Google Play Store
App Store

Eski dünyada iletişim emek isterdi. Yeni dünyada ise zahmetli olan her şey kusur sayılıyor. Yapay zekâ, insanlara kusursuz bir muhatap sunuyor. Ancak sessizlikler, yanlış anlamalar, duygusal iniş çıkışlar… Bunlar iletişimin arızası değil, mekanizmanın kendisi.

İnsanlarla konuşmak neden zahmetli bulunuyor?
Fotoğraf: Freepik

İtiraf edelim: Yapay zekâ ile konuşmak çok rahat. Sözünüz kesilmiyor, yanlış anlaşılmıyorsunuz, yüzünüze boş boş bakılmıyor. Derdinizi anlatırken karşınızda telefona gömülmüyor. Üstelik -sizin geçmiş yazım biçinize uygun olarak- her zaman nazik, her zaman ilgili ve şaşırtıcı biçimde “anlayışlı”. Hal böyleyken gerçek insanlarla konuşmak neden bu kadar yorucu gelmeye başladı?

Sorun yapay zekânın çok iyi bir muhatap olması değil. Sorun, bizim insan ilişkilerinde tahammül eşiğimizi giderek aşağı çekmemiz. Yapay zekâ, iletişimi sürtünmesiz hale getiriyor. Oysa insan ilişkileri sürtünme olmadan çalışmaz. Sessizlikler, yanlış anlamalar, duygusal iniş çıkışlar… Bunlar iletişimin arızası değil, mekanizmanın kendisi.

Yapay zekâ tabanlı sohbet sistemleri kullanıcıya üç şey sunuyor: Yargısızlık, sabır ve sınırsız erişilebilirlik. İnsan ilişkilerinde aynı anda bulunması neredeyse imkânsız üç özellik. Karşınızdaki ne alınır, ne sıkılır, ne de “şimdi sırası mı?” der. Bir anlamda karşımızda idealize edilmiş, steril bir iletişim makinesi var. Ve biz buna çok çabuk alıştık.

Alıştıkça da gerçek insanlarla iletişimdeki pürüzleri tolere edemez hale geldik. Bir mesajın geç gelmesi sinir bozucu. Birinin bizi yanlış anlaması kişisel bir saldırı gibi algılanıyor. Oysa bunlar, insan olmanın standart yan etkileri.

Yapay zekâ bu yan etkileri ortadan kaldırmadı; sadece bize onlar yokmuş gibi bir alternatifini sundu. Psikolojide buna “parasosyal etkileşim” deniyor. Daha önce televizyon sunucuları ve ünlüler için kullanılan bu kavram, bugün yapay zekâ için neredeyse birebir geçerli. Karşıdaki bilinçli değil, ama biz öyleymiş gibi tepki veriyoruz. Beyin, “anlaşıldım” hissini kaynağına bakmadan ödüllendiriyor. Stanford İnsan Merkezli Yapay Zekâ Enstitüsü’nün çalışmaları bunu açıkça gösteriyor: İnsanlar, yapay zekâdan gelen empatik yanıtları, gerçek bir insandan gelen tepkilerle benzer biçimde değerlendiriyor. Beyin için önemli olan şey, karşıdakinin bir ruhu olup olmaması değil; doğru kelimeleri doğru sırayla söylemesi. Bu da ChatGPT ve benzeri dil modellerinin çalışma algoritması aslında.Burada küçük ama tehlikeli bir kayma var. Yapay zekâ bizi yalnızlıktan kurtarmıyor; yalnızlıkla baş etme biçimimizi değiştiriyor. Duygusal yükümüzü boşaltıyoruz ama karşılıklılık yok. İlişki gelişmiyor, derinleşmiyor, dönüşmüyor. Sadece rahatlıyoruz. Kısa vadede harika. Yaşasın dopamin. Uzun vadede sosyal kas atrofisi. Kahrolsun kapitalizm (Alaksız gelebilir bu slogan ama kabullenelim. YZ hegemonyası artık kapitalist devletlerde)

Bu noktada klasik teknoloji paniğine kapılmak kolay: “Yapay zekâ insan ilişkilerini bitiriyor.” Hayır, bitirmiyor. Sadece zaten kırılgan olan bir yapıyı daha görünür hale getiriyor.

Zaten sabırsızdık. Zaten dinlemekten çok konuşmayı seviyorduk. Zaten zor olanı ertelemeye yatkındık. Yapay zekâ bize bunları yaparken vicdan azabı duymayacağımız bir alan açtı.

Asıl mesele şu: Gerçek insanlar, hata yapar. Yanlış zamanda yanlış şeyler söyler. Bazen susar, bazen kırar. Yapay zekâ ise bunların hiçbirini yapmaz. Ama tam da bu yüzden insan değildir. Biz ise giderek, insanlardan insan olmamalarını, daha çok YZ gibi davranmalarını ve YZ gibi tepki vermelerini bekler hale geliyoruz.

Oysa bugünkü bizleri homo sapiens yapan mekanizma DNA’larımızda binlerce yıl içinde oluşan hatalar. Yapay zekâ ile konuşmak sorun değil. Sorun, insanlarla konuşmanın “fazla zahmetli” bulunması. Teknoloji burada bir çözüm değil, bir ayna. Ve aynada gördüğümüz şey pek de hoşumuza gitmiyor. Bu konuya ek, Lewis Carroll’un “Through the Looking-Glass, and What Alice Found There” kitabını öneririm.

Mektuplardan “yazıyor…” balonuna: İletişimin sabrı nereye kayboldu?

Bir zamanlar insanlar iletişim kurarken zamanla pazarlık yapmayı bilirdi. Mektup yazılırdı; günler, bazen haftalar beklenirdi. Cevap gelmediğinde “beni sevmiyor” sonucuna varılmazdı, çünkü postacı da bir insandı. Telefon vardı ama her an ulaşılabilir olmak diye bir beklenti yoktu. Birini arayıp ulaşamamak, kişisel bir reddiye değil, hayatın olağan akışıydı. Sonra elektronik posta geldi. Bekleme süresi kısaldı ama hâlâ makuldü. Saatler, bazen günler. Kimse “Mailimi gördü ama cevap vermedi” diye varoluşsal bir krize girmiyordu. Ardından anlık mesajlaşma çıktı ve iletişim, zamanla olan müzakeresini tamamen kaybetti. Mesaj “görüldü” ama cevap gelmedi mi? İşte asıl felaket buydu. Modern çağın en pasif-agresif sessizliği böyle doğdu.

Bugün ise iletişim neredeyse tamamen eşzamanlı olmalı. Cevap gecikiyorsa bir sorun vardır. İnsanlar artık birbirlerini anlamaya değil, sistem performansı ölçer gibi yanıt süresine bakmaya başladı. Yapay zekâ bu noktada sahneye çıktı ve oyunu bozdu. Çünkü o asla geç kalmaz. Asla “yoğunum” demez. Asla ruh hâline sahip değildir. Ve biz bunu verimlilik sandık. Eski iletişim biçimleri kusurluydu ama insaniydi. Yeni dünya pürüzsüz ama ruhsuz. Eskiden yanlış anlaşılmak normaldi; şimdi kabul edilemez. Eskiden susmak bir haktı; şimdi açıklama borcu. Yapay zekâ, bu dönüşümün sebebi değil, katalizörü. İnsanı insana bağlayan o küçük gecikmeleri, o belirsizlikleri, o “acaba”ları devre dışı bıraktıkça, iletişim daha hızlı ama daha yüzeysel hale geliyor.

Belki de sorun şurada: Eski dünyada iletişim emek isterdi. Yeni dünyada ise zahmetli olan her şey kusur sayılıyor. Yapay zekâ, kusursuz bir muhatap sunuyor. Biz de insanlardan aynı kusursuzluğu beklemeye başlıyoruz. Sonuç ortada: Hiç bu kadar çok konuşmamıştık, ama birbirimizi bu kadar az dinlememiştik. Hepimize iyi haftalar.

Kaynaklar 

Stanford HAI – Social and Ethical Implications of AI Companions

https://hai.stanford.edu

Reeves, B. & Nass, C. – The Media Equation

https://doi.org/10.1017/CBO9780511510917

Turkle, S. – Alone Together

https://www.basicbooks.com/titles/sherry-turkle/alone-together/9780465093656/