Google Play Store
App Store

Memleketin üzerine karabasan gibi çöken bu kötülük iktidarını göndermek için; bizden alınan her şeyi geri almak için İstanbul Barosu avukatları bir adım attılar. Memleketi değiştirmek için, barodaki statükocu, köhnemiş anlayışı değiştirmekle yola çıktılar.

İstanbul Barosu’nu değiştirdik, şimdi sıra memlekette

Deniz Demirdöğen - Avukat

İstanbul Barosu Genel Kurulu, geçtiğimiz hafta sonu Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Geniş avukat kamuoyunun desteğini toplayan “Değişim İçin Avukatlar Grubu” İbrahim Kaboğlu’nun başkan adaylığında seçimleri kazandı. İstanbul Barosu’nda değişim için yola çıkan, “fikir, dayanışma, eylem” çağrısıyla tüm avukatları harekete geçmeye çağıran Değişim İçin Avukatlar, son yıllardaki avukatların değişim talebine güçlü bir yanıt üretebildiği için başarıya ulaştı.

2002 yılından itibaren 22 yıldır statükocu bir anlayışla İstanbul Barosu’nu yöneten Önce İlke Grubu da seçimleri kaybetmiştir. 22 yıl içerisinde ülkede yaşanan siyasal ve toplumsal gelişmeler karşısında resmî bayram kutlamalarının dışında meslektaşlarının yanında olmayan; adliye girişlerinde avukatların aranmasına “arama değil, tarama” diyerek destek olan; anayasa ayaklar altına alınırken, hukukun üstünlüğü yok sayılırken sessiz kalan; avukatlar geçim sıkıntısıyla, yoksullukla boğuşurken yanlarında olmayan bir anlayış kaybetmiştir.

İstanbul Barosu, dünyada en çok avukatın kayıtlı olduğu barodur. Aynı zamanda, kayıtlı olan avukatların çoğunluğunu genç avukatlar oluşturmaktadır. İstanbul Barosu’ndaki değişimin esas dinamiğini de genç avukatlar oluşturmaktadır. Ülkeyi yöneten 22 yıllık iktidarın memleketi getirdiği noktada hayatlarını ve geleceklerini en güvensiz hissedenler gençlerdir. Memleketin üzerine karabasan gibi çöken bu kötülük iktidarının yarattığı siyasal, sosyal ve ekonomik yaşam içerisinde genç avukatlar kendileri açısından bir gelecek göremiyorlar. İstanbul Barosu’nun tarihsel birikimin de bulunan birlikte yönetme anlayışı, yıllardır birikmekte olan bu değişim dinamiğiyle birleşince İstanbul Barosu’nda yeni bir dönemin kapısı aralanmış oldu.

22 yıllık AKP iktidarı döneminde ülke özellikle 2010, 2017 anayasa değişiklikleri ile atılan adımlar neticesinde anayasanın ve hukukun üstünlüğünün ortadan kalktığı tek adamın iki dudağının arasından çıkanın kanun sayıldığı saray rejimi ile yönetilmektedir. Saray rejimi, cumhuriyetin tüm tarihsel ilerici birikimlerini tasfiye ederken yargıyı iktidarının inşasında bir aparat olarak kullanmıştır. Yargının bu dönüşümü karşısında, hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını, laikliği, insan haklarını savunan barolarda “çoklu baro” uygulamasıyla etkisiz hale getirilmeye çalışılmıştır. Savunmanın öznesi olan avukatlar yargı sisteminin içerisinde, günden güne etkisini yitirmiştir. Artık avukatlık mesleği, mahkeme salonlarından çıkartılmalarla, adliyelere aranarak girmelerle, mesleğini yaparken şiddete maruz kalmalarla itibarını kaybetmiştir. Anayasanın ve hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede avukatlar mesleklerini yapamaz hale gelmişlerdir. Ülkenin tüm bu dönüşümü karşısında mücadele etmek yerine uzlaşmayı seçen bir anlayışın değişmesi kaçınılmazdır. Ülkeyi yaşanmaz ve mesleğimizi yapılamaz hale getiren bir iktidar karşısında, İstanbul Barosu avukatları uzlaşmayı değil, mücadeleyi seçmişlerdir.

Ülke tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşamaktayız. İktidarın etrafında kümelenmiş sermaye, tarikat, cemaat, mafya yapılanması zenginliklerine zenginlik katarken ülkenin emeği ile geçinen milyonları açlığa, sefalete ve yoksulluğa mahkûm edilmektedir. Sosyal ve ekonomik seviye itibariyle orta gelir grubunda bulunan avukatlarda bu süreçte geçim derdiyle ve ekonomik sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalmışlardır. Özellikle genç avukatlar, yoksulluk seviyesinin altında gelir seviyeleri ile hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Ülkedeki büyük ekonomik yıkım karşısında, İstanbul Barosu avukatları mesleğin ekonomik gerileyişine seyirci kalmayı değil, mesleki dayanışmayı ve mücadeleyi tercih etmişlerdir.

Ülkedeki siyasal, sosyal, ekonomik yıkım karşısında, avukatlık mesleğine yönelik saldırı karşısında mücadele vermeyen baro anlayışına karşı son genel kurullarda kendisini açığa çıkaran genç, dinamik bir dip dalga birikmekteydi. Cumhuriyetin tüm tarihsel ilerici birikimlerinin tasfiyesi karşısında memleketine sahip çıkan, laikliği, insan haklarını ve demokrasiyi savunan, halkın hak arama mücadelesinin yanında olan; mesleğinin itibarsızlaştırılmasından rahatsız olan, yaşamak zorunda bırakıldığı hayatta itiraz eden ve geleceğine sahip çıkan bir dip dalga birikmekteydi. Avukatlık mesleğinin geleceği için İstanbul Barosu avukatları değişimi tercih etmişlerdir.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, memleketin kaderi 22 yıldır ülkeyi yöneten siyasal iktidarın değişmesiyle mümkündür. Bu ülkede yaşayan işçilerin, gençlerin, kadınların, avukatların, mühendislerin, emeği ile geçinen halkın aydınlık bir geleceğe umutla bakabilmesi bu rejimin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Türkiye’de yaşadığımız tüm sorunların sorumlusu memleketin üzerine çökmüş bu kötülük iktidarıdır. Tek adam rejiminin, ortaya attığı anayasa tartışması da, çözüm süreci de iktidarını devam ettirme çabasından ibarettir. Memleketi karanlığa sürükleyen bu kötülük iktidarı, ülkeye ne demokrasi ne barış getirebilir.

Memleketin üzerine karabasan gibi çöken bu kötülük iktidarını göndermek için; bizden alınan her şeyi geri almak için İstanbul Barosu avukatları bir adım attılar. Memleketi değiştirmek için, barodaki statükocu, köhnemiş anlayışı değiştirmekle yola çıktılar. Bu iktidardan rahatsız milyonlarca yurttaşa da bulunduğunuz siyasi partilerde, sendikalarda, meslek örgütlerindeki köhnemiş, statükocu anlayışları değiştirmeyi tavsiye ederiz.

Aydınlık bir geleceğe umutla bakabilmemiz; bu ülkenin emekten, barıştan, demokrasiden, aydınlıktan yana milyonlarının birlikte vereceği mücadeleyle mümkün.

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!