Yargıtay Genel Hukuk Kurulu yurtdışında inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalarda çalışan inşaat işçilerinin işçilik hakları ile ilgili işverenlerine karşı açtıkları iş davalarında çalıştıkları ülkenin İş hukukuna tabi olmaları yönünde bir karar verdi. Bu kararın yurtdışı inşaat sektöründe faaliyet gösteren ve özellikle beşli çete olarak anılan firmaların yönlendirmeleri ile alındığı ve işçilerin hakları bakımından ciddi sorunlara yol açacağı görüşleri hâkim. İstinaf Mahkemeleri tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşınan bu kararla ilgili sonuç merakla beklenirken biz de konuyu İş Hukuku Uzmanı Avukat Süleyman Oğuz’la konuştuk.

Yurtdışı inşaat işlerinde çalışan işçilerin çalıştıkları ülkelerin iş mevzuatına tabi olmaları isteği kimin talebiydi ve bu talep nasıl karşılık buldu?

Yurtdışında inşaat işi yapan işverenlerin, özellikle beşli çetenin, çatı örgütlerinin fiili yönlendirme, gayret ve çabası ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10/05/2023 tarihinden itibaren yurtdışında çalışan, işverenin Türk, işçinin Türk olduğu, sigortasının SGK'ye ödenen işçilerin çalışmalarından kaynaklı iş sözleşmesinde işçinin fiilen çalıştığı ülkenin mevzuatının uygulanması yönünde birçok sorunlar doğuracak, keenlem yekûn, bir karar vermiştir.

Avukat Süleyman Oğuz 
İş Hukuku Uzmanı

Bu karar yurtdışında çalışan işçiler bakımından nasıl sorunlar doğuracak?

Öncelikle tarafları Türk olan bir sözleşmede Rus, Fransız, Arabistan, Irak, Ukrayna, Romanya, Gine, Cezayir İş Kanunları üzerinden karar vermesi milli egemenliğe, bağımsızlığa vurulan bir darbedir.

Diğer bir husus maalesef Türkiye yargısı, ülkemizde çok güçlü olan bir işveren lobisinden yana tavır alarak legal helal dengesini onarılmaz şekilde bozmuştur. Bu namlı şirketlere karşı açılan binlerce davalar var. Ancak aynı mahkemelerde, benzer iş kolunda çalışan ve laikiyle çalışan diğer şirketlere karşı açılmış davalar olmadığını, söz konusu şirketlerin işçilerin haklarını ödediği, bordro hilesi yapmadıkları, aynı çalışma dönemine ilişkin iki, üç ayrı iş sözleşmesi yapmadıkları, özlük dosyaların sağlam olduğunu görürsünüz.

Bu karar öncesi uygulama nasıldı?

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2020’ye kadar işçinin ve işverenin Türk, sigorta primi SGK'ye ödenmiş işçilerine ilişkin davalarda 4857 sayılı İş Kanunu uygulanması gerektiği yönünden kararlar almış, 1978 yılından itibaren işçi lehine alınmış birçok Hukuk Genel Kurul kararları mevcuttur. Yargıtay Kanunun 15/2 maddesine göre Yargıtay Dairelerinden birisinin yerleşik herhangi bir içtihadından dönmesi halinde İçtihadı Birleştirme Kararı alması gerekir. Mevcuttur durumda çıkan 10/05/2023 tarihli Hukuk Genel Kurul kararı yok hükmündedir. Öncelikle Yargıtay kanunlara uymak zorundadır. 1957 tarihli İçtihadı Birleştirme kararı ile işçi lehine Kanundan daha güçlü bir karar verilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararları kaldırılmadığı, değiştirmediği sürece tüm Yargıyı bağlayıcıdır.

İnşaat işverenleri yabancı ülkelerin İş Kanunlarına tabi olmayı niye istiyor bizim ülkemizin iş Hukuku ile bu ülkelerin İş Hukuku arasındaki farklılıklar neler?

İşin en üzücü yanı yabancı iş kanunlarının Türkiye iş kanunundan çok ileri, işçi lehine, olmasıdır. İşveren buna rağmen niçin yabancı iş kanunlarının uygulanmasını talep ediyor derseniz; zaman aşımının 3 ay ile 1 yıl arasında değişmesidir. Yabancı ülkelerde yargı çok hızlı işlediği, kısa sürede karar verdiği, ispat yükünü kesin olarak işverene yüklediği için zamanaşımı kısa tutulmuştur. Bizde ise, kısaca, hakkın doğumundan itibaren, zamanaşımı (5) yıldır. Malum işverenler işçiyi 20 yılda 10-12 sene kadar kesintili olarak çalıştırıyor bu arada zamanaşımı kesiliyor. Son Yargıtay kararları kıdem ve ihbar tazminatlarının eksik veya hiç ödenmemesinin önü açılmıştır, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücretleri ise zaman aşımından reddedilmektedir.

Yurtdışında çalışan işçilerin işverenler ile yaşadıkları en sık dava konuları neler?

Bordro hilesi yapılması halinde fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti hiç ödenmediği halde ödenmiş gibi gösterilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu bordro hilelisi işlemini proje müdürü, mali işler müdürü gibi şirketlerin üst düzey yönetimi yapmaktadır. Aynı beyaz yakalar (!) çalıştıkları şirketlerine karşı,  gizli /açık ortak oldukları alt işveren şirketler üstünden dolandırıyor.

Yurtdışında çalışan işçilerin sorunları ve yargıdan beklentileri neler?

Yurtdışında çalışan işçiler Arabistan’ın çöllerinde, Rusya'nın -40 dereceyi bulan kutuplarda çoluk çocuğunun rızkını kazanmayı düşünüyor. Bu işçilerin tek ümidi olan, adalet dağıtması beklenen, yargı işveren lobisini dinlerken, işçilere karşı kayıtsız kalıyor. Yabancı iş kanunları uygulanıyor. Mahkemeler bilmedikleri, görmedikleri, içtihadını bilmedikleri, kanunlar üstünden adalete uygun nasıl karar verilebilir? Velhasıl Türkiye’de işçi sınıfı sahipsizdir.