Hayatta kalma mücadelesi

Milyonlarca emekçi 9 Temmuz’da Hindistan tarihinin en kitlesel grevlerinden birine imza attı. Daha önce yapılması planlanan grev, Pahalgam’daki sivillere yönelik saldırı sonrası ertelenmişti. Ancak işçi karşıtı yasalara karşı direniş kararlılıkla sürdü.
Bu mücadele, hükümetin çıkardığı dört yasayla — Ücret Yasası, Endüstriyel İlişkiler Yasası, İş Güvenliği ve Çalışma Koşulları Yasası ile Sosyal Güvenlik Yasası’yla — ivme kazandı. Bu düzenlemeler, 44 iş yasasını tek çatı altında toplayarak ücret, sosyal güvenlik, işyeri güvenliği gibi temel hakları zayıflatıyor. Emekçilerin yıllar içinde kazandığı haklar, Modi hükümetinin şirket yanlısı politikalarıyla adım adım ortadan kaldırılıyor.
Grev yalnızca sendikalar tarafından değil, işgücünün her kesimi tarafından desteklendi. İnşaat, finans, dijital platform ve göçmen işçiler ortak taleplerle ses yükseltti. Bu birlik, çiftçilerin ve tarım emekçilerinin de katılımıyla tarihsel bir anı temsil etti. Belki de ilk kez böylesine kapsamlı bir birlik ortaya çıktı. Artık mesele sadece geçim değil, bir varoluş mücadelesidir. 9 Temmuz eyleminin şiddeti, önerilen iş kanunlarının yarattığı kapsamlı tehditten kaynaklanıyordu. Bu kanunlar, neredeyse tüm düzenleyici çerçeveleri ortadan kaldırarak ve işçilere yönelik yasal korumaların son kalıntılarını da ortadan kaldırarak, şirketlere tam bir serbestlik tanıyor. Hükümetin bunu “emek dostu reform” diye sunması ise trajikomik. Hükümet, bir yandan işçilerin ve diğer emekçi sınıfların haklarına topyekûn saldırırken, diğer yandan Hintli ve yabancı şirketlere 1.45 trilyon rupi (yaklaşık 1 trilyon dolar) değerinde ayrıcalıklar sundu. Bu miktar sağlık ve eğitim bütçesinin toplamını aşıyor. Bazı ekonomistler, Hindistan’daki eşitsizliğin sömürge dönemi seviyelerini aştığını söylüyor. Üst gelir gruplarının serveti hızla büyürken, işçilerin geliri hızla düşüyor. Yapılan eylem, bu derin adaletsizliğin yankısıydı. Yeni yasalar, Modi hükümetinin 2009’dan beri savunduğu “işgücü piyasasında esneklik” anlayışını kurumsallaştırıyor. Oysa bu, gerçekte “işten at, kolayca yenisini al” anlayışının yumuşatılmış adıdır. Hükümetin söylemleri artık gülünç bir hal alıyor. Öyle ki Hindistan’ın “en eşit dördüncü ekonomi” olduğunu iddia eden araştırmalar, gelir yerine harcama verisiyle gerçekleri çarpıtıyor. 9 Temmuz’da sergilenen dirayet, hükümete açık bir mesajdır: Talepler karşılanmasa da geri adım atılmayacak. Bu mücadele büyüyerek sürecek.
Kaynak: Peoplesdemocracy
Çeviren: Atahan UĞUR


