Google Play Store
App Store

Gaziantep’teki patlamadan bir gün sonra, 21 Ağustos Salı günü akşamı TV kanallarındaki haber programlarında birinci gündem neydi dersiniz?

Çok ama çok can alıcı bir meseleydi…

Sahiden, Türkiye nefesini tutmuştu; ekran başındaki milyonlar “nasıl olacak acaba?” merak ve heyecanı içindeydi. Ülkenin dört bir yanındaki insanlar “patlamayı”, “Türkiye nereye götürülüyor?” gibi dertleri bir kenara bırakmış, tek bir konuya odaklanmıştı:

Tatile çıkan İstanbullular bayram sonrası evlerine nasıl dönecekler?

Sonunda rahatladılar: Gebze-İstanbul otoyolunun güney şeridi de İstanbul yönüne giden araçlara ayrılmış, bu arada Topçular-Eskihisar arasına ek feribot seferleri konulmuştu.

Böylece Türkiye derin bir oh çekti.

Çünkü İstanbullu evine rahat dönebilecekti…

***

Abartı sanılmasın: 21 Ağustos akşamı en az on TV kanalında bu haber bıktırırcasına tekrarlandı.

Eğer tesadüfse, çıkarılabilecek bir tek sonuç vardır: Bu ülkede halk, bayram sonu İstanbullunun evine nasıl döneceğiyle patlayan bombadan daha fazla ilgileniyordur ve medya da bu ilginin karşılığını vermiştir.

Tesadüf değilse, yani ortada “bilinçli bir tercih” varsa da şöyle bir sonuç öne çıkmaktadır: İktidarların ve onun güdümündeki medyanın, bir, üzerine üzerine gidip sivriltilmesini istediği olaylar vardır, bir de (en azından bir süre için) “seyreltilmesinde”, nasıl kullanılacağına tam karar verilmeden önce çok fazla öne çıkarılmamasında yarar gördüğü olaylar.  Eğer tesadüf değilse, iktidar (ve medya) bombalama olayının (şimdilik) seyreltilmesinde yarar görmüştür.

Bayram dönüşü trafik akışı ise el hak iyi bir “seyreltici” sayılabilir; bu ülke nüfusunun yüzde 18’i İstanbul’da yaşamaktadır.

Hoş, İstanbul’da yaşamasa bile TV karşısında “bak bunu iyi düşünmüşler” diyecek bir o kadar da zerzevat vardır.

***

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in Gaziantep’teki olaya ilişkin sorular karşısında sıkıştığı bir noktada verdiği yanıt, az önceki değerlendirmeyi teyit eder mahiyettedir: “Hayat devam ediyor!”

“Hayat devam ediyor” yerine göre gerçekçiliği, yerine göre de aczi ifade eder. Örneğin 2005-2006 sezonunda Malatyaspor’un küme düşmesinin kesinleştiği maçın hemen ardından bu takımın futbolcusu Evren ağlayıp sızlayacağına “hayat devam ediyor” demiş, bu “gerçekçiliğiyle” takdir toplamıştı.

O zaman İdris Naim Şahin’in sözleri de aynı kategoriye sokulamaz mı?

Aslında, amaçlanan budur.

Bölgede boyundan büyük oynamaya kalkan AKP, hesap edemediği çok yönlü ve çok olasılıklı gelişmelerle karşılaşınca süreçleri yönetemez hale gelmiştir. Çıkıp bunu açıkça söyleyemeyeceğine, gelişmelerin kendi kontrolünden çıktığını kabul edemeyeceğine göre, tutunabileceği dallardan biri “hayat devam ediyor” söylemidir.

Bayram sonrası İstanbul’a dönüş trafiği,  “hayatın devam ettiğini” cümle âleme duyurma malzemesi olmuştur. 

Aczin, “gerçekçilik” ambalajıyla piyasaya sürülme çabasıdır.

***

Bundan sonraki gelişmelerin en kalın çizgileriyle yorumlanmasında ve anlamlandırılmasında iki ayrı konumun öne çıkacağı şimdiden bellidir.

Birinci konum: Türkiye (AKP) başlarda kendini “özne” saydığı bir sürecin giderek daha fazla “nesnesi” haline gelmektedir. Kendi perspektifleri ve kafasında şekillenen “nihai” bölge dengeleri ile emperyalist odakların kaosa, belirsizliklere ve ucu açık süreçlere oynayan vizyonu arasındaki açı giderek büyümektedir ve bu açı büyüdükçe Türkiye (AKP) kontrolü elinden daha fazla kaçırmaktadır.

İkinci konum: Türkiye (AKP), icabında emperyalist odaklara da mesafe koyan kendi vizyonunu gerçekleştirme yolunda kararlılıkla ilerlemekte, bundan rahatsız olanlar da Türkiye’nin yoluna taş koymak için bin bir oyun oynamakta, “şer güçleri” devreye sokup Türkiye’yi bozmak için ellerinden geleni yapmaktadır.

AKP, işin aslı olan birinci konumu ikincisiyle kamufle etmek için elindeki tüm güçleri cepheye sürecektir. Elbette, ikide bir çuvallayacak, duvara toslayacaktır. Böyle durumlarda “kitle seferberliği”, zaman zaman akla gelse bile riskleri fazla olduğundan biraz uzakta tutulan bir alternatiftir.        

Şimdilik daha “sakin” bir alternatif gündemdedir:

“Hayat devam ediyor…”