Google Play Store
App Store
Henri'nin Hayal Dünyası
Davide Cali

Melek TURGAY

“Okuldaki Hayalci” dizisinin son kitabı olan İnanılmaz Okulum Hakkındaki Gerçek beni yine hem eğlenceli anlatımıyla hem de Henri’nin sınırsız ve renkli düş gücüyle çok eğlendirdi. Dizinin diğer kitaplarını okuyanlar başkahramanımız Henri’nin nasıl hayalperest bir çocuk olduğunu iyi bilir. Henri’nin hayal dünyasını kıskanmıyor değilim, keşke bir yetişkin olarak hayata ben de onun penceresinden bakabilsem. Onun gözünden bakınca çoğu şey saçma, dümdüz görünen her yol aslında çok seçenekli ve eğlenceli, basmakalıp düşüncelerden sıyrılınca hayat daha keyifli. Bu yüzden Henri’yi ve hayata bakışını çok seviyorum.

İnanılmaz Okulum Hakkındaki Gerçek’e dönecek olursak, canım Henri, okula yeni gelen uzun sarı saçlı, kafasında siyah kurdeleli, çilli ve tatlı yeni kızı, öğretmeninin isteğiyle sınıf sınıf gezdirmeye başlıyor. Gezi öyle renkli öyle absürt ve eğlenceli ki kitabı bitirince, “Bu kız, yeni okulunda Henri ve onun gibi çocuklarla arkadaş olmazsa okul çekilmez bir hâl alır çünkü o bir kere Henri ile tanışmış oldu” dedim kendi kendime. Henri’nin hayal dünyasına girdi bir kere, artık o da okula bu gözle bakacak. Şanslı çocuk doğrusu.

Henri, “Aslında görülecek pek bir şey yok” diyerek başlıyor anlatmaya ve devasa bir kalamara yem veriyor o anda. Çilli, tatlı kız ilk şokunu yaşıyor olmalı çünkü sınıfın hayvanı devasa bir deniz canlısı mı? Henri, akvaryumun en tepesine ulaşabilmek için merdivene mi çıkmış? Bu cidden ilginç.

Henri, yeni kızı gezdirirken, asıl olanı değil tabii ki onun gözünden görüneni anlatıyor. Örneğin, kocaman kütüphanede çocukların kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı, okul görevlisinin kendisine ayrılan odada kalın bir kitabın üstüne oturarak kurduğu düzenekte tüm okulu gizli kameralarla izlediği, öğretmenler odasında uslu uslu oturdukları düşünülen öğretmenlerin bir kova şekerleme yediği, okul müdiresinin olağanüstü güçleri ile duran varlıkları yerlerinden oynatabildiği gibi detaylar içeren anlatımlar bunlar. Ah canım Henri, müthiş bir bakış açısı bu. Bir okul müdiresinin olağanüstü güçleri olmasa o okulu nasıl idare edebilir ki?

İnanılmaz Okulum Hakkındaki Gerçek’i okurken resimlere çok dikkatli bakmalısınız çünkü anlatıcı Henri olduğu için müzik öğretmeni Elvis Presley, resim öğretmeni Picasso ve spor öğretmeni Pippi Uzunçorap pek tabii olabilir.

Henri ve yeni, tatlı kızın peşlerinden gidip her bir sınıfta hayretler içinde kaldığım bu okul keşke gerçek olsa diyerek yazımı bitirirken, bu şahane diziyi bizimle buluşturan Günışığı Kitaplığı’na tekrar teşekkür etmek istiyorum.  Lütfen “Okuldaki Hayalci” dizisini, çocuklarınızla birlikte resimleri tek tek inceleyerek okuyun. Tam da bu noktada, kendi okullarında böyle bir gezi yapma şansları olsa her bir dersi ve öğretmeni nasıl anlatırlardı, bir sorun bakalım. Eminim sohbet sırasında hem çok eğlenecek hem de küçüğünüzün gözünden dersleri ve öğretmenleri de görmüş olacaksınız.