Nurcan Bilge Gökdemir
nurcangokdemir@birgun.netHangi dağ efkarlıysa orada
Kamu ihalelerini takip ilk görevi oldu. Ülkede dönen rantın, kamu kaynaklarının nasıl hoyratça bazı çevrelere aktarıldığını fotoğrafı olan Kamu İhaleleri Bülteni’nden çarpıcı haberler çıkartması çok uzun sürmedi. Bu görev ona yetmedi, Kızılay gibi çok önemli bir konuya ilgi duymaya, araştırmaya, haber kaynaklarıyla ilişkiler kurmaya başladı

Mark Twain cesareti "Korkunun yokluğu değil, korkuya karşın hareket etme, korkuya hükmetme, korkuyu yönetme" olarak tanımlıyor.
Tutuklu bir gazeteci ile ilgili bir yazıya "cesaret" in tanımıyla başlamak olağan koşullarda tuhaf elbette... Ancak Türkiye’de her zaman ama özellikle de son yıllarda gerçek gazetecilik, cesaretle eş zamanlı olarak ifade edilir oldu.
Bir haftadan bu yana Sincan Cezaevi’nde tutuklu olan BirGün muhabiri İsmail Arı’yı anlatmak için cesaretten söz etmemek eksiklik olur, ancak çoğu 30’lu yaşların altındaki BirGün muhabirlerini anlatmak için insan davranışlarını gözlemleyen ve tahlil eden Mark Twain’in tanımı çok da yeterli değil. Bu gençlerin "korkuya karşı hareket etme, korkuya hükmetme, korkuyu yönetme" becerisinden öte korkuyu akıllarına bile getirmediklerinin sayısız tanıklığını yaptım.
Bunlardan biri de tutuklanması ile Türkiye’de uzun yıllardır görmediğimiz yaygınlıkta bir tepkiyi ateşleyen İsmail Arı... Gözaltına alınma, tutuklanma, belirsiz bir süre ile cezaevinde tutulma riskini hiç aklından çıkartmayan, buna karşın birilerinin uykusunu kaçırtacak, rahatsız edecek ve yargının harekete geçirilmesini sağlayacak haberleri birbiri ardına kaleme alan arkadaşımız İsmail Arı, 22 Mart Pazar gününden bu yana tutuklu. Gazetedeki günlük konuşmaların arasında sürekli dillendirilen gözaltı, tutuklama riskine karşın haber yazmaktan geri durmayan İsmail’in bir büyük korkusu vardı elbette, sevdiklerinden ayrı kalmayı saymazsak eğer "Haber yazamamak, cezaevinde sıkılmak"... İsmail cezaevinde şimdi, sıkılmaya başladığını, haber yazamadığı için mutsuz olduğunu avukatları aracılığıyla gönderdiği mesajlardan anlıyoruz. En kısa zamanda yine BirGün’ün sayfalarından okurlarıyla buluşacaktır İsmail, sadece birkaç gün rutinini oluşturacak kadar bir süre istedi, sonra yakın arkadaşı Furkan Karabay gibi İsmail de cezaevinden yazmaya başlayacaktır...
Gözaltı ve tutuklanma süreciyle birlikte İsmail’i sayısız kere anlatmam istendi. Bu soruya "İyi gazeteci, ondan öte çok iyi bir insan, ülkesine, yurttaşlarına karşı sorumluluk duyan, güzel günlere olan inancını hiç yitirmeyen bir genç adam. Meraklı, habere ulaşmak için tüm kapıları ısrarla zorlayan, habercilikte titiz, yaratıcı, erken yaşta ağır bir mesleki sorumluluk altına giren, bu ülkenin er olmadan general olan çocuklarından..." dedim. Bir de ailesine bağlı, eşine sevdalı, gazetesini, iş arkadaşlarını, yoldaşlarını çok seven, çikolataya düşkün bir güzel çocuk.
İsmail’i, BirGün Ankara Temsilciliğinde haber müdürlüğü yaparken tanıdım. İletişim Fakültesi öğrencisi olan İsmail, BirGün ailesine gazete dağıtıcılığı yaparak katıldı. Okulunu bitirip mezun olunca da gazeteciliğe olan hevesini dillendirdi. "Biraz gelsin gitsin, bakalım umut var mı, gazeteci olabilir mi?" denilerek gazetenin kapıları açıldı İsmail’e. Gazeteci olacağını anlamak çok hızlı oldu, mesleki yaşamımda çok az gazetecide gördüğüm başka bir kumaşı vardı İsmail’in. Kamu ihalelerini takip ilk görevi oldu. Ülkede dönen rantın, kamu kaynaklarının nasıl hoyratça bazı çevrelere aktarıldığını fotoğrafı olan Kamu İhaleleri Bülteni’nden çarpıcı haberler çıkartması çok uzun sürmedi. Bu görev ona yetmedi, Kızılay gibi çok önemli bir konuya ilgi duymaya, araştırmaya, haber kaynaklarıyla ilişkiler kurmaya başladı. Henüz BirGün ile profesyonel bir ilişki kurmamış olan bu 22 yaşındaki genci başının derde girebileceği kaygısıyla önce uyardım, uyarının yetmediğini görünce "Yasak İsmail, sen sadece sana verdiğim işleri yapacaksın" dedim. "Olur" demesine karşın bu yasak kararını tanımadığını, gizli gizli Kızılay’la ilgilenmeye devam ettiğini, oradaki çıkar ağını kısa sürede çözdüğünü görmem çok uzun sürmedi. Bana rağmen yaptığı bu çalışmadan bir kitap çıktı. AKP iktidarları döneminin simgesi niteliğini taşıyan yolsuzluk, usulsüzlük, kamu kaynaklarının yağması, yardım kuruluşu olan bir yapının gerçek işlevinden nasıl uzaklaştığı, bunu depremzedelere çadır satmaya vardırdığını İsmail’in önce haberlerinden sonra kitabından öğrendi kamuoyu...
Kızılay haberleri stajyerlikten mezuniyetini getirdi İsmail’in. Ardından bugüne kadar geçen yedi yıllık süreçte İsmail ülkenin en iyi, en güvenilir gazetecileri arasına girdi.
"İsmail sadece çok iyi bir gazeteci değil çok da iyi bir insan" nitelemesinin izlerini haberlerini yaptığı depremzedelerin dert ortağı olmasında, çocuk yaşta Kuran’a hizmet Vakfı yöneticisi bir kişi tarafından istismar edilen ve tecavüzcüsü ile evlendirilen, bu evlilikten doğan ve aynı erkek tarafından istismar edilen çocuğunun haberlerini gözleri dolu dolu yazmasında, ölümleri duyulduğunda en yakınını kaybetmişcesine üzüntü duymasında, "Çocuğun oyuncaklarıyla oynaması gözümün önünden gitmiyor" deyişinde, eski Kızılay Başkanı’nın kızının neden olduğu bir trafik kazası sonucu ölen çocuğun annesi ile yaptığı dostça konuşmalarda gördük. O kendi deyimiyle "Hangi dağ efkarlıysa" orada oldu. Haftanın yarısını adliyelerde, emniyet müdürlüklerinde mahkemelerde geçirdi, bundan sadece haber yazdığı vakti kaybettiği için üzüntü duydu. 7 yıllık kısacık gazetecilik yaşamına Menzil’in Kasası ve Kızılay Holding kitaplarını, 17 ödülü, haber nedeniyle açılan en az 33 soruşturmayı sığdırdı.
İsmail cezaevinde şimdi, serbest bırakılması toplumun çoğunluğunun ortak talebi. Birçok ilki yaşadık İsmail’in tutuklanması ile. Son yıllarda Ankara’da tutuklanan ilk gazeteci oldu, tutuklanmasına doğru haberine karşı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin yaptığı yalanlama açıklaması gerekçe oluşturdu. Dosyaya İsmail’in suçlanmasına, cezalandırılması yol açabilecek hiçbir delil koyamadılar, koyamayacaklar. Çünkü o sadece gazetecilik yaptı, gerçek gazetecilik...
Başka ilkler de oldu, bu tutuklanmaya karşı ülkenin dört bir yanından görülmemiş boyutta tepkiler yükseldi, siyasiler, meslek örgütleri, dernekler, öğrenci toplulukları, işçiler, sendikacılar, gazeteciler, İsmail’in haber kaynakları, illa da BirGün okurları, "İsmail çıkacak yine yazacak" sloganları ile meydanları, sokakları doldurdu.
Toplumsal olaylarda kendisini korumak için kullandığı bareti, bilgisayarı, çiçeği ve bir de çikolatasının durduğu çalışma masası İsmail’i bekliyor. İnanıyoruz, "İsmail çıkacak yine yazacak"...



