İklim değişikliğine uyum işçi haklarıyla mümkün

Kalina ARABADJIEVA / Marouane Laabbas-el-Guennouni*
İklim bilimcilerinin öngördüğü gibi, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Kanada’da yıkıcı orman yangınları yaşandı. Brezilya’da şiddetli kuraklıklar, Avrupa genelinde eşi görülmemiş sıcak hava dalgaları görüldü. En son İspanya’da afet düzeyinde seller meydana geldi. Bu olaylar binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Ayrıca, insanların yerlerinden edilmesine ve dünya genelinde ekonomik ve çevresel zararlara yol açtı.
Avrupalı siyasetçiler, yalnızca iklim değişikliğiyle mücadeleye değil, aynı zamanda uyum sağlamaya yönelik çabalarını da artırmalı. Avrupa Yeşil Mutabakatı, Avrupa Birliği’ne (AB) uyum sağlama stratejisini içermektedir. Ancak, son beş yılda benimsenen araçlar daha çok sera gazı emisyonlarını azaltma yoluyla mücadeleye odaklandı.
Dikkat etmemiz gereken başka bir konu da iklim değişikliğinin iş yerleri üzerindeki etkisidir. Bu durum özellikle işçilerin sağlık ve güvenliği açısından önemlidir. Riskler arasında aşırı sıcaklık, şiddetli hava olayları, ultraviyole ışınları, hava kirliliği ve bulaşıcı hastalıklar yer almaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) verileri oldukça çarpıcı: Dünya genelinde her yıl en az 2,41 milyar işçi aşırı sıcağa maruz kalmaktadır.
İşçiler için etkili yasal korumaların geliştirilmesi, uyum sağlama çabalarının temel bir parçasıdır. İspanya’nın yıkıcı sellere verdiği yanıt bu konuda öğretici bir örnek oluşturmaktadır. Hükümet, etkilenen işçiler için geçici istihdam ve sosyal güvenlik önlemleri almıştır. Ayrıca, gelecekteki olaylara yönelik kalıcı düzenlemeleri de içeren bir güvence sistemi oluşturmuştur. Bu yaklaşımın, AB genelinde daha geniş bir şekilde dikkate alınması gerekmektedir.
DÜZENLEMENİN DÖRT TEMEL HÜKMÜ
Ücretli İklim İzni: Düzenleme, kamu otoritesi emirleri veya ciddi hava koşullarına bağlı riskler nedeniyle işçilerin iş yerlerine erişemediği durumlarda dört güne kadar ücretli izin sağlamaktadır. Bu sürenin sonunda uzaktan çalışmak mümkün değilse, gelir koruma önlemleri ile desteklenen sözleşme askıya alınabilir veya çalışma saatleri azaltılabilir.
Afet Bildirimleri: İşverenler, mevcut sağlık ve güvenlik bilgileriyle uyumlu bir şekilde işçileri afet uyarıları hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür. Ayrıca olumsuz hava koşullarına dair bildirimler yapılmalıdır. Bu, işverenler aracılığıyla işçiler ve kamu uyarı hizmetleri arasında önemli bir iletişim kanalı oluşturur.
Risk Önleme Eylem Planları: Düzenleme, toplu sözleşmelerle doğal afetlere ve aşırı hava olaylarına yönelik özel risk önleme tedbirlerini içeren eylem planlarının hazırlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu planların kapsamı henüz netleşmemiştir. Ancak bu hüküm, sendikaların ve toplu pazarlığın iş yerinde iklime uyum sağlamadaki kritik rolünü vurgulamaktadır.
Kapsamlı Düzenleme Taahhüdü: Hükümet, on iki ay içinde iklim değişikliğiyle bağlantılı risklere karşı işçileri korumaya yönelik kapsamlı bir düzenleme geliştirme sözü vermiştir. Bu, Avrupa’da daha önce görülmemiş bir adımdır. Bazı ülkeler, Yunanistan gibi, kısa vadeli çözümler uygulamaktadır. Örneğin, aşırı sıcaklar sırasında dış mekânda çalışmayı geçici olarak kısıtlamışlardır. Ancak iklimle ilgili riskleri ele alan kapsamlı bir yasal çerçeve henüz bulunmamaktadır.
AB düzeyindeki tartışmalar, genellikle iklim politikalarının sanayi ve istihdam üzerindeki etkilerine odaklanmıştır. Ayrıca, net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için sosyal olarak adil bir geçiş ihtiyacını vurgulamaktadır. İspanya’nın kararnamesi, iklim değişikliğinin çalışma koşullarını doğrudan bozduğunu kabul etme konusunda önemli bir ilerlemeyi temsil etmektedir. Bu tür girişimler, daha geniş çaplı politika geliştirmeleri için bir katalizör olmalıdır.
AB iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, iklim değişikliğinden kaynaklanan riskleri parçalı ve sınırlı bir şekilde ele almaktadır. Bu mevzuat, iklim değişikliğine karşı en savunmasız durumda olan birçok işçiyi yeterince koruyamamaktadır. Ayrıca, tehlikelerin iklim değişikliğiyle bağlantılarını açıkça tanımlamamaktadır. Bu bağlantılar, etkili koruyucu çerçeveler geliştirmek için çok önemlidir.
Sendikaların Rolü: Sendikalar, İspanya’daki seller sırasında işçileri koruma konusunda önemli bir rol oynamıştır. Daha geniş bir perspektifte, sendikalar sürekli olarak iklim tehlikelerine karşı korumanın artırılması için çaba göstermektedir. Örneğin, Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun (ETUC) 2019 yılında aşırı sıcak stresine karşı koruma talebiyle düzenlediği eylemler, bu yıl yeniden gündeme gelmiştir.
Proaktif Önlemler: Belirli risklere yönelik özel mevzuatın geliştirilmesi gereklidir. Ayrıca, İspanya’nın önerdiği gibi, iklime bağlı daha geniş tehlikeler için kapsamlı bir çerçeve hazırlanmalıdır. Reaktif acil müdahaleler yerine, proaktif risk yönetimine öncelik verilmelidir. AB ve ulusal politika yapıcılar, felaketi beklemek yerine sistematik yanıtlarla kararlı bir şekilde harekete geçmelidir.
*Avrupa Sendikalar Enstitüsü (ETUI) araştırmacıları
Socialeurope.eu’dan çeviren: Kıvanç Eliaçık


