Google Play Store
App Store

İnsanların en temel haklarından biri olan iletişim, bilgilenme, haber alma ve kendini ifade edebilme haklarını gasp etmenin yeni yeni yollarını bulmak için çırpınan bir rejim var karşımızda.

Bağımsız habercilik ve yayıncılık yapan kim varsa, hangi kurum halkın ilgisine mazhar oluyorsa, anında "boğabilmek" için fırsat kolluyorlar.

Neresinden tutulsa tel tel dökülmeye mahkûm, artık çoktan kabak tadı veren bu "kumpas hikâyeleri dizisinin" son derece kalitesiz ve ucuz bir bölümü niteliğindeki "casusluk dosyasını" bahane ederek meslektaşım, dostum Merdan Yanardağ’a ve yönettiği TELE1 TV’ye yapılan operasyon da bunun yeni ve pespaye bir örneği. Merdan’dan hayali bir "casusluk faaliyetinin bir bileşeni" yaratmak gibi zalimce ve akıl almaz bir girişime bağlı olarak tamamen hukuksuz biçimde çöktüler TELE1’e. Kuruluşundan bu yana, dişle-tırnakla mücadele ve özveriyle yeşertilip büyütülen bir bağımsız "yayıncılık vahası" televizyon kanalına zaten çoktandır dikmişlerdi gözlerini.

Kimi zaman Merdan üzerinden, kimi zaman da programlarda ya da haber bültenlerinde dillendirilen söylemlerden yola çıkarak ceza üstüne ceza yağdırdılar. Merdan’ı kim bilir kaç kez içeri attılar. Sürekli tehditlerle "Kapatırım ha!" sopasını sallıyorlardı yıllardır.

Sonunda bu son olayı bahane ederek aniden gelip fişini çektiler canım kanalın.

∗∗∗

Öylesine büyük bir telaş ve panik içinde yaptılar ki bunu, Cumhuriyet Bayramı etkinliklerini bile en azından tarafsız ve yorumsuz biçimde ekrana getirmek üzere hiç olmazsa Anadolu Ajansı "feed"ini, yani yayın görüntülerini bile kullanmayı akıl edemediler. Geçen cuma gününden beri arşivden -çekmecelerden- raflardan kasetleri oynatarak ekranı dolduruyorlar.

Çalışanları, gelecek kaygısı içinde boşlukta bırakacak şekilde, ortalık yerde bıraktılar.

Ama bağımsız ve kimseden emir almayan gazetecilik adına yola çıkmış bizim gibilerin kararlılığını unutuyorlar.

O hakkımızı, yani özgürce haber alma ve halka haber verme hakkımızı geri alma mücadelemizi sürdüreceğimizi bilmeleri gerek. Bu azimli mücadeleden zerre kadar ödün vermeyeceğimizi de...

TELE1’i de, bu en demokratik hakkımızı da bir gün mutlaka geri alacağız.

Sadece bu hakkı değil, halkın elinden alınmak istenen başka hakları da, mesela "hür irade ile seçme ve seçilme hakkımızı" da alacağız söke söke.

İnsanın "insan olmaktan" kaynaklı en temel haklarından en vazgeçilemez olanlarını, parasız eğitim ve parasız sağlık hakkını da, bir gün mutlaka geri alacağız. Suya bile para ödemek zorunda kaldığımız, çocuklarımızın kursaklarına iki lokma kaliteli besini koyabilmek için, emeğimizi sömürtmeme hakkımızı da geri alacağız

Bizlerden çaldıkları her şeyi geri alacağız.

Bir hastaneye gidip, ödediğimiz vergiler karşılığında parasız muayene ve tetkik yaptırma, derdimize derman isteme ve sağlıklı bir şekilde hayatımıza devam edebilme hakkımızı da elbet bir gün geri alacağız.

Her kademedeki okullarda, bilim değil hurafe öğretmeye ant içmiş yobaz kafalılara inat, çağdaş bir eğitim hakkımızı, üniversitelerde faşist saldırı ve rejim baskısı olmadan huzur içinde ve yüksek akademik standartlarda eğitim görebilme hakkımızı da geri alacağız.

∗∗∗

Başımız sıkıştığında ya da en temel haklarımızı arayabilmek için gittiğimiz karakolda ya da adliyede, muktedirin partisine ya da ideolojisine yakın olmadığımız için "farklı muamele" görmeme, güvenlikli yaşam ve adalet alıp çıkabilme hakkımızı da geri alacağız.

Sırf düzene muhalefet ediyoruz, sırf olup biteni eleştiriyor ve yanlışlara işaret ediyoruz diye, mahkemelerde ve demir parmaklıklar ardından süründürülmeme hakkımızı da geri alacağız.

Caddede sokakta, ofiste kampüste, fabrikada tarlada, rejimin istediği "kalıplarda" değil, özgür birer birey olarak yaşayabilme, cinsel yönelimlerimize saygı gösterilmesini talep etme, istediğimiz gibi giyinebilme ve davranabilme hakkımızı da geri alacağız muktedirlerden.

Bu toplumda hayatta kalmaya çalışan kadın bireyler de, başta kendi yakınlarındaki erkek bireylerin ve genelde erkek egemen zihniyetin baskı, tehdit ve hatta ölüm riski olmadan yaşayabilme, en ufak bir (onlara göre) "falsosunda" yüksek katlı binaların camından balkonundan atılma korkusu olmadan, yol ortasında bıçaklanmadan, kurşunlanmadan, aile ortamlarında infaz edilmeden yaşama hakkını geri alacaklar.

∗∗∗

Çocuklarımız da, adeta "Olmadı yenisini yaparız, tohumu bizde değil mi?" zihniyetiyle hayatları hiçe sayılma kaygısı olmadan, küçücük yaşta oyunda ya da okulda olması gerekirken, "gelin edilme" veya "ırgat edilme" kaygısı taşımadan yaşama hakkını geri alacaklar.

Kendi yaşamımızla aynı değerde gördüğümüz ağaçlarımızın, fidanlarımızın, bitkilerimizin yaşadığımız doğal ortamdaki kurdun kuşun, nehrin gölün, denizin açgözlü rant hırsızlarına peşkeş çekilmesine direnme hakkımızı da geri alacağız.

Bugün bir toplu ulaşım cinayetinde, yarın bir işyeri güvenliği ihmaline bağlı iş cinayetinde, başka bir gün, önlem alınmadığı için on binlerce kişi bir arada topluca deprem-yangın-sel-heyelan cinayetlerinde kurban olmama hakkımızı da geri alacağız.

Bu hakların tümünü gasp eden muktedire hatırlatırız.

Ant olsun ki geri alacağız bunları.

O gün yaklaştıkça ne kadar panik içinde saldırmaya devam etseniz de.

Bu sonuç kaçınılmazdır.

Geri alacağız.