Google Play Store
App Store

Kıtlık toplumu çok gerilerde kaldı, artık vitrinler son moda hakikatlerle dolup taşıyor. Hakikatlerin pıtrak gibi çoğaldığı hakikat-sonrası çağdayız ve neye inanıp neye inanmayacağımız konusunda kararsızız. Kısa bir süre hakikat olan, çok geçmeden yerini bir başkasına bırakıyor. Vitrin vitrin dolaşmak, beğendiğiniz bir hakikati tezgahtardan isteyip giyinme odasında denemek, üstünüze olmadıysa bir boy büyüğünü ya da küçüğünü istemek ve aynı işlemi biteviye tekrarlamak. Çok yorucu. İnsan, üniforma gibi üzerine geçireceği tek hakikatin olduğu zamanları özlemiyor değil, artık hakikatlerden hakikat beğenmek zorundayız. Vitrin ışıkları altında albenili görünen hakikatler gün ışığına çıktıklarında tüm cazibelerini yitirip süflileşiyor. Tıpkı fast-food, fast-fashion’da olduğu gibi, hakikatlerin de hızla tüketildiği fast-hakikat çağında yaşıyoruz. Belediyelerin hakikat toplama kutuları, kullanılıp atılmış hakikatlerle dolu. TV ekranlarında durmadan yeni hakikatler pazarlanıyor ve hakikatlerin satın alınıp alınmayacağı konusunda uzmanlar uzun uzadıya tartışıyor. Kimi tüketici modaya çok düşkün, yeni hakikatleri yakından takip ediyor, çıkar çıkmaz hemen satın alıp sırtına geçiyor. Kimisi ise vintage hakikatlerin peşinde, şehrin eskicilerini dolaşıyor.

Hazır hakikat endüstrisi geliştiğinden beri artık hiç kimse kendi hakikatini kendisi dikmiyor. Hakikatler hazır olarak satılıyor. Eskiden öyle mi? Olgular kesilip biçilir ve herkes kendi bedenine uygun hakikatler dikerdi. Eskiyen hakikatler atılmaz, yama yapılıp onarılır ve yeniden giyilirdi. Sonra bu iş terzilere devredilince terziler bedenlerimiz için hakikatler dikmeye başladı. Platon’un tanrısı Demiurgos da bir terziydi. Demiurgos yoktan var etmez, var olan malzemeye şekil verirdi. İki ayrı dünyayı, idealar dünyası ile yeryüzünü, iki farklı kumaşı birbirine diken yüce bir terzi. Terzinin diktiği hakikat içinde bedenlerimizin pek rahat olduğu söylenemez. Ne zaman takım hakikati sırtıma geçirsem, kendimi kalıba sokulmuş gibi hissederdim. Zamanla insan kalıpların içinde yaşamaya da alışıyor. Fakat terziler değiştikçe hakikatlerimiz de değişiyor. Zaman geldi, deli gömleklerini andıran hakikatler giymek zorunda kalmadık mı? Eski terzileri arar olduk. Ve hakikat endüstrisi hazır hakikatler üretmeye başlayınca kendimizi hiç olmadığı kadar özgür hissettik, artık kendi irademizle bedenimize uygun hakikatleri seçebilecektik. Şimdi hakikat sıkıntısı çekmiyoruz. Seçenekler çoğaldı. Bir hakikati beğenmediyseniz başka seçenekler de var.  Bir hakikati eskittiğinizde yenisini satın alıp sırtınıza geçirebilirsiniz.

Üstelik düşünmek zahmetinden de kurtulduk. “Hakikat, bizi düşünmeye ve hakiki olanı aramaya zorlayan bir şeyle karşılaşmaya bağlıdır” (Deleuze). Bir şeyin düşünceyi zorlaması, sarsması ve onu arayışa sürüklemesi gerekir. O yüzden hakiki olan, asla tanıdık değildir. Tanıdık şeyler, bizi düşünmeye zorlamaz. Hakikat arayışı bildiğiniz her şeyi tehlikeye atar ve dünyayı yeniden anlamlandırmak zorunda kalırsınız. Zahmetli olduğu kadar, sonunda bildiğiniz her şeyi, dolayısıyla sizi de yerinizden edebilecek bir süreç. Böyle bir süreci, ancak bir felaket olarak deneyimlersiniz. Hakikat üreticileri sağ olsunlar, bizi düşünüyorlar. Hazır hakikatler, felaket yaşamamanız için size veriliyor. Ve hakikatler hazır olarak verildikçe kurulu düzenimiz devam ediyor. Düzen, hakikat üreticilerin düzenidir. Norma uymuyor musunuz? Merak etmeyin, battal boy hakikatler var. Muhalif misiniz? Muhalif hakikatlerden birini seçip muhalif bir kimliğe bürünebilirsiniz. Hazır hakikat endüstrisinde aradığınız her hakikati bulabilirsiniz. Kimi hakikatleri derinlere saklamışlar, kutsal metinlerin satır aralarını kazıyoruz. Çoğu hakikat yüzeyde; ekranların, vitrinlerin yüzeyinde sörf yapıyoruz. Çok yoruluyoruz, fakat aradığımız hakikati mutlaka buluyoruz. Çok şükür, hakikat kıtlığı çekmiyoruz. Yeter ki hakikat arayışından vaz geçmeyin. Piyasa, herkesin kesesine göre hakikatler üretiyor. Müşteri memnuniyeti önemli. Hakikatler, müşterilerin beklentilerini karşılamak üzere tasarlanıyor. Herkes halinden memnun. Oysa bir hakikatin özelliği, özneyi yerinden etmesidir. Aksine giderek daha fazla düzenin içine gömülüyoruz. Düşünmüyoruz.