Her işi yaparım abi
Fotoğraf: AA

Dr. Ali Mert TAŞCIER*

Öyle bir cümle yazalım ki ülkenin ekonomisini, eğitim politikasını, genç işsizliğini, kurumsallaşamamayı, kapitalizme hizmet edecek ve piyasayı besleyecek insan tipini tam olarak yaratamamayı, krizlerin kronik hale geldiğini ifade etsin. “Her işi yaparım abi” buna oldukça uygun bir aday. İnsanların ekonomik açıdan her işi yapacak duruma sürüklendiği ülkede bir atasözü haline gelir bu ifade. Tek başına vasıfsızlık anlamına da gelmez, aynı zamanda bir çaresizliktir de.

Bir kişinin her işi yapması mümkün mü? Normal şartlar altında olmaması gerekir. Ama özellikle Türkiye’de gerçeklik bu değil.

“Her işi yaparım abi” aslında bir zorlamadır ve orantısızlıktır. Büyük oranda başarısızlıkla sonuçlanacak bir önermedir. Her işi yapabileceğini düşünmek, hiçbir şey yapamamayı getirir.

HER İŞİ YAP ABİ

Konunun bir başka boyutu da var: “Her işi yap abi.” İfade diğerine çok yakın olsa da altyapısı aynı değil. Üstelik bir patronun emir kipinden ziyade, yasanın yüklediği sorumlulukta da bulunabilir. Evet, yasa ilgilisine “her işi yap” diyebiliyor.

Birden fazla şapkayı tek seferde tak, aynı koltuğa birden fazla karpuzu sıkıştır. Hem yöneten ol hem yönetilen, yetmezse hem denetlenen ol hem denetleyen. Hemen akla “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen tanımlanamayan isimli yapılanma ya da AKP’nin yarattığı yeni ülke düzeni geliyor olabilir ki yanlış bir çağrışım değil bu. Ancak daha farklı bir yerden “her işi yap abi” örneğine bakalım.

BELEDİYENİN HER İŞİNİ YAP ABİ

Geçtiğimiz günlerde BirGün’de ilçe ve büyükşehir belediye meclis üyelerinin nasıl seçildiğini, bu seçimdeki çarpıklığı, temsilde adaletsizliği ve bunların düzelmesi yönünde önerileri yazmıştık. İşte o seçilen belediye meclis üyelerine yüklenen sorumluluk, orantısızlığın en net ifadesi. Hatta “belediyede her işi sen yapabilirsin abi” sözünün vücut bulmuş hali diyebiliriz.

İlçesinde seçilmiş belediye meclis üyesi, önceliğini o ilçeye mi verecek, yoksa büyükşehir belediyesinin üyeliğini mi birincil sayacak? Bu sorunun yanıtı daha kişisel olmakla birlikte, hangi işi yapabilecek?

Büyükşehir statüsündeki bir ilde, ilçesinde seçilmiş bir belediye meclis üyesi; kendi ilçesinde belediye başkan yardımcısı olabilmekte. Dolayısıyla meclis üyesine belediyeden çeşitli birimler bağlanmakta, kendisi aynı zamanda belediyenin yürütme mekanizmasının da parçası olmakta. Bunun bir adım ötesi aynı kişi belediye başkanının yokluğunda ona vekâlet edebilmekte.

5393 Sayılı Belediye Kanunu aynı kişinin hem başkanlık divanında hem de encümende görev alabilmesinin önünü açmıştır. İhtisas komisyonu ile denetim komisyonunda da bulunabilmesi mümkün. Hem yürütmede hem de denetim komisyonunda olması, başka bir ifadeyle hem denetleyen hem de denetlenen olması da ayrı bir sorunlu nokta. Bunların ilçe belediyesinde olduğunu unutmayalım.

Bu üye aynı zamanda büyükşehir belediye meclisine de seçilmişse orada da başkanlık divanında yer alabilmektedir. Başkanlık divanı üyesi olabileceği gibi, ihtisas komisyonu üyesi, denetim komisyonu üyesi ve encümen üyesi olabilmektedir.

Bu arada hem ilçede hem de büyükşehir belediye meclisinde aynı ihtisas komisyonunda olunması da ayrı bir sorun. İlçe imar komisyonunda alınan bir kararın büyükşehirdeki imar komisyonunda da aynı kişinin önüne geliyor olması ne derece normal kabul edilebilir?

BELİRLİ İŞLERİ YAP ABİ

Bir belediye meclis üyesinin 10 civarında sorumluluğu aynı anda yürütmesine olanak tanınması, olağan bir şey değil. Ortada büyük bir sorun olduğu açık. Yapılacak şey ise belli. Çünkü büyükşehir statüsündeki illerde ilçe belediye başkanları, büyükşehir belediye meclisinin doğal üyesidir, ama bu kişilerin belediye başkan vekili olamayacağı 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda açıkça belirtilmiş. Yani ilçe belediye başkanının neyi yapamayacağı açıkça yazılı.

Hem etik hem etkililik hem orantısızlığın son bulması hem de bir işin doğru/liyakatle yapılabilmesi için belediye meclis üyelerinin üstlenemeyeceği sorumluluklar da yasalarda ayrıca belirtilebilir. Büyükşehir belediye meclis üyesi seçimi, ilçe belediye meclisine bağlı olarak kaldığı yani mevcut durum göz önüne alındığında:

Aynı anda hem ilçe hem de aynı ihtisas komisyonunun üyesi olmak etik bir durum değil. Birbirinden ayrılmalı.

Bir meclis üyesi hem meclisin (belediyenin yasama organı gibi düşünelim) hem de yönetimin (bir anlamda yürütme) parçası olması kabul edilebilir ama belli ilkeler getirilmeli.

Hem başkanvekili ya da başkan yardımcısı hem de denetim komisyonu üyesi olunması engellenmeli.

Alınabilecek sorumluluklara sınırlamalar getirilmeli.

Altını çizmek gerekir ki önemli sayıda belediyede etik ilkeler göz önünde tutularak bazı görevler aynı kişilere verilmiyor. Sorun şahıslardan değil, yasal bir durumdan kaynaklanıyor. Yasa eliyle insani niteliklerin ötesinde sorumluluk yüklemek, aynı zamanda bir zihniyetin de göstergesidir. O zihniyetle mücadele etmek öncelikli olmalı.

*Yerel Yönetim Uzmanı

Siyaset Bilimci