Google Play Store
App Store

Türkiye’deki çözüm sürecinin Suriye’ye endeksli olduğu, Ortadoğu’daki gelişmeler ışığında içeride adımların atıldığı taraflarca da dile getirilen verili bir gerçeklik. Zaten sürecin kendisi de Kürt sorununa çözüm bulma saikiyle başlatılmadı. Rejim ortakları sorunun kendisini dahi kabul etmezken süreç de, İsrail’in Suriye’deki tasarruflarına karşı Bahçeli-Erdoğan tarafından buradaki gelişmelere zikredilerek start aldı.

Haliyle sürecin bu derece endekslendiği Suriye, içerideki siyasi iklimi de belirliyor. Tarafların her birinin farklı şekillerde tanımladığı sürece ilişkin kurulan Meclis Komisyonu’nun “sansasyonel” İmralı ziyareti de esas düğümün Suriye olduğunu gösterdi.

Heyetin İmralı seferi

Meclis Başkanlığı’nın görüşmeye ilişkin açıklamasında yer alan şu vurgu durumun özeti niteliğinde: “Örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönündeki açıklamaların yanı sıra Suriye’de 10 Mart Mutabakatı’nın hayata geçirilmesine yönelik sorulan sorular kapsamında detaylı beyanları alınmıştır. Görüşme neticesinde; toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel perspektife yönelik sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu sonuçlar alınmıştır.”

SDG ile Şam arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı, Kürtlerin askeri, ekonomik ve sivil kurumları ile tanımlı varlıklarıyla merkezi yönetime entegrasyonunu öngörüyor. Ancak bu mutabakattan birkaç gün sonra Colani tarafından kabul edilen “geçici anayasa”da Kürtlerin varlığı yok sayılmıştı. Bu nedenle de mutabakat pratikte işlemiyor.

Emperyalist komplo mu?

Komisyon heyetinin İmralı ziyareti öncesinde SDG lideri Malzum Abdi de Öcalan ile görüşme istediğini dile getirmişti. Tüm yollar İmralı’ya çıkarken ziyaretin sabahında Bahçeli Meclis’te şu sözleri sarfetti: “Tahakkümün zincirleri kırılıyor. Türk ile Kürt’ü düşman etmek üzerine kurulmuş 1.5 asırlık emperyalist komplo yerle yeksan ediliyor, bundan dolayı uyuşmuş vicdanlarıyla son kozlarını oynuyorlar. Terörsüz Türkiye Türk milletinin ve devletinin tavizsiz kararıdır. En ciddi muhatap İmralı’dır.”

ABD’nin Ortadoğu politikalarına entegre olarak içeride ve de dışarıda kendisine alan açan rejimin “emperyalist komplo” söylemleri kendi içinde dahi bir tutarlılık arz etmiyor. Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasında, ABD’nin gitmemek üzere Suriye’ye yerleşmesinde, İsrail’in kendisine bu ülkede nüfuz alanları yaratmasında dahli olan aktörler, oyun bozmak bir yana emperyalist oyunların birer figüranları esasında.

ABD ve İsrail Colani’nin işbaşına getirilmesinin ardından geçilen ikinci evrede şimdi Suriye’yi şekillendirmeye çalışıyor. ABD’nin, İsrail’in fiili işgale giriştiği, İngiltere’nin, Fransa’nın, Körfez ülkelerinin nüfuz alanları yarattığı, köktendinci yapıların, SDG’nin, Dürziler’in yer aldığı çok aktörlü Suriye sahasında Kürtler kritik pozisyonda.

Öcalan üzerinden rol kapma

Saray rejimi, Öcalan üzerinden Suriye’de yer kapma arayışında. SDG’nin Şam’a entegre edilme hesapları bu arayışın yansımaları. Ancak ABD’ye rağmen çözülemeyen pek çok konu var. Mazlum Abdi, İmralı’ya giderek Öcalan ile görüşmek isteklerini, bunun Suriye’deki anlaşmazlıkların çözümüne katkı sağlayacağını söyledi. Abdi, Türkiye’deki sürecin Suriye’yi doğrudan etkilediğini söylese de iç içe geçen sorunlar yumağında ortaya çıkanlar da gösteriyor ki, Suriye’deki süreç Türkiye’dekini çok daha fazla etkiliyor.

Beyaz Saray’da törpülendi

ABD emperyalizmi bir taraftan Colani’yi dünyaya, SDG’yi de Suriye’ye entegre etmeye çalışırken tüm aktörleri; Kürtler, Türkiye, İsrail, Şam’ı asgari düzeyde memnun etmeye çalışıyor. Geçen günlerde beyaz Saray’da ağırlanan Colani ve Hakan Fidan’a verilen telkinler de SDG ile uzlaşılması yönündeydi. SDG Lideri Abdi bu görüşmeyi şu sözlerle aktarıyor: “10 Kasım’da yapılan o toplantının bir bölümüne Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da katıldı. Türkiye bazı şikâyetlerini dile getirmiş. Ancak anladığımız kadarıyla bu kez fazla keskin değillermiş.”

Suriye ve de Ortadoğu’da daha uzun bir süre taşlar yerine oturacak gibi değil. Amerikan emperyalizminin tasarımları sürerken heyetin Öcalan’la görüşmesi, Abdi’nin İmralı açıklaması, Colani’nin Beyaz Saray’da ağırlanması ve Netanyahu’nun Güney Suriye pozları hepsi birbiriyle bağlantılı. Amerikan emperyalizmiyle iş tutan Saray rejiminin ajandasında ne barış ne de demokrasi yer alıyor.

Esasında herkes biliyor ne olduğunu ve de farkında!