleri, gençlik eylemleri... Hepsinin temelinde aynı iktidar politikaları var.
Bu dönem KESK olarak Emekten- Halktan Yana Bir Bütçe İçin
• Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını, piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,
• Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini, kadınların güvenceli istihdamının arttırılmasını, kadınları şiddetten koruyacak kamusal hizmetlerin genişletilmesini,
• Sefalet düzeyindeki asgari ücretin ve emekli aylıklarının insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çıkarılmasını,
• Kamu emekçileri olarak grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını, evrensel sendikal normlarla uyumlu bir Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi yasasının hayata geçirilmesini,
• Maaşlarımızdaki kayıpların karşılanmasını; en düşük kamu emekçisi maaşının kira, aile, yakacak yardımları ile yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, bunun için mevcut “Toplu Sözleşmenin” 2026 Ocak ayında yenilenmesini,
• Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini,
• Vergilerimizin, üretimi arttırılması, yoksulluğun ve işsizliğin önlenmesi, adaletin, barışın ve demokrasinin tesis edilmesi için kullanılmasını,
• Halk iradesini, hukukun üstünlüğünü, düşünce ve ifade hürriyetini, tüm yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde yaşamasını temel alan bir ülke istediğimizin altını çizdik.
KESK olarak bu dönemi yalnızca bütçe mitingleri, ek zam talepleri ve toplu sözleşme sürecinin yenilenmesi ya da asgari ücret tartışmaları ile sınırlamadığımızı Aralık ve Ocak aylarını da kapsayacak alan-sokak eylemlerini, iş bırakma ve genel grev dahil olmak üzere en başta emek örgütlerine çağrıda bulunarak iktidarın hedef aldığı tüm toplumsal kesimlerle birleşerek ortak bir mücadele zemininde yapmayı planlıyoruz.
Çağrımız’’ yok başka yolu ancak birleşirsek kazanırız diyen herkesedir…




