Hazar’dan Akdeniz’e Amerikan düzeni
ABD’nin Türkiye-Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 1 Kasım’da Bahreyn’de katıldığı forumda sarf ettiği şu sözler Ortadoğu’daki emperyalist dizaynın net bir itirafıydı: "Başkan (Trump) tüm satranç tahtasını değiştirdi. Her yerde bunu görüyorsunuz. Türkiye ve İsrail savaşmayacak. Hazar Denizi’nden Akdeniz’e kadar bir işbirliği -hizalanma- göreceksiniz."
Ortadoğu şerifi edasıyla bölgede mekik dokuyan Barrack’ın bahsettiği hizalanma kademe kademe gerçekleşiyor. Gazze, Lübnan, Suriye, Irak, Somaliland, Kafkasya… Listeyi daha da uzatmak mümkün.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail ile birlikte, siyasal İslamcıların da desteğiyle, Ortadoğu’yu şekillendirmek için harekete geçen ABD’nin “özel elçi”sinin bahsettiği bu işbirliği Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesini’nin (GBOP) bir çıktısı.
GENİŞLETİLMİŞ BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ
Suriye’den İran’a, Gazze’den Lübnan’a uzanan kanlı proje yeni değil, tasarımı iki binli yılların başlarında yapıldı. Önce Büyük Ortadoğu ardından da Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi adıyla servis edildi.
Genişletilen proje, Elbruz Dağları’ından Afrika Boynuzu’na, Hindikuş’tan Atlas Dağları’na yani İran’dan Somali’ye, Pakistan’dan Fas’a uzanan geniş bir coğrafyayı kapsıyor.
Amaç, bütün bu bölgede ABD-İsrail çıkarlarına uyumlu toptan bir dönüşümü sağlamak. ABD’nin Güney Kafkasya’ya sızarak Ermenistan-Azerbaycan arasında Trump Koridoru kurması da, İsrail’in Somaliland’ı tanıması da, Gazze’nin yerle bir edilmesi de bu sürecin adımları.
ORTADOĞU’DAKİ AFGANİSTAN; SURİYE
Amerikan meşeli projenin üç kavşak ülkesi vardı; Suriye, Libya ve İran. Her üç ülke de İsrail ve Amerikan düzeninin önünde bir set oluşturuyorlardı. Libya ve Suriye içeriden çökertildi. El Kaide artığı Heyet Tahrir Eş-Şam (HTŞ) Suriye’de işbaşına getirildi, çok parçalı Libya IŞİD-El Kaide unsurlarının karargâhına dönüştürüldü.
Ortadoğu jeopolitiğinde özellikle Suriye kritikti. 8 Aralık 2024’te önü açılan HTŞ’nin Şam’a girerek ülkeyi ele geçirmesi denklemi kökten değiştirdi. Kürtlerle yaşanan bir yıllık gerilimli sürecin ardından dün itibariyle HTŞ rejimi ülkenin tamamında hâkim oldu.
SDG ile Şam’daki HTŞ rejimi arasındaki anlaşma doğrultusunda Kürtlere kısmi haklar tanınarak merkezi yapıya entegrasyon sağlandı. Kürt yönetici İlham Ahmed’in ABD ve Fransa’ya teşekkürü, Barrack’ın anlaşmayı, “derin ve tarihi bir dönüm noktası” olarak değerlendirmesi birbirini tamamlayan açıklamalar. Afganistan’ı Taliban’a teslime den emperyal güçler Suriye’yi de HTŞ’ye bahşetti. El Kaide artığı unsurlar da vakit geçirmeden makyaj yasağıyla Taliban’ın izinden gideceklerinin “güvencesini” vermiş oldu.
GBOP’UN KIRILMA NOKTASI İRAN
Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi’nin ana arteri olan İran ise büyük bir kuşatmayla karşı karşıya. İran geriletilmeden ya da diz çöktürülmeden ABD-İsrail’in 7 Ekim 2023’den bu yana adım adım inşa etikleri “yeni Ortadoğu düzeni”nin tutması, işlemesi mümkün değil.
İran’ın mevcut hali Yemen’deki Husileri de Lübnan Hizbullahı’nı da Filistinli direniş örgütlerini de besleyen bir etmen.
ABD ve İsrail, kanlı düzenlerinin dirençle karşılaşmaması için İran’ı ve de Şii jeopolitiğini çökertme peşinde.
Trump’ın ülkedeki protestoları bahane ederek “demokrasi havariliği”ne soyunması “demokrasi-özgürlük” sevdasından değil, emperyal planlarının eseri.
ABD NEDEN İRAN’I HEDEF ALIYOR?
- İran’a diz çöktürmek: İran halihazırda Ortadoğu’da ABD’nin bölgesel politikalarına ve İsrail’e karşı kafa tutan yegane güç. Filistin’in hamisi konumunda, Husiler, Hamas, Hizbullah, Haşdi Şabi gibi yapılar üzerinden bölgede etkin, önemli bir güç konumunda.
- Şii nüfuz alanını geriletmek: Ortadoğu’nun mezhep odaklı jeopolitik kapışmasında İran, Şii jeopolitiğinin merkez kuvveti. Sünni Körfez Arap Monarşileri’yle ciddi bir kapışma halinde. Bahreyn, Irak, Lübnan’daki Şiiler, Yemen ve Suudi Arabistan’daki Zeydiler nüfuz mücadelesinin unsurları. İran, son bir yılda Suriye sahasını kaybetse de buradaki etki alanı da yeniden güç kazanabilir.
-Neoliberal sisteme eklemlemek: Amerikan emperyalizminin bir diğer derdi de İran’ı neo liberal tahakküme olabildiğince hızlı bir şekilde eklemlemek. İran, neoliberal-kapitalist politikaların uygulandığı bir ülke olsa da, kapitalist sistem açısından yeterli hızda “neoliberal” pazara entegre olmuş değil. Dizginsiz bir neoliberal sömürü için İran’ın “fethedilmesi” gerek.
-Enerji kaynaklarını gaspetmek: İran enerji zengini bir ülke. Yeraltı ve yer üstü kaynakları muazzam bir potansiyele sahip. Buradaki petrol-gaz rezervlerinin ve de nadir toprak elementlerinin büyüklüğü Batı emperyalizmi açısından iştah kabartıcı.
-Avrasya’ya açılmak: İran aynı zamanda coğrafik olarak da Batı emperyalizmi açısından Avrasya’ya açılan bir kapı konumunda. Kuzeyden Rusya bariyerini aşamayan ABD, orta koridordan Avrasya’ya sızma çabasında. İran’ın devrilmesiyle ABD, Çin’e uzanan belki de son bariyeri de aşmış olacak.
AFGANİSTAN’DAN LİBYA VE SURİYE’YE
İsrail’in İran’a saldırısıyla 13 Haziran’da başlayan, ABD’nin de dahil olduğu 12 günlük savaş bir evreydi sadece. Şimdi savaşın ikinci perdesi sahnelenmek isteniyor. Washington ve Tel Aviv topyekûn bir saldırının hazırlıklarını yaparken meselenin sadece İran olmadığı, Barrack’ın da ifade ettiği gibi “Hazar Denizi’nden Akdeniz’e uzanan bir Amerikan düzeninin inşası” olduğu apaçık ortada.
Afganistan’dan Libya ve Suriye’ye tüm ülkeler birer birer köktendinci aktörlere teslim edilirken Genişletilmiş Büyük Ortadoğu coğrafyası kan ve gözyaşıyla sulanıyor.


