Haydi bayramlaşmaya…
Bayramlarda bayramdan başka bir şey konuşmadığımız günleri de olmuştu memleketin, belli bir yaşın üstü herkes hatırlar.
Eşi dostu, hısımı akrabayı ziyaret edin, arayın sorun. İnsanlar yalnız olmadıklarını, etraflarını çeviren sımsıcak bir çember olduğunu hissetsinler… Bayram o hissin kendisi zaten!
En son ne zamandı öylesi bayramlar? Her partiyle bayramlaşan tek parti CHP’nin, “bayram benim neyime” diyerek hiçbir partiyle bayramlaşmadığı bir bayrama geldik.
Kurban bayramı!
Kurban ve bayram? Arkasında ancak dayanışmaya, paylaşmaya ve yardımlaşmaya dair bir felsefe ve onun pratiği varsa bayram olabilir bu. Sevgiyi, mutluluğu, direnci paylaşarak büyütmeye; güçlükleri, yoklukları ve acıları paylaşarak azaltmaya bayram denir ancak.
Bütün yıl bugünü bekleyerek besicilik yapanlar, kurban pazarlarına getirdikleri hayvanlarına kurban kendileriymiş gibi bakarak, satamadan götürmenin derdiyle dertlenirken, her alana yayılmış ekonomik sıkıntıların bugüne özgü fotoğrafını yansıtıyorlar.
Arife günü 10. Yargı Paketi’nin yürürlüğe girmesi ardından salıverilenler “bayram hediyesi” dediler. Sevindiler. Sevinilir tabii dört duvar arasından çıkınca.
İçlerinden biri, Sincan Cezaevi önünde; “Daha kapsayıcı bir yasa olsa daha fazla sevinirdik” dedi, tam bayramlık bir diğerkamlıkla: “Yıllarca çoluğuna, çocuğuna, eşine, anasına, babasına hasret insanları düşünürken bizim çıkıp da sevinmemize kendi kişiliğimce hüsrana uğrardım. Ben açıkçası çıktım diye sevinmiyorum.”
Dilerim, kimsenin dört duvar ardında olmadığı bayramları da olur memleketin.
Bayram geldi; gidin, eşi dostu, hısımı akrabayı ziyaret edin denilen kültürde, tam da bayram öncesi İBB soruşturmasında tutuklanan insanların, eşinin dostunun, anasının babasının, çoluğunun çocuğunun ziyarette zorlanacağı uzak cezaevlerine dağıtılmasını yaşadık. Bu, bir kültürün kurban edilişi değilse nedir?
Tarih boyunca her toplumda bir şeyler kurban edildi, bir inanç ve amaçla. Asla kurban edilmemesi gereken şeyler de var ama. Hep olacak.
Barış öyle bir şey işte. Kardeşlik, sevgi, dostluk, dayanışma, vefa, merhamet, vicdan öyle şeyler. Gazze’de çocuklar açlıktan ölürken, lokmaların boğazda düğümlenmesi öyle bir şey. Haksız hukuksuz yere demir parmaklıklar ardına konulmuş olanlar varken özgür hissedememek öyle bir şey.
Asla kurban edilmeyecek, edilmesine izin verilmeyecek şeylerin en başında iyilik var. Gerçek bayramlar yaşamak istiyorsak, iyiliğin kötülüğe kurban edilmesine izin vermeyeceğiz.
Bayramlar birlik beraberlik günleridir, küslüklerin unutulduğu ve kucaklaşılan denilir ya… İyiliğe sahip çıkan herkes, aralarındaki diğer ayrılıklara teferruat deyip omuz omuza verdiğinde, ancak o zaman bayramlar bayram tadında yaşanacak.
Bir de sağlık, sıhhat tabii. Dil ağrıyan dişe değermiş, nereniz acıyorsa canınız orada olurmuş ya. Benimki de o hesap. Ufak tefek ağrılar, ama hiçbiri çok ciddi değil. Küçük bir operasyon, şimdilerde iyice basit ve güvendiğim iyi bir doktor elinde son derece kolay… Şu dillere pelesenk olan ifadeyle aslında “Sıkıntı yok” yani. Ancak, bayramdan sonra biraz bunlarla uğraşacağım. O yüzden ay sonuna kadar bana izin.
Ama haydi şimdi bayramlaşmaya! Hepimizin, herkesin daha iyi olduğu günler için dayanışmaya, kucaklaşmaya.


