İBB İddianamesi-1: Para nerede?
İBB iddianamesine göre; bir siyasetçinin Cumhurbaşkanı olmayı hedeflemesi suç. Savcılık, İmamoğlu’nun bu amaçla bir ‘sistem’ kurduğunu ve büyük yolsuzluklarla sisteme para aktardığını iddia ediyor. Ama büyük bir problem var: Ortada para yok.
Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2019’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandı. Polisler kapı kapı gezip sahte seçmen aradı. Sandık kurulu başkanları, FETÖ’cü ilan edildi. ‘Bir şey olmadıysa bile kesin bir şeyler oldu’ saçmalığında aylar geçti. Aynı zarftaki oy pusulalarından sadece Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı seçim iptal edildi. Haziran’da tekrarlanan seçimde İmamoğlu büyük farkla kazanınca bütün suçlamalar rafa kalktı.
Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak getirecek cezayı vermeyen İstanbul Anadolu Adliyesi’ndeki hâkim, Samsun’a sürüldü. Yerine gelen hâkim, siyasi yasak getiren ceza verdi. İBB projeleri engellendi, bir imza atılmadığı için metro inşaatlarına başlanamadı, metrobüsler alınamadı. İBB’nin yetkilileri elinden alındı, taksi sorunun çözülmesine bile engel olundu. İmamoğlu dava yağmuruna tutuldu. Onlarca davada yıllarca hapsi istendi. Yandaşlar, troller Ekrem İmamoğlu’na yapılacak operasyonu aylar öncesinden yazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Turpun büyüğü’ açıklamalarıyla yargı sürecindeki siyasi eli ortaya koydu.
İmamoğlu’nun 30 yıllık diploması, türlü oyunlar, akademik rezaletlerle iptal edildi. Bir gün sonra Ekrem İmamoğlu evine sabaha karşı yapılan baskınla gözaltına alındı. Aynı anda CHP kurultay soruşturmaları, davaları açıldı. Bir çırpıda akla gelenleri sıraladım. Çünkü İBB iddianamesini bu gözle okumak gerekiyor. Bazen hatırlamak bile yetiyor.
ANA SENARYO
İBB iddianamesi bir senaryo ya da niyet okuma iddiası etrafında şekilleniyor. Ana omurga şu: Ekrem İmamoğlu, 2015 yılında Beylikdüzü Belediye Başkanı olduktan sonra CHP’yi ele geçirip Cumhurbaşkanı olmak için plan yaptı. Önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Daha sonra CHP’nin başına geçmeyi planladı. Son hedefi ise Cumhurbaşkanı olmaktı. Savcılık bu hedefi bir suç örgütü faaliyeti olarak niteledi.
Peki; Cumhurbaşkanı olmayı hedeflemek neden bir siyasi yolculuk, bir politik hedef değil de suç oluyor? Türkiye’de ve dünyada binlerce siyasi iktidar olmayı planlayıp bunun hayalini kurmuyor mu? İktidar olmak için siyaset yapmak suç mu?
Mesela; Tayyip Erdoğan İBB Başkanlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı’na uzanan bir siyasi kariyere sahip. Bu suç mu? Savcılık, Cumhurbaşkanlığı’nı hedefleyen suç örgütü tanımının etrafına onlarca suç yığdı ve bunları örgüt delili olarak yansıttı.
SUÇ KÂHİNLİĞİ YAPILDI
Hatta iddianameye aynen şöyle yazıldı:
“Şüphelinin Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde tohumlarını attığı ve hem kurup hem de yönetmiş olduğu ‘sistem’ olarak tabir edilen çıkar amaçlı suç örgütünden elde edilen maddi kazancın olası Cumhurbaşkanlığı makamı ile çok daha fazlasına ulaşabilmesi, yani rüşvet, usulsüzlük ve yolsuzluk çarkının daha öncesinde yönettiği belediyelerden ötesine geçirilerek ülke geneline yayılmasının hedeflendiği…”
‘Azınlık Raporu’ filminin senaryosuna şapka çıkartacak bu satırlarla suç kahinliği yapılıyor, Ekrem İmamoğlu’nun olası Cumhurbaşkanlığı halinde suç işleyeceği iddia ediliyor.
BÜYÜK SORU: PARA NEREDE?
İddianameye göre; Ekrem İmamoğlu hem zenginleşmek hem de Cumhurbaşkanlığı yolunda siyasetini finanse etmek için ‘sistem’ kurdu. İddianamede ‘sistem’ sürekli tırnak içine alınarak vurgulanıyor. Yolsuzluklardan yüzde 10-15’lik payın ‘sistem’e aktarıldığı öne sürülüyor. Her suçlamada paranın ‘sistem’e gittiği söyleniyor ama bu para ortada yok, yani suçlama konusu ana delil ortaya konulamıyor. Bunun yerine uzun uzun gizli tanık, tanık ve etkin pişmanlık ifadeleri iddianamede yer alıyor.
Savcılık da paranın, yani en önemli delilin ele geçirilmemesinin altını çizmek zorunda kalıyor. İddianamede defalarca “Şüpheliler operasyonları önceden haber aldığı için parayı kaçırdı, bulunamadı” vurgusu yapılıyor. Bunun delili de aynı; ifadeler.
Ekrem İmamoğlu’nun para kasası olarak Adem Soytekin gösteriliyor. Ancak etkin pişmanlıktan faydalanan Adem Soytekin bile büyük parayı göstermiyor, itiraf etmiyor. İBB Spor Başkanı Fatih Keleş de İmamoğlu’nun kasası olarak tarif ediliyor ancak oradan da paraya ulaşılamıyor.
ÇANTALARDA PARA YOK
Savcılık delil yokluğunda bir önemli mazeret daha ortaya koymuş: Gizlilik. Özetle; “Delil az, çünkü bu örgüt gizliliğe çok önem veriyor” denildi. İddianamenin ilk sayfalarında ‘gizlilik’ konusunda örnekler sıralandı. Ekrem İmamoğlu’nun bir telefonunun ilk başta teslim edilmemesi, belediye başkanlığı konutundaki kameraların sökülmesi, bazı görüşmelerde cep telefonlarının dışarıda bırakılması, Le Meridien Otel’deki kameraların bantlanması, çantalar ile otele jammer getirilmesi suç örgütü delili olarak vurgulandı. Yandaş medyada bu çantalarda para bulunduğu iddia edilmiş, manşetler atılıp günlerce yayın yapılmıştı. Savcılık jammer olduğunu kabul etti, yandaşlar özür dilemedi.
Koruma görevlilerinin kameraları bantlama ve jammer uygulamasının başkanı korumak ve görüntülerinin servis edilmesini önlemek için rutin uygulama olduğu yönündeki sözleri de iddianamede yer aldı. Ancak İmamoğlu’nun koruma müdürü ve korumaları bu faaliyetler nedeniyle örgüt üyesi olarak suçlandı.
Bu konudaki savcılığın ana yaklaşımı ‘Suçları yoksa niye gizlilik önlemleri alıyorlar’ mantığına dayanıyor.
Mesela; operasyon geleceğini bütün Türkiye aylarca önce öğrendiği için olabilir mi? Bu operasyonun siyasi amaçla yapıldığını düşünerek önlem almış olabilirler mi? Ya da gizliliğe önem vermek hukuki olarak bir suç delili midir? Telefonuna şifre koyan herkes suçlu ilan edilebilir mi?
YANDAŞLAR YAZDI, BİLMEK SUÇ OLDU
Ayrıca operasyonun önceden öğrenildiği ve özellikle İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın toplantılar yaparak hazırlık yaptığı iddianamede yer aldı. Savcılara göre; bu da suç örgütü deliliydi. Ancak Ekrem İmamoğlu’na operasyon yapılacağı aylar önce yandaş medyada, trol hesaplarında detaylı şekilde yer almıştı.
Mehmet Pehlivan’ın diğer şüphelilere itiraflarda bulunmamaları için baskı yaptığı suçlaması yöneltildi. Bunun dayanağı da tamamen etkin pişmanlık ifadelerine dayandırıldı.
Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan’ın telefonunda bulunan bir not fotoğrafında internet bağlantısı olmayan telefon ve bilgisayarlar temin edilmesi, yeni ofis kurulması gibi maddeler de bu kapsamda dosyaya konuldu.
CHP YAPINCA ÖRGÜT AKP’DE NORMAL
Savcılık iddianamenin ilk sayfalarında özetle “Kamu görevlisi olmayan örgüt üyeleri, belediye ve iştiraklerdeki kamu personeline emir ve talimat verdi” denildi. Bunun suç örgütünün delili olduğu ifade edildi. Bunun örneklerine AKP ve MHP’de çok sık rastladık ama onlar yapınca suç olmuyor. Hatta hiçbir kamu görevi olmayan biri, yurt dışındaki en üst düzey temaslara katılıyor ve normal karşılanıyor.
İddianame başından itibaren etkin pişmanlık ifadelerine dayandırılmış. Hatta etkin pişmanlıktan faydalanıp serbest bırakılan ama sonrasında ifadelerinin büyük kısmının gerçek çıkmadığı için tekrar tutuklanan Adem Soytekin’in sözleri geniş yer almış. Adem Soytekin’in hangi sözlerinin doğru hangilerinin yalan olduğuna nasıl karar verilmiş? Neye göre seçilerek iddianameye konulmuş? Bilmiyoruz…
‘MAHREM’ DELİLİNE BAK
İddianamenin mantığını anlamak için şu bölüm de önemli: “Şüpheli Sarp Yalçınkaya’nın ifadesindeki “Murat, Fatih Keleş’e benim güvenilir biri olduğumu rahatça sohbet edebileceğini söyledi” hususlarında ise örgüt içerisinde ayrıca bir mahrem yapılanmanın bulunduğu değerlendirilmektedir. Yukarıdaki beyanların ise sözü edilen güvenilir kişiler arasında geçtiği hususları da göz önünde bulundurulduğunda suç örgütünün içerisinde yer alan mahrem yapının asıl amaç ve gayeden haberdar oldukları…”
Bir cümleden ‘Mahrem yapılanma’ çıkartan bir yaklaşım söz konusu. Böylece FETÖ’nün mahrem yapılanmasıyla benzerlik kuruluyor.
KURULTAY VİDEOSUNDA SUÇ ARAYIŞI
CHP’nin 4-5 Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultayı’nın videosu da iddianamede analiz ediliyor. Divan Başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nun Özgür Özel’in CHP’nin yeni genel başkanı olduğunu açıkladığı konuşma ve Özgür Özel’in kalabalığa seslenişinin çözümü iddianameye konulmuş. Zaten canlı yayınlanan bu konuşmalar sırasında kürsü yakınında İBB ve iştiraklerindeki yöneticilerin bulunması suçun delili gibi sunuluyor. Hatta fotoğraftaki bu isimler kırmızı daire içine alınmış.
Üstelik şu tespit yapılmış: “İncelenen görüntülerden anlaşılacağı üzere suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu isimli şahıs ile birlikte soruşturma kapsamında gözaltına alınan şahısların 38. Kurultay’da CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanında Ekrem İmamoğlu ile yer aldıkları anlaşılmaktadır.”
CHP’li belediyenin yöneticilerin CHP kurultayında yer alması suç delili gibi gösterildikten sonra şöyle devam ediliyor: “CHP Başkanlık görevine gelen Özgür Özel isimli şahsa suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu ile birlikte destek verdikleri…”
4 bin sayfalık iddianameyi okudukça yazmaya devam edeceğiz.
Yazarın Son Yazıları
- Prof. Vicdan’dan özel hastane şikayetçi olmuş: Hastalar ilaçları aldıklarını söyledi
- 'Prof. Vicdan'a işkence: Cezaevinde merdivenden düşüp kriz geçirdi!
- Hüseyin Üzmez’in intikamı mı alınıyor: Yoksul ailelere ilaç yazan profesör vicdan hapse atıldı
- Eşit yurttaşlar
- Kılıçdaroğlu'ndan Silivri'ye ziyaret: İmamoğlu ile görüşmedi


