İlişkisellik, dayanışma ve Zeynep Atbaşoğlu
Gidişinin aradan bir yıl geçti ve ben hâlâ onunla konuşuyorum. Her başım sıkıştığında, her içim sıkıştığında. O psikiyatrist doktor Zeynep Atbaşoğlu. 30 Ekim 2023’de onu yitirdiğimizde 64 yaşındaydı, en üretken, en canlı, en kıymetli çağındaydı.

Nesli Zağlı - Uzman Psikolog
“Ne hoş bir güzelliği vardır; Hafif adımlarla dünyadan gülümseyerek geçenlerin. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların. Onurlu bir yaşamı seçenlerin.”
Virginia Woolf
Bu çağı, olup bitenleri, savaşları, cinayetleri, soykırımları, yozlaşmayı, çürümeyi ve yok oluşu yazan, çizen, anlatan olacak mı bilmiyorum. Eminim dünya üzerinde şu an birileri dünyanın bu acınası distopik haline kafa yoruyor. Bir kısmı ise dünyada ama dünyadan habersiz. Dünyanın üst üste yaşattığı travmalara karşı baş etmenin türlü yollarını arıyoruz. İnsanların aynı olaylara verdikleri yanıtlar öylesine farklı ki. Görmezden gelebilirsin, konunun içine düşebilirsin, eyleme dökebilirsin (sonucu değiştirmek için harekete geçmek gibi), uyuşturucu, sosyal medya ve dizilere düşüp zihnini tahliye edebilirsin, yiyip, içip, uyuyabilirsin. Dünyanın zaman geçtikçe geldiği vahşi, tekinsiz hal karşısındaki çaresiz döngülerimizi filme çeken Kubrick’ler olabilir. Çağa dair büyük huzursuzluğunu yazan Pessoa’lar, Cioran’lar… Ancak henüz tam bilmiyoruz. İnsanlığın geldiği bu noktada, çevremizde olup bitenlere nasıl yanıt vereceğimizi; felaketleri acıları nasıl işleyip yola devam edebileceğimizi pek bilemiyoruz.
Belki siz de dikkat etmişsinizdir, insanlar savaşlarla, soykırımlarla sınandıkça daha çok kendine odaklı, kendi küçük dünyasının ayrıntılarında gezinen ve benmerkezci bir hal alıyor. Post-kapitalizmin en büyük silahı olan yapay zekâ, bir anda mevcut gündemi kişiselleştirip “haute couture” bir hale getiriyor. Üzücü bir örnek vermek gerekirse, Beyrut’ta bir patlama olduğunu duydunuz ve merak edip “Google” ile aradınız. Bir anda sosyal medya hesaplarınıza sezonun son Fas turlarının çıkması çok olası. Tabii enginar satış siteleri ve yağmurluklarla birlikte. Neye ihtiyacınız varsa o işte! Serbest piyasa ekonomisi ihtiyaçlarınızı annenizden iyi biliyor. Sorun da işte tam da burada; modern çağın cinneti; dünün görülmemiş, anlaşılmamış, kapsanmamış ve narsistik ihtiyaçları karşılanmamış çocuklarının burnuna “her şey sen varsan var” düsturuyla ihtiyacı olduğunu sandıklarını dayıyor. Ama şunu söyleyeyim; bizim bu kadar tüketime ihtiyacımız yok. Bu kadar çeşitli ve bireyselleştirilmiş ürün, zaman, emek tüketmeye ihtiyacımız yok. Bizim tam tersi üretmeye ihtiyacımız var. Çalışmaya, sevmeye, oynamaya, işlemeye, tepki vermeye, dayanışmaya ihtiyacımız var.
Dünya bu kadar kötü ve katlanılmazken, iyi şeylere kafa yormak her zaman mümkün değil biliyorum. Bazen gündem bizi vakumla içine çekiyor. Örneğin son haftalardaki kayıp, tecavüz ve şiddet olayları, herkesin ruhunda ve hatta bedeninde büyük bir uğultu yarattı. Bunları duyup, bilirken yaşamak çok zor. Ben bireysel anlamda bu kötücüllükle başa çıkmak için, yıllar içinde seçip hayatıma kattığım şeylere, kişilere ve kurumlara sığınıyorum. Belki bu deneyimim, kendiliğime (ben dediğim her şeye) kattığım her şey ile birlikte verdiğim emekler, idealize ettiğim rehberler, bir ikizlikle bir araya geldiğim meslektaşlar, yoldaşlar sizlere de fikir verir. Bu deli okyanusta alabora olmamak için tutunduğum ilk şey mesleğim oldu. Bizim meslekte (psikoterapistlik) yalnızlık, izolasyon ürkütücüdür. Eğitimler almak, paslaşmak, dayanışmak ve bir meslek örgütü bünyesinde bulunmak koruyucudur. Hepsinin olmasa da birçok mesleğin bir odası (psikologların olmasa da), bir derneği, bir örgütü var. Ruh sağlığını korumada dayanışma ve örgütlülük çok önemlidir. Son yıllarda çok daha fazla kişiden insanlardan ne kadar uzaklaştıklarını ve haz etmemeye başladıklarını duyuyorum. Hatta geçenlerde Zizek bir röportajında insanlardan kurtulabildiği için pandemiye bayıldığını anlatıyordu. Şunu ifade edeyim, bizim katlanamaz hale geldiğimiz insanlar değil, insanlık. Ne olursa olsun, insana insanca tutunmakta yarar var. Benim kendi küçük dünyama dayanıklık kazandırmak için sığındığım diğer şeyler başta edebiyat olmak üzere, sanat, ailem, dostluklarım, atölyeler, eğitimler oldu. Bakınız, bunlar bir ikisi dışında ücrete tabi şeyler değil. Dünyaya, insana temas etmek ücretli değil. Hatta artık bizimle olmayan kıymetlilerimizle bile bir içsel diyalog tutturmak mümkün.
Gidişinin aradan bir yıl geçti ve ben hâlâ onunla konuşuyorum. Her başım sıkıştığında, her içim sıkıştığında. O psikiyatrist doktor Zeynep Atbaşoğlu. 30 Ekim 2023’de onu yitirdiğimizde 64 yaşındaydı, en üretken, en canlı, en kıymetli çağındaydı. Kurucularından olduğu Anadolu Psikanalitik Psikoterapiler Derneği (APPD) başkanlığını sevgili Psk. Dr. Neslihan Rugancı’ya yeni devretmişti. Zeynep hocam için psikanaliz yolculuğu çok uzundu. Türkiye’de psikanalitik camiada önemli figürlerin hemen hepsiyle yolu kesişmişti. Geçtiğimiz hafta İzmir Odağ Psikanaliz ve Psikoterapi Derneğinin düzenlediği sempozyumda Zeynep Atbaşoğlu saygı ve özlemle anıldı. Zeynep Atbaşoğlu bizim hocamızdı ve ben birlikte katıldığımız her seminerde nasıl bir öğrenci gibi not aldığını, çalıştığını görürdüm. Sevgili Allen Siegel on yıllarca APPD ile kurduğu bağ ile önce hocalarımıza sonra hepimize rehberlik etmiş, desteklemişti. Gerçekten de fiziksel uzaklığa inat hep yan yanaydık. 6 Şubat Maraş Depremi sonrasında Allen’a yaşadıklarımızı özetleyen bir mail attığımı hatırlıyorum. Çünkü paylaşmak ve dayanışmak istemiştim. Allen, Zeynep Hoca, APPD benim için hayatın en doğal yerinden, karşılıksız bir dayanışmanın ve birlikte gelişmenin mümkün olduğu figürler oldu. Zeynep Atbaşoğlu ayırt etmeksizin; ilişkilenen, duyan, bilen, yine de dinleyen, destekleyendi. Ancak Zeynep Atbaşoğlu sadece kendini tanıyan ve desteklenenler için değil, herkes için önemli bir figürdü. Çünkü Zeynep Atbaşoğlu her şeyden önce mücadeleciydi. Mesleki uğraşını her daim bir kademe ileri taşıyan, “ben insan için ne yapabilirim?” diyendi. Yine Zeynep Atbaşoğlu meslek örgütü içinde ve dışında herkesi ve her kadını, kadına dair her türlü mücadeleyi destekleyendi. Kimsenin suya sabuna dokunmadığı bir devirde, o hep temiz kalmayı sevdi. Zeynep hocamızı 3 Kasım 2024 Pazar, Ankara’da Başkent Üniversitesinde ve zoom üzerinden katılımla, kaybedişimizin birinci yılında anacağız.
Yaşamın anlamını ve mutluluğu nerede ararlar bilmiyorum. Ben hem mesleki olarak hem de bireysel olarak ilişkiselliği yaşamın özü olarak görüyorum; idealize ettiğin, kendine rehber edindiğin bir hoca, bir ustayla kurduğun ilişki, meslektaşınla, yol arkadaşınla kurduğun ilişki, eşin, dostun, evcil hayvanın, bebeğin ve dünyadaki tüm bebeklerle kurduğun ilişki vb. Yıllar içinde psikanalitik literatürü genişleten çağdaş ve ilişkisel psikanalizin katkılarıyla kuramsal ve klinik pratiklerimiz de daha anlamlı bir hale geldi. Çağdaş psikanalizle ilgili yayınlara baktığımızda klasik kurama göre çok daha fazla sayıda araştırma ve derlemenin kadınlık, ötekilik, ayrımcılık, iklim, savaş gibi konularla ilgili olduğunu görmek mümkün. Kısacası dünya bir taraftan karanlıklaşırken, bir taraftan duyarlılığı, farkındalığı, teması, dayanışmayı ve kapsamayı içine alacak şekilde genişliyor. Daha çok ürüne ve tüketime değil, daha fazla düşünmeye, canlı hissetmeye ve temas etmeye ihtiyacımız var. Tüm bunların bilgisini bana ve meslektaşlarıma veren ve pekiştiren canım Zeynep Atbaşoğlu’nu çok seviyor, çok özlüyor ve minnetle anıyorum.


