Google Play Store
App Store

Büyük bir çaresizlik girdabı içinde çırpınan rejimin karşısında, öteden beri teslim olmayan halkın büyük bir direnci her vesileyle ortaya çıkmaya devam ediyor. Esenyurt’taki operasyon karşısında oluşan birlik ve dayanışma duygusu da bunun bir ifadesi… Her tür kötülüğü reva görmüş böyle bir iktidara direnen Kürdüyle Türküyle, Alevi Sünnisiyle bu halkı şimdi birtakım oyunlarla ya da yeni baskılara başvurarak bu rejimin arkasına dizmek hiç de kolay değil… Bugün ülkenin yarınlarının en büyük güvencesi, biricik umut kaynağı da budur.

İktidarın büyük çaresizliği

■ Politika Kolektifi 

Bahçeli ve Erdoğan’ın “açılım”ının ne anlama geldiği tartışılmaya devam edilirken, Esenyurt Belediye’sine yapılan operasyon olaya başka bir boyut kattı.

Sabahın kör karanlığında iktidarın emriyle Belediye Başkanı Ahmet Özer’in evinin kapısına dayandılar. Kapılar tekmelenerek, evin altı üstüne getirilerek Ahmet Özer gözaltına alındı.

Emniyet-yargı operasyonuna paralel olarak “KCK-PKK bağlantısı” üzerine odaklanmış haberler eşliğinde, sonu tutuklamaya gidecek, önceden kurgulanmış olan oyun adım adım hayata geçirildi.

Operasyondan birkaç saat sonra Erdoğan partisinin Meclis grup toplantısında Kürt ve Türk kardeşliği üzerine bir güzel nutuk attı ve Esenyurt Belediyesi’ne operasyonun savcılığını şevkle üstlenmekten geri durmadı. Hatta CHP başkanı Özel’den bu konuda destek istedi.

Belediye Başkanı Ahmet Özer içinde zerre hukuk ve vicdan taşımayan bir kararla, 10 yıl önceki telefon görüşmeleri bile bahane edilerek tutuklandı. Abdullah Öcalan’a Meclis kürsüsünde konuşma çağrıları yapılırken, Özer’in İmralı görüşmelerinde Öcalan tarafından zikredilen isimlerden biri olması üzerine fırtınalar kopartıldı. Sonunda da moda deyimle iktidar kayyım vasıtasıyla Esenyurt Belediye’sine çöktü!

Seçim, sandık sonucu iptal edilerek, halk iradesini yok sayılarak, Başkanla birlikte Belediye Meclisi’ni de devre dışı bırakarak atanan eski kaymakamla Esenyurt iktidarın eline geçmiş oldu!

NEDEN OPERASYON NEDEN ŞİMDİ?

Operasyonun ardından nedenleri ve zamanlaması üzerine tartışma yaşanmaya başladı. Nedenleri tartışılırken de daha çok iktidarın yapmak istedikleri, oyun planı ve gücü üzerinden yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Ama asıl bakılması gereken bu rejimin çürümüşlüğünün, çirkinliğinin bir ifadesi olduğu kadar, nasıl bir çaresizlik içinde kıvrandıkları olmalıdır.

İktidar şimdiye kadar da emniyet ve yargı gücüyle siyaseti tasarlamaya, muhalefeti bu şekilde sindirmeye çalışarak türlü hileye, kirli ve karanlık kumpaslara başvurarak ayakta kalabildi. Bugün bir kez daha kirli bir oyuna başvurarak iktidar ömrünü uzatmaya çalışıyor.

ERDOĞAN’IN İKTİDARDA KALMA OYUNU

Esenyurt operasyonu tam da bu anlamda iktidarın bu açılım aldatmacasının gerçek yüzünü de ortaya çıkarıyor.

Bu “elimizi tutun yoksa daha sistemli ve sert bir şiddetle yüz yüze kalacaksınız” tehditleriyle süren sürecin sonunda Erdoğan’ın iktidarı sürdürmesinin yolunu açmak üzere oynanan oyundan başka bir şey değildir.

“Kürt sorununda bir çözüm yolunun açılması girişimi” olduğu üzerine yürütülen tartışmalar içinde hiçbir somut verinin olmadığı ve hatta Bahçeli’nin “Kürt sorunu yoktur” sözü ve Erdoğan’ın “tek muhatap Kürt halkı” sözleri de bunun bir göstergesi.

Bu sürecin en başından itibaren de ifade ettiğimiz üzere, bu oynanan oyunun hedefi, Erdoğan’a en az bir dönem daha başkanlık yolunun açılarak, rejimi kalıcılaştırmaktan başka bir şey değildir.

CHP ile başlatılan normalleşme sürecinden Öcalan’a çağrılardan Esenyurt operasyonuna, İsrail eksenli dış tehdit algısı üzerinden iç-dış düşman tanımlamasına varacak yeni baskılara kadar her şey bunun yolunu açmak için yapılıyor. Yargıdan emniyete, MİT’ten orduya devletin bütün birimleri bunun için seferber edilerek, muhalefeti hizaya çekmek üzere her tür baskı yöntemi de kullanılıyor. Bu şekilde muhalefeti de parçalayarak etkisizleştirmek hedeflendiği de açık.

Bu da artık sürdürülemez hale gelen rejimin, toplumsal desteklerini kaybetmiş iktidar sahiplerinin büyük çaresizliğinin bir ifadesi. Yoksa bu adım adım çözülen iktidara olmayan bir güç ve akıl atfetmenin de, BOP Eş Başkanlığı görevinden başka bir işlevi olmayan Ortadoğu politikasında bir kurucu role soyundurmanın âlemi de yok!

BELİRLEYİCİ OLACAK OLAN MUHALEFET

İktidarın ev hesabı bu, çarşıya uyup uymayacağını belirleyecek olan ise muhalefet dinamiklerinin bizatihi kendisi. Bugüne kadar muhalefet dinamikleri önemli yanlışlar yaparak, iktidara önemli manevra alanları açtı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in normalleşme-yumuşama adımlarıyla girdiği yol, tek adam rejimine önemli bir meşruiyet alanı açtığı kadar, içerde de bir parçalanmanın dinamiklerini yarattığı bugün daha net olarak görülüyor. Benzer bir durum son haftalardaki sözde açılım adı altındaki el uzatma ile başlayan süreçte hem CHP hem de DEM Parti’nin bir barış ve demokrasi beklentisi içinde, müzakere elini açmasında da tekrarlandı.

Esenyurt operasyonu bu yanlıştan dönülmesi için bir kırılma noktası olduğu kadar, bu operasyona karşı gösterilen ortak tavır ve birleşik mücadelenin önemini ve gücünü de ortaya koydu.

Şimdi bu baskılara karşı muhalefet liderleri, aydınlardan emekçilere tüm toplumun daha fazla ses yükseltmesi için çağrı yapıyor… Elbette, hakları için mücadele eden işçileri, köylüleri, emeklileriyle, gençleri ve kadınlarıyla tüm toplum bu zorbalığa karşı birleşerek, daha yüksek sesle mücadele etmeli.

Bu çağrıyı yapan muhalefet liderleri de bütün yaşananların ardından en azından artık Erdoğan’ı bir kez daha aday yapma yollarını açma çabalarını bir yana bırakarak, tek adam rejimine meşruluk kazandırma girişimlerine son vererek, iktidarı bu açılım aldatmacasıyla baş başa bırakıp toplumun her kesiminin sürdürdüğü bu rejime son verme mücadelesiyle birleşmeli… İktidarın bu saldırılarıyla baş edebilmenin de, onu yenebilmenin de yolu toplumun tüm direnen kesimleriyle birleşerek mücadele etmekten geçiyor, başka yol yok.

Bütün bu yaşananlara, baskı ve operasyonlarla kurulan karanlık tezgâhlara ve muhalefet partilerinin yanılgı ve yanlışlarına bakarak bir umutsuzluk da ortaya çıkabiliyor. Oysa büyük bir çaresizlik girdabı içinde çırpınan rejimin karşısında, öteden beri teslim olmayan halkın büyük bir direnci her vesileyle ortaya çıkmaya devam ediyor. Esenyurt’taki operasyon karşısında oluşan birlik ve dayanışma duygusu da bunun bir ifadesi… Her tür kötülüğü reva görmüş böyle bir iktidara direnen Kürdüyle Türküyle, Alevi Sünnisiyle bu halkı şimdi birtakım oyunlarla ya da yeni baskılara başvurarak bu rejimin arkasına dizmek hiç de kolay değil… Bugün ülkenin yarınlarının en büyük güvencesi, biricik umut kaynağı da budur.