Google Play Store
App Store

“Oy çokluğuyla ilk konumuzu ‘incinmek’ olarak seçtik.”

“Gerçekten bunu yapacak mıyız ya? Saçma sapan bir konu üzerine konuşacak mıyız?”

“Oybirliği olmamasının nedeni sensin, hadi mızıkçılık yapma. Bir buluşmayı daha çocuklarımızın okullarından bahsederek geçirmek istemiyorum. Derinleştikçe her konu güzelleşir.”

“İncinmenin içinde in ve cin var, mesela”

“Ay Sevan Nişanyan’a bağlama şimdi... Ona bakarsan ‘inci’ de var.”

“Etimoloji değil, direkt reklamcı zırvası. Sizin şu beyin fırtınalarınızın çoğu böyle kelime şaklabanlıklarıyla geçiyor di mi? Ekmeğinizin buradan kazanıyorsunuz.”

“Belki de bunu alaya alma nedenin, ‘inciniir’ olmandır :)

“Cümleyi söyledikten sonra belirgin bir gülücük mimiği yapmak yeni çıktı farkında mısınız? Resmen normal konuşmalarımızın sonuna emoji ekliyoruz. Eskiden yoktu böyle bir şey...”

“Eskiden ‘incinirim’ lafı da viral olmuş değildi. Sonra birkaç komedi dizisinde kullanıldı ve bu sözcük patladı. Şimdi benim narsist bir hıyar olduğumu düşüneceksiniz ama bunun benden kaynaklandığına inanıyorum. Tam milenyum zamanı ilk kez ev sahibi olmuştuk ve annem babam ziyarete gelecekti. Onların yatacağı oda biraz küçük olduğu için standartların dışında bir yatak yaptırmam gerekiyordu, bir marangoz buldum. İstediği parayı hemen peşin verdim ama çıkarken adama, “Bunun önümüzdeki cuma sabahı evime gelmesi gerek, aksi halde incinirim” dedim. Neden böyle bir şey dediğimi ben de bilmiyorum ama adamın rengi beyazlaştı. Cuma sabahı saat altı bile değilken zil çaldı ve marangoz ekibiyle gelip mobilyayı monte etti. Ki bilirsiniz bu marangoz tayfası her işi sallamakla meşhurdur. Sonra hikayeyi her yerde anlatmaya başladım, senaristlerin, yönetmenlerin, oyuncuların olduğu ortamlarda. Ve bir gün bir dizide bu aynen kullanıldı.”

“Peki bundan incindin mi? :)

“Bak sen de emojili konuştun... İncinmedim ama biraz gıcık oldum. Veya dünyanın merkezinin ben olduğunu sanıyorum.”

“Daha banka kartları filan yokken maaşlarımızı bankadan doğrudan çekerdik. İzinli olduğum bir gün maaş yatacaktı, yürüyerek Bahariye Caddesi’ndeki bankaya gittim, öğle paydosundaymış. Kapı önünde tek tek sigara satan bir tezgah var. Cebimde de bir tek sigaraya fazlasıyla yetecek bir bozuk para kalmış, herife uzatıp bir sigara istedim. Meğer daha pahalıymış.”Yav ne olacak işte, bu para zaten tek sigaradan fazla” dedim. Herif “Bas git lan” gibi bir şey dedi. İncinmekten bahsedince aklıma gelen en belirgin sahne bu. Yani iş hayatında, normal hayatta binlerce incitici şey yaşadım ama aklıma ilk bu saçma olay geldi. Paran olmasa, bir tek sigara bile içemezsin bu dünyada. Bana bunu anlattığı için mi, bilmiyorum.”

***

“Evet sen bunu daha önce de anlatmıştın. Bazılarınız bilmez, ben bir ara metres olmuştum. Bildiğin metres. En klişe anlamıyla, bu aklımla, bu güzelliğimle, evli bir adamla ilişkim olmuştu. Aslında eski sevgilimle, hiçbir zaman da çok derin bir ilişkim olmayan ama her zaman sevdiğim, evlenince de bağımı koparttığım bir adamla. Sonra bir gün karşılaştık ve ardından her şey Türk filmlerindeki metres hikayeleri gibi gelişti. Ay içinde birkaç kez görüşüyorduk ve o görüşmelerin her saniyesi mutluluk zirvesi oluyordu. Böyle az görüşmek benim de işime geliyordu ama bir yandan beraber tatile gitmek, daha fazla vakit geçirmek istiyordum. Üstelik muhtemelen karısı da benim farkımdaydı ve benim evimden çıkıp her gün o kadınla nasıl bir düzenli ilişki yaşıyordu aklım almıyordu. Tıpkı bir metres gibi, sadece belirli mahallelerde belirli restoranlara gidiyorduk, asla onun arkadaşlarıyla tanışamıyordum ama sürekli yazışıyorduk, bir araya geldiğimiz sınırlı zamanları da tatsız konularla geçirmemek için tutkuyla sevişip, durmadan gülüyorduk. Yani bir açıdan bakarsan yaşadığımız az zamanın tamamı mükemmeldi. Ve derken bir gün benden tak diye ayrıldı. Tak. Hiçbir belirti olmadan, klasik ‘bir süre ayrı kalalım’ klişesiyle, bu bile klişe anasını satayım. Çok incindim. Kendi körlüğüme filan değil, kendimin önemi yok, sadece çok incindim. Böyle.”

“Biliyorsunuz ben Kürdüm ama siz Beyaz Türk bebelerinin yanında ‘bir günah gibi’ gizliyorum bunu. Kıvırcık saçlarını düzleştirmeye çalışan lümpen bir zenciyim ben. Ve ne kadar gizlersem gizleyeyim, doğduğumuzdan beri süren bu savaşın travmasına sizlerden daha çok maruz kaldım, kötülüklere sizden daha fazla tanık oldum. Zorbalıklar, katliamlar, Yol filminin köy sahnelerini çocukken bizzat yaşadım. Ve tek taraflı değilim, savaş iğrenç bir şey. AVM’ye bomba attılar, cafe’ye bomba attılar, gencecik öğretmenleri vurdular, bebek öldürdüler lan, masal değil, gerçek... Nereye baksan korkunç şeyler ve bir yandan da bunun bin misli güzellikler, en kötü ortamda, en gözü kara grupların içinde bile ‘aklı selim’e davet eden, ‘bunu yapmamalıyız’ diyen, reddedecek kadar güçlü ve iyi insanlar tanıdım. Bir kadın gerillayı öldürüp, cesedini çırılçıplak kent ortasına bırakmışlardı. Tanımam etmem, o kentle bir ilgim de yok. Ama elli yılın onca karşılıklı vahşeti içinde en çok bu fotoğraftan incindim.”

***

“İncinmede zarif bir şey var, ‘zarif’ doğru bir sözcük mü bilemedim, ‘kutsal’ bile diyebilirim. Sana sigara vermeyen satıcı seni incitmiş çünkü hepimizin için geçerli olan, aslında müdür beyler ve apartman yöneticileri vesaire ile sürekli darlandığımız o basit, sıradan, orta sınıf hayata nasıl da tutkuyla bağlı olduğunu keşfettin o an... Bence sen hâlâ o adamı seviyorsun. Ve sen de çocukluğundan beri yaşadığın ‘ayrı olma, azınlık olma, ezik olma’ hislerini o kadının cansız bedeniyle özleştirdin, incindin çünkü bu öyle korkunç bir görsel ki senin ‘hepimiz kardeşiz’ söylemine olan inancını parçalıyor.”

“Sigara satıcısına içinden, ‘Siktir lan, birazdan banka açılacak ve senin bir yılda kazamayacağın parayı alacağım’ desen veya sen “Cehennemin dibine kadar yolun var alçak herif” desen veya sen “Türklerden nefret ediyorum” desen, rahatlayacaksınız... Ama rahat olmamayı tercih ediyorsunuz. Rahat olmaktansa üzülmeyi, incinmeyi seçmek... İşin zarif veya kutsal olan kısmı bu sanırım.”

“Metres tutan adamın da çok da umurundaydı. O şimdi bir başka anlatımla öylesine uzlaşmıştır ki, benim incinmem filan sadece sıkıcı, bayıcı bir şeydir onun için. Sigara satıcısı üzerindeki Lacoste’un fiyatını bilmiyor mu? En çok bu görselden incindim desen, Kürtlerin de Türklerin de çoğunluğu seni aşağılar, çünkü herkes düşmanlığıyla barışık. Ya da yanılıyorum, gerçekten bilmiyorum, ezbere tahlil yapılmayacak kadar karışık bu işler.”

“İncinmekte viral olacak bir şey yok yani...”

“Ama senin marangoz hikâyen viral olmuş işte.”

“Hikâyemi aşağılama, incinirim. :)

:)

:)

:)