Google Play Store
App Store

"Lübnanlaşma", bir ülkedeki yönetimin hiçbir etnik,

"Lübnanlaşma", bir ülkedeki yönetimin hiçbir etnik, dini gruba bırakılmaması, hiçbir grubun tek başına ülke yönetiminde söz sahibi olamaması anlamına gelir. İlk bakışta görece demokratik, eşit, katılımcı gibi görünse dahi pratikte sorunlar içeren ve birçok tıkanma ve krizi barındıran bir yönetim şeklidir. Bu formül 1943'deki Lübnan Anayasası ile ortaya konmuş Hıristiyanlara devlet başkanlığı, Sünnilere başbakanlık, Şiilere de meclis sözcülüğü verilmiştir. Bu dağılım o dönemki nüfus ağırlığına göre belirlenmiştir. Irak'ta seçimler sonrası ortaya çıkan yapının Lübnanlaşma'ya doğru gittiği söylenmektedir. Şiiler, Kürtler ve Sünniler arasında gerçekleşecek bir "centilmenlik anlaşması" yeni Irak'ın yapılanmasında tarafların iyi niyetli davranması ile olumlu sonuç verebilir.

Birçok Ortadoğulu uzman ise Irak'ın Lübnanlaşma'sının olumlu sonuç verebileceğini düşünmüyor. Kuşkuların başında Lübnan'da olduğu gibi Irak'ta da bu modelin sömürgeci ve işgalciler tarafından uygulamaya konmuş olması gelmektedir. Böylece sözü edilen ülkeleri daha rahat "kontrol" edilebilmekte ve varolan kırılgan, nazik yapı her an alt üst olma ihtimalini içinde barındırmaktadır. İşler iyi gitmediği ve tarafların anlaşamadığı noktada kanlı sonuçlar doğurabilir.

TARİHİN TEKERRÜRÜ MÜ?

Irak'a bakacak olursak centilmenlik anlaşması gereği Devlet Başkanı Kürt, Başbakan Şii, Meclis sözcüsü ise Sünnilerden seçilmiştir. Ancak, tarih Irak'ta tekerrür edebilir. 1958'de Lübnan'da Arap milliyetçiliğinin etkisi ile Hıristiyanların cumhurbaşkanlığına karşı çıkılmış ve talep 1975'te iç savaşa giden yolu açmıştı. Örneğin Kürtlerin sonsuz talepleri Şiiler ve Sünniler tarafından bir süre sonra tepkiyle karşılanabilir ki bunun ip uçları şimdiden verilmektedir. Yine bugün Lübnan'a baktığımızda cumhurbaşkanının Hıristiyan olmasına rağmen genel bir oylama sonucu Hizbullah Lideri Hasan Nasrallah Maruni politikacılardan daha fazla oy alacaktır. Centilmenlik anlaşması gereği Irak'ta Şiilerin nüfus olarak ilk sırayı kimseye kaptırmayacağı ortadadır. Ancak Kürtler ve Sünniler için durum böyle değildir. Sünnilerin boykot ettiği seçimler sonucu Kürtler nüfuslarının üzerinde nüfuz elde etmişlerdir. Sünnilerin önümüzdeki yıl seçimlere girmeleri durumunda Kürtler şu anki iktidar gücünü yitirebilecektir. Yani, cumhurbaşkanlığı Sünnilere geçebilecek, centilmenlik anlaşması bozulabilecek ve Irak 1975 Lübnan'ına benzeyebilecektir.

KOPMA NOKTALARI

Şu anki yapılanma ve taleplere bakarsak tüm bunların ihtimal dahilinde olduğunu görebiliriz.

1. Kürtler peşmerge gücünü dağıtmayıp, Irak ordusu dışında başka bir gücü elinde tutmaktadır. Peşmergeler Saddam rejimi devrildikten sonra artık bir direniş odağı değil, Irak içindeki ikinci bir güçtür.
2. Sadece Kürtler değil Şiiler de Sadr'ın Mehdi Ordusu, El Hekim'in Bedir Tugayları Başbakan Caferi'nin Dava Partisi kendi silahlı güçlerini dağıtmamıştır. Bu güçlerin hepsi Bağdat tarafından finanse edilmekte ama Irak'ın tümüne hizmet etmemektedir. Irak ordusunun böyle bir yapı içinde kime ve hangi gruba hizmet edeceği belli değildir.
3. Irak laik, gevşek federalizm ile merkezi şeriatçı bir yapı arasında gidip gelmektedir.
4. Amerikan basınının ülkede "azaldığı" yönündeki dezenformasyonuna rağmen direniş tüm hızıyla sürmektedir. (Geçen hafta Kerkük-Erbil yolunda 7 Türk kamyonunun saldırıya uğraması manidardır. Bu yol Kürt ulusal muhafızlarının kontrolü altındadır. Eğer bu yolda saldırı yapılabiliyorsa durum kritiktir. Eğer direnişçiler kamyonlara saldırmadıysa kim yapmıştır?)
5. Sünniler, önümüzdeki yıl seçimlere katıldığı takdirde ikinci grup olarak Kürtlerin elindeki ayrıcalıkları alabilecektir.
6. Kürtlerin Kerkük konusundaki ısrarcı tutumu Şii ve Sünni Arapları uzun vadede ittifaka götürebilecektir.
7. İşgalin eski valisi Paul Bremer tarafından Geçici Anayasaya koydurulan, "Kalıcı anayasanın 3 ilde reddedilmesi halinde anayasa yürürlüğe giremez" maddesi Kürtlerin lehine olup, büyük sorun çıkaracaktır. Bir anlamda bu azınlık diktasına kadar gidebilecek bir madde niteliğindedir. Kısaca, Irak'ın olumlu anlamda Lübnanlaşması centilmenlik anlaşmasının gidişatına bağlıdır. Ancak yukarıda saydığımız maddeler göz önüne alınırsa tersi de mümkündür. Ve ikinci olasılığın gerçekleşmesi daha gerçekçi bir analizdir.