Google Play Store
App Store

Kadınların önüne kadermiş gibi hep aynısı konuyor: İyi kadın olmak. Çoktan iade edilmesi gereken bu zorunluluk performansı belirleyen, düzenin tüm aktörleriyle kurduğu bir disiplin mekanizması.

İyi kadın olmanın iadesi

Melisa AY

Kadınlardan iyi olmaları istenir; çünkü iyi olmak itaat etmektir. Erkekler için insan olmanın doğal parçası sayılan öfke, sınır, bencillik, isteksizlik, kadınlarda kusur, ayıp, hatta suç olarak görülür. 'İyi kadın' kavramı bu yüzden vardır: Kadınların emeğini, bedenini ve yaşamını kontrol eden patriyarkanın en eski düzeneklerinden biridir. Ve bu düzenek, her gün yeniden üretilir. Edep, 'fıtrat'a bağlanır, rollerle üretilir, vazgeçeni ahlaksızlaştıracağından iade kabul etmez.

İyi biri olmak, her sabah yeniden başlanan bir ödev gibi. Toplum, iyi, ahlaklı ve uyumlu parçaları olan bireylerden bu davranışları bekler, bunları teşvik eder ve norm haline getirir. Ama bu normlar, erkekler için 'insan olmak' ile neredeyse eşanlamlıyken, kadınlar için sürekli yeniden tanımlanır ve asla tamamlanmış sayılmaz.

'İyi kadın' sistemi, her gün yeniden performe edilmesi gereken bir rol olarak karşımızdadır. Toplumun kadınlara yüklediği roller, istemediğimiz veya seçmediğimiz hâlde her seferinde yerine getirilmek zorunda olan bir performanstır. Bir erkeğin rollere uyumu onu 'insan' yaparken, kadının aynı çabası dahi çoğu zaman 'iyi kadın' için yeterli görülmez.

Benden beklenenler bellidir: sıcak bir kucak, evde ve dışarıda çocuklara, yaşlılara, hastalara bakım, evi çekip çevirme, temiz olma, iyi görünme, belirli bir ses tonuyla konuşma, işyerinde detaylara dikkat etme, kalabalık bir erkek grubunda 'bir tane de kadın' olma, grevde çadırı süpürme, çayı demleme, tarla işinde çamaşır yıkama, neşeli olma, keyif kaçıracak hareketlerden kaçınma… Liste sonsuz. Her kesimden kadın için liste sonsuz. Evde emeği değersizleştirilen, hatta emeği 'doğal' bahanesiyle görünmezleştirilen, işyerinde/çalışma alanında yaşamları dahil her biçimde sömürüye açık hale getirilen kadınlar için beklentiler değişir, pek çok kadın bu değişken beklentilere mecburen hakimdir.

'İyilik' bahsi açılınca çoğu zaman erkekler, kadınların sadece 'erkeklerin hak sahibi olduğu şeyleri yapmak istediğini' düşündüklerini varsayar. Yolda pantolonunu düzeltmek, yere tükürmek veya yolda yürüyenleri tedirgin etmek, laf atmak -ki bu da tacizdir- gibi... Bu sığ fikir, onların ne kadar içselleştirilmiş bir cinsiyet rolüyle düşündüklerinin göstergesidir. Nispeten süslü giyim, büyük çantalar, farklı kesim saçlar ve kibar konuşmalarla erkeklerin, bu performansı tersine çevirerek 'performatif' tanımına dahil olduğu ve bunun erkeklikleri ile ayrıcalıklarını reddettikleri sanrısı yaratması da şaşırtıcı değildir. Gerçekten kimlikler aynı zamanda performanslardır. Yakın zamanda örnekleri görüldüğü gibi, 'performatif erkeğe dönüşmek' yetmelidir, artık kadınların erkeklerden 'çekinmesini' gerektirecek bir şey kalmamalıdır.

Peki ama ben iyi bir kadın olmak zorunda mıyım? İyi bir kadın kimdir ve neden buna mecburum? Hukuk normları bile erkeklerin suç ve mağduriyetlerini tüm insanlığa mal ederken, kötü, zorlanan, beceriksiz, kaba veya duygularını önemsemeyen biri olamaz mıyım? Rolleri yıkamaz, performansı tersine çeviremez miyim? Bu tartışmalar çoğu zaman ilk sırada gelmez.

Çünkü 'iyi kadınlık', sadece bir bireysel ahlak beklentisi değildir; kadınların politik olarak yönetilmesinin aracıdır. Kadınlık kader değildir, kadınların kadermiş gibi önlerine konulan iyi olma zorunluluğu, devletin, hukukun, dinin, piyasanın ve aile kurumunun birlikte kurduğu bir disiplin mekanizmasıdır. Bu mekanizma, kadınların öfkesini, talebini, siyasetini, yani dönüştürme gücünü denetim altında tutar. İyi kadınlık bizden karakter değil, düzen ister; sadakat değil, itaate uygunluk ister. Hatta bazen iyilik değil, suskunluk ister. Dolayısıyla 'istenen iyi olmamak', sadece bir kişisel tercihten ibaret değil, politik bir reddiyedir.

Bu sistemde iyilik hali  düzenin çıkarınadır. Erkek olmayandan beklenen iyilik, uyum ve sessizlik, erkeklerin 'insan' olarak gördüğü ayrıcalıklı konumun sürmesi içindir. İyi olma mecburiyeti rollerin çizdiği kalıpların yaratımıdır. Esasta ise iyi insan rolü bozmalı; kendi öfkesini, arzusunu, sınırlarını ve seçimlerini tanıyıp sahiplenmelidir. Kadınların özgürlüğü, rollerin iyiliğini, yani itaatkarlığı reddetmekle tamamlanmasa da önemli bir başlangıç noktasıdır.