Hatay’da dayanışmadan başka bir şey yok
5 Şubat 17.30’da KESK-TTB Koordinasyon Merkezinden toplanılıp Saray Caddesine yürünecek. 6 Şubat 4.17’de Köprübaşı’nda Yunus Emre parkında depremde kaybedilenler anılacak.

Levent Hekim
Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen başta kalıcı konut sorunu olmak üzere eğitimden, sağlığa, altyapıdan ekonomiye birçok problem çözülemediği gibi sorunlar daha da katmerleşerek devam ediyor.
Tüm bu olumsuzluklara, sorunlara karşı Hatay Depremzede Derneği mücadele çağrısı yapmaya devam ediyor. Depremin 2. yıldönümü 5-6 Şubat tarihlerinde Depremzede Derneği başta olmak üzere tüm demokratik kitle örgütlerinin içinde olduğu 6 Şubat Platformu bir dizi eylem ve etkinlik düzenleyecek.
5 Şubat 17.30’da KESK-TTB Koordinasyon Merkezinden toplanılıp Saray Caddesine yürünecek. 6 Şubat 4.17’de Köprübaşı’nda Yunus Emre parkında depremde kaybedilenler anılacak. Hatay Depremzede Derneği herkesi eylemlere katılmaya çağırıyor. Depremin 2. Yılında Hatay’ın sorunlarını Hatay Depremzede Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri ile konuştuk.
TÜM SORUNLAR ORTADA DURUYOR
Ece Doğru - Depremzede Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Depremzede Derneği olarak 2. yıl deprem raporu hazırlığı içerisindeyiz. Barınma, eğitim sağlık, hukuk, altyapı, ulaşım, göç demografik yapının değişmesi, ekonomi hak ihlali yaşandığını düşündüğümüz her konu hakkına bir araştırma süreci yürütüyoruz. Birinci yıl hazırladığımız raporda vardı. Birinci yıldan bugüne neler değişti neler değişmedi üzerine karşılaştırmalı bir rapor hazırlamaya çalışıyoruz. Hatay halkı olarak şu an en acil ihtiyaç ve mücadele, bedelsiz kalıcı konut olduğunu düşünüyoruz. Sağlık iki yıldır hâlâ çözülememiş en temel problemlerimizden bir tanesi. Aile sağlık merkezleri; birçoğu onarılmadığı gibi, konteynerlerde hizmet vermeye devam ediyor.

Eğitimdeki sorunlarda çözülmüş değil. Okulu bırakan terk eden öğrenci sayısı günden güne artıyor. Yaptığımız araştırmalar da gösteriyor ki iki derslikten biri kullanılamıyor. Birçok yerde eğitime konteynerlerde devam ediliyor. Buna rağmen sağlam olan birçok okulda kamu kurumları, emniyet tarafından kullanılmaya devam ediyor. Örneğin Antakya’da bir Anadolu Lisesinin il emniyet tarafından kullanılması hakkında yetkililerle görüşme yaptık. Ne zaman boşaltacaklarını sorduğumuzda inşallah sene sonunda cevabını aldık. Altyapı sorunları da çözülmüş değil. İnternet, elektrik su sürekli kesintiye uğruyor. Çoğu noktada su, elektriğe bağlı. Bu noktada kesintiler çifte mağduriyetler yaratıyor. Elektrik ve suyun kesintileriyle beraber hijyen problemi onun yarattığı sağlık problemleri baş gösteriyor. Sağlığa erişim de zor olduğundan problemler zincirleme devam ediyor. Kentte doğru düzgün yürünecek kaldırım yok. Bu çerçevede ampute bireylerin yaşadığı ciddi problemler var. Normal vatandaşların bile yürüyeceği bir yol yokken, birde ampute bireyleri ve engelli bireylerin hali düşünün. Kadınların üzerindeki yük gittikçe ağırlaşmış durumda. Kadın emeğinin çeşitlenmesi, çocuk bakımı, yaşlı bakımı, hasta bakımı üstelik bütün bunlar 21 metrekarelik konteynerlerde yapılıyor. Geçtiğimiz günlerde aile ve sağlık il müdürüyle görüştük. Müdür bize “800 bin insana ulaştık, psikososyal destek çalışmaları gerçekleştirdik” diyor ama söyledikleri çok gerçekçi durmuyor. Çevremizde ebeveyn kaybı yaşayan birçok öğrencimiz, birçok insan var. Bu insanlar psikososyal destek almadıklarını söylüyorlar ki biz şunu biliyoruz psikososyal destek çalışmalarını sivil toplum örgütleri gerçekleştiriyor. Bizler de hâlâ bazı mahallelerde psikososyal destek çalışmaları yapıyoruz. Ekolojik yıkım devam ediyor. Hâlâ kentimiz ikinci yıla girmesine rağmen toz duman altında. Susuz yıkımlar devam ediyor. Sağlıklı bir yapılaşma yok. Kentin yeniden inşasında Hatay halkının hiçbir şekilde sözü yok. Kim nerede yaşayacak buna dair demografik yapıya dair hiçbir bilgimiz yok. Antakya’nın merkezinde yaşayan biri mesela nereye yerleştirilecek, Antakya’nın bir köyünde mi yaşayacak? Komşularımız kim olacak? Tüm bu sorular ortada duruyor.
YETKİLİLER SORUMLULUKTAN KAÇINIYOR
Ekrem Deveci - Depremzede Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Konyerner kentler normalde geçici barınma merkezleri olarak ortaya konulur. Depremden sonra ancak geçici barınma merkezlerinin de adı üzerinde geçici olması gerekir normalde. Normal şartlar altında TMMOB’nin, bu konuda araştırma yürüten uluslararası kuruluşların barınma merkezlerinin sürelerine dair birtakım önerileri olur. Konteynerlerin en fazla bir yıllık olması noktasında bir önerisi var. İkinci yıla geldik hâlâ konteyner kentler boşaltılmadı. Kalıcı konutlar meselesine geçemedik. Verilen sözler vardı. Depremden bir ay sonra Recep Tayyip Erdoğan “bir yıl içerisinde kalıcı konutlara ulaşacaksınız” diye bir söz vermişti depremzedelere. İki yıl geçmiş olmasına rağmen şu anda teslim edilen konutlar %10-15’ten fazla değil. Şu anda iki yılın ardından kalıcı konut meselesi en önemli sorun olarak karşımızda duruyor. Hatay’da yaklaşık 200 konteyner kent var. Bu kentlerde yaklaşık 50 bin insan yaşamaya devam ediyor. Diğer taraftan şöyle bir sorun var; bizim Depremzede Derneğinin de içinde olduğu Barınma Hakkı Platformunun bir süredir yürüttüğü bedelsiz konut talebi var. Diğer yandan anahtarı teslim edilen bir sürü vatandaş halen ne kadar borçlandığını bilmiyor.

Bu durum da ayrı bir belirsizlik olarak karşımızda duruyor. Diğer taraftan anahtar teslimi yapılan hiçbir evin altyapı ve üstyapı problemleri; elektrik, su, doğalgaz gibi problemler çözülmüş değil, yolları açılmış değil. Barınma meselesi bir yana on binlerce insan hayatını kaybetti. Bu insanların neden öldüğünü nasıl öldüğünü hâlâ bilmiyoruz. İmar affı yasaları, seçim yatırımı olarak verilen imar izinleri, imar barışı bu uygulamalar yüzünden on binlerce insan maalesef yaşamını yitirdi. Çevre Şehircilik Bakanlığı, yerel yönetimler bu süreçlerden sorumlu yetkililer dahil hiç kimsenin yargılanmadığını görmüyoruz. Bir yetkili çıkıp da “ben bu vebalin altında kalamam” deniyor. Bir kişi bile istifa etmedi. Sonuç olarak Hatay halkı iki yıldır bu sorunlarla baş etmek zorunda bırakıldı. Geçen sene yerel seçimler öncesinde Hatay halkı iktidar tarafından tehdit edilmişti “Eğer bizi seçerseniz hizmet gelecek, seçmezseniz hizmet gelmeyecek” şeklinde. Gelin görün ki şu anda merkezî iktidarla yerel iktidar aynı çizgide olmasına rağmen biz bu sorunları yaşamaya devam ediyoruz maalesef.
SORUNLAR BİRİKEREK ARTIYOR
Can Çiçek - Depremzede Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
Eğitim büyük bir problem olmaya devam ediyor Hatay’da. Konteynerlerde derslerin yapılması ile birlikte ders saatleri 30 dakikaya indirildi. Hem fiziksel hem de mental olarak sağlıklı bir ders ortamının olmadığı açık. Diğer en önemli sorunlardan biri de işsizlik ve istihdam meselesi. Şu anki çıkan yönetmeliğe göre deprem bölgesinde işletmelerin sigortasız işçi çalıştırma hakları var. İşletmelerin birçoğu çalıştırdıkları personellerin sigortasını bu yasaya dayanarak yapmıyor. Sigortasız düşük ücretli çalıştırıyorlar. İtiraz ettiğin zamanda işsizliği kullanarak “sokakta işsiz çok” diyerek uzun çalışma saatlerine mahkûm bırakıyorlar.

Diğer yandan küçük işletmeler konteynerlerde hizmet vermek durumunda kaldı. Bu da dar alanda personel sayısının azalmasına neden oldu. Özetle Hatay’da işsizlik problemi had safhaya çıkmış durumda. Bir diğer problem de taşocakları gece gündüz çalışıyor. Ve geceleri şehrin her yerinden patlama sesleri duyuluyor. Çocuklar başta olmak üzere Hatay halkı tedirginlik yaşıyor. Kültür sanat faaliyetleri neredeyse yapılamaz duruma geldi. Yapılsa bile ulaşımın hâlâ düzenlenememesinden kaynaklı insanlar bu tür faaliyetlere katılamıyor. Toplu ulaşım çok sınırlı olduğundan çoğunlukla otostopla ulaşım sağlamaya çalışıyor insanlar.


