Google Play Store
App Store

Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025 günü çıkan ve 34’ü çocuk 78 kişinin öldüğü, 137 kişinin de yaralandığı yangının üzerinden bir yıl geçti. Bizler acıları dinmeyen, yürekleri soğumayan çünkü adalete kavuşmakta hayli zorlanan yurttaşlarız. Cezasızlık politikasının sonucu olarak da, ne yazık ki, her ay takvimlere işaretlediğimiz en az bir yas gününe sahibiz. İşte büyük Kartalkaya faciası onlardan biri.

***

Bilim açık ve net konuşuyor. Yarısına yakını çocuk 78 kişinin ölümüyle sonuçlanan yangını kaza olarak nitelendirmek imkânsız. İhmal, denetimsizlik ne aransa var. Yangın alarm sistemi ve duman dedektörleri çalışmadı, otelde yangın olduğuna dair herhangi bir uyarı anonsu yapılmadı. Yağmurlama sistemi yoktu. Duman tahliye sistemleri kapalıydı. Acil çıkış yol ve işaretleri yetersizdi. Yangın merdivenleri standart dışıydı. Personel yangın karşısında ne yapması gerektiği konusunda bilgisizdi. Otel yöneticileri yangından haberdar olmalarına rağmen kimseyi uyarmadan binadan çıktı. Öngörülebilir ve dolayısıyla önlenebilir bir durum, ihmaller zinciriyle katliama dönüştü.

***

Grand Kartal Otel yangınının dünyada kayıt altına alınmış altıncı büyük yangın olduğunu hatırlatan Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi, otel sahipleri ve yöneticilerine ‘olası kast’ ve ‘bilinçli taksir’ suçlarından ağır cezalar verdi. Herhangi bir indirim uygulanmadı. Olası kast; suçun gerçekleşebileceğinin ‘öngörülmesine’ rağmen, sonucun meydana gelmesinin göze alınması, adeta ‘olursa olsun’ denilerek fiilin işlenmesi olarak tanımlanıyor. Sanıklar oteldeki yangın güvenliği eksikliklerini bildikleri halde önlem almamış ve otel faaliyetini sürdürmüştü. Misafirler yangına karşı zamanında uyarılmamıştı, bu da büyük can kayıplarına neden olmuştu.

***

Kapısında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen işletme belgesi asılı Grand Kartal Otel’deki faciadan, gerekli önlemleri ‘masraf’ görüp almayan otel sahibi ve yöneticileriyle beraber kuşkusuz ki Turizm ve Çalışma Bakanlığı yetkilileri de sorumluydu. Ancak, denetleme görevi bulunan görevliler hakkında henüz düzenlenmiş bir iddianame yok. Bakan Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin en büyük turizm şirketlerinden biri olan ETS’nin sahibi. Yangına kadar acentesinde, Grand Kartal’ın odaları satılıyordu. Oteldeki eksikliklerin bakanlık tarafından kayda alınmadığı, denetim raporlarının masa başında hazırlandığı yine yargı sürecinde ortaya çıkan gerçeklerdendi… Bakan Ersoy hâlâ görevde. Daha üç gün önce, kendisini atayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen Kültür ve Turizm Bakanlığı Ödül Töreni’nde, Türk kültürünün öneminden bahsediyordu.

***

Grand Kartal Otel’in sahibi ve yöneticilerinin ‘olası kast’ ile cezalandırılmış olması mağdur aileler için elbette önemli ama iş bürokratların yargılanmasına geldiğinde bakanlık tarafından ‘soruşturma izni verilmemesi’ gibi engellemelere sıklıkla başvuruluyor. 6 Şubat 2023’te, 50 binde fazla insanın öldüğü deprem felaketinden sonra açılan davalarda ne yazık ki benzer süreçler yaşanıyor. Adıyaman’da yıkılan Grand İsias Otel, simge davalardan biri. Aralarında, voleybol turnuvası için Kuzey Kıbrıs’tan gelen 32 öğrencinin ve tur rehberlerinin bulunduğu 72 kişi saniyeler içinde çöken binanın altında kaldı.

***

Depremde hayatını kaybeden Kıbrıslı çocukların aileleriyle tur rehberlerinin yakınları, kusuru bulunan kamu görevlilerinin ‘olası kastla’ yargılanmasını talep etti ancak süreç cezası daha az olan ‘bilinçli taksir’ suçlamasıyla devam etti. Bilirkişi raporları, tıpkı Grand Kartal Otel’deki gibi, İsias’ta da zincirleme ihmaller olduğunu açıkça ortaya koymuştu. Saniyeler içinde kum dağına dönen otelin sahipleri ve müteahhitleri kadar, yıllarca bu yapıyı kuralına uygun şekilde denetlemeyen, çürük olmasına rağmen işletilmesine izin veren, imar barışı adı altında, mevzuata aykırı yapılmış binalara göz yuman kamu görevlileri ve bakanlık bürokratları da sorumluydu.

***

Kartalkaya faciasının yıl dönümünden sadece iki gün önce, kamu görevlilerinin yargılandığı İsias davasında karar çıktı. Raporlarda, önce apartman olarak inşa edilen binanın sonra kaçak kat eklenerek otele dönüştürüldüğü tespit edilmişti.  ‘Bilinçli taksirle’ yargılanan altı kamu görevlisinden üçü beraat etti, üçüne de 10 yıl hapis cezası verildi, fakat tutuklanmadılar. Oysa, deprem davalarında ilk kez kamu görevlilerinin soruşturulmasına İsias davasında izin verilmiş ve bu da mağdur ailelerin mahkemeden emsal bir karar çıkabileceğine dair umutlarını artırmıştı.

***

Çocukları için, adaleti Türkiye’deki mahkemelerde aramak zorunda kalan Kıbrıslılar haklı olarak üzgün ve öfkeli. Aileler, “adaletiniz batsın” diyerek Adıyaman’dan ayrıldı. Davayı, gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar taşımaya kararlılar. Diğer yandan Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamadığı da ne yazık ki bilinen, takip edilen bir gerçek. Grand İsias Otel’in yıllar önce yıkılması gerekirken kullanılmasına göz yumuldu. Devlet, yurttaşın yaşam hakkını önlem almayarak korumadığı gibi, facianın sonuçlarıyla da yüzleşmekten kaçındı. Cezasızlık, Türkiye’den Kıbrıs’a taşıdığımız son karanlığımız oldu.