İyi ki Beşiktaş iddialıydı
Kara Kartal, Çaykur Rizespor’u yenerek kendisine yönelik “kara çalma” girişimlerini boşa çıkardı. Lâkin Sinan Engin’in “Beşiktaş’ın şike yapacak durumu yok...
Kara Kartal, Çaykur Rizespor’u yenerek kendisine yönelik “kara çalma” girişimlerini boşa çıkardı. Lâkin Sinan Engin’in “Beşiktaş’ın şike yapacak durumu yok, bizim iddiamız devam ediyor” açıklaması hani yani “bir çuval inciri mahvetmek” gibi birşey oldu.
Doğal olarak herkes “Ne yani iddianız olmasaydı şike mi yapacaktınız?” diye sorar oluyor.
Elbette Engin bunu kastetmemiştir. En azında bu konuda iyimser olmak zorundayız!. Yoksa vay halimize değil mi... Şampiyonluk neden kaçtı? Ne Baki Mercimek ne de Bobo’dur bunun müsebbibi... Çok basit bir cevabı var: Sinan Engin’in açıklamaları.
İki açıklama yeterli olacaktır bu iddiamı kanıtlamak için. Birincisi: Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe maçından sonra Sinan Engin “Haftaya PAF takımıyla sahaya çıkacağız” dedi. Canlı yayında bu açıklamayı izleyenler, o anda Engin’in arkasından geçmekte olan Ertuğrul Sağlam’ın bakışlarındaki şaşkınlığı gördüklerinde zaten şampiyonluğun “hak getire” olduğunu anlamışlardı. İkincisi: Lig TV’ye konuşan Sinan Engin, “Hakemler mafyadır” dedi.
O gün bugün Beşiktaş’ın hakemlerden çektiğinin bini bin para...
Yanılmıyorsam 2004 veya 2005’te Ahmet Çakar “Hakem camiası kendi içinde paramparça da olsa onlardan birine bir kulüp dava açarsa yekvücut olurlar” demişti. Çakar, bu uyarısını Beşiktaş için yapmıştı. Demem o ki Beşiktaş hakem camiası ile didiştikçe hep daha büyük zarar gördü. Galatasaraylıların bile “masaya yumruğunu vuramıyor” diye eleştirdiği Özhan Canaydın, Ali Aydın’a “düdük astırırken” Yıldırım Demirören’in bu tür çıkışları hep sonuçsuz kalmış ve artık bu yöndeki meydan okumaları da pek ciddiye alınmamaya başlamıştır.
Beşiktaş nasıl başarılı olur? Aynı hocada ve üç aşağı beş yukarı aynı oyuncularda sebat ederse; Çarşı kendine değil de daha çok sahaya dönük tezahüratlara ağırlık verip bir de pet şişe atmazsa başarılı olur. Ancak en önemlisi de Sinan Engin’in uluorta açıklama yapmasının önüne geçilirse.
Fenerbahçe son 5 yılın en başarılı takımı. Peki bu takımın menejeri mi yoksa Sinan Engin mi daha meşhur? Sinan Engin. İyi ama neden? Volkan Ballı’nın “Sonuna kadar Zico’nun arkasındayım” dediğini duyan var mı? Ama Sinan Engin’in sayısız kere “Ertuğrul Sağlam’ın arkasındayım” dediğini biliyoruz.
Oyunun yönünü değiştirip pazar akşamına uzun bir top atayım: Son yıllarda yayıncı kuruluşu memnun etmek için genelde ligin sonlarına denk getirilir oldu Galatasaray-Fenerbahçe derbileri. Geçen sene iş işten geçtiği için futbol maçından ziyade bir meydan muharebesi olmuştu. İşin ironik tarafı da şuydu: Maç öncesi Galatasaray’dan İngiltere’deki gibi jest yapıp, şampiyon Fenerbahçe’yi alkışlaması istenmişti. Ne var ki Galatasaraylıların elinden alkış kopacağına, koltuk ve sopa yağdı Fenerbahçeliler’in üzerine... Neticede 5 maç seyircisiz oynama cezası bakiye kalmıştı bu sezonun başına.
Şimdi iki takım 70 puanla kafa kafaya. Şöyle yorumlar yapılıyor: Hakem onu kolladı bunu kolladıyı bir kenara bırakın. Buyrun kozunuzu paylaşın. Kazanan şampiyonluğu hak edecek. Özcesi bir tek maçta günahlar affedilerek “temiz”e çıkılabiliyor bu memleket yeşilliklerinde. Üstelik Sivasspor hiç hesaba katılmıyor.
O halde ben de hesaba kitaba gelmese de bir düş kurayım: Derbi berabere bitse. Sivas da kazanıp puan farkını her iki rakibiyle 1’e düşürse. Sonra Sivas evinde Galatasaray’ı yenip önüne geçse. Ligin son haftasına Fenerbahçe zirvede, Sivasspor ikinci olarak girse. Ve son haftada çeyrek asırdır şampiyonluk görmeyen Trabzonspor evinde konuk edeceği Fenerbahçe’yi yense de o ekranlarda yanıp sönen yazıda “Şampiyon Sivasspor” yazsa...
Doğal olarak herkes “Ne yani iddianız olmasaydı şike mi yapacaktınız?” diye sorar oluyor.
Elbette Engin bunu kastetmemiştir. En azında bu konuda iyimser olmak zorundayız!. Yoksa vay halimize değil mi... Şampiyonluk neden kaçtı? Ne Baki Mercimek ne de Bobo’dur bunun müsebbibi... Çok basit bir cevabı var: Sinan Engin’in açıklamaları.
İki açıklama yeterli olacaktır bu iddiamı kanıtlamak için. Birincisi: Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe maçından sonra Sinan Engin “Haftaya PAF takımıyla sahaya çıkacağız” dedi. Canlı yayında bu açıklamayı izleyenler, o anda Engin’in arkasından geçmekte olan Ertuğrul Sağlam’ın bakışlarındaki şaşkınlığı gördüklerinde zaten şampiyonluğun “hak getire” olduğunu anlamışlardı. İkincisi: Lig TV’ye konuşan Sinan Engin, “Hakemler mafyadır” dedi.
O gün bugün Beşiktaş’ın hakemlerden çektiğinin bini bin para...
Yanılmıyorsam 2004 veya 2005’te Ahmet Çakar “Hakem camiası kendi içinde paramparça da olsa onlardan birine bir kulüp dava açarsa yekvücut olurlar” demişti. Çakar, bu uyarısını Beşiktaş için yapmıştı. Demem o ki Beşiktaş hakem camiası ile didiştikçe hep daha büyük zarar gördü. Galatasaraylıların bile “masaya yumruğunu vuramıyor” diye eleştirdiği Özhan Canaydın, Ali Aydın’a “düdük astırırken” Yıldırım Demirören’in bu tür çıkışları hep sonuçsuz kalmış ve artık bu yöndeki meydan okumaları da pek ciddiye alınmamaya başlamıştır.
Beşiktaş nasıl başarılı olur? Aynı hocada ve üç aşağı beş yukarı aynı oyuncularda sebat ederse; Çarşı kendine değil de daha çok sahaya dönük tezahüratlara ağırlık verip bir de pet şişe atmazsa başarılı olur. Ancak en önemlisi de Sinan Engin’in uluorta açıklama yapmasının önüne geçilirse.
Fenerbahçe son 5 yılın en başarılı takımı. Peki bu takımın menejeri mi yoksa Sinan Engin mi daha meşhur? Sinan Engin. İyi ama neden? Volkan Ballı’nın “Sonuna kadar Zico’nun arkasındayım” dediğini duyan var mı? Ama Sinan Engin’in sayısız kere “Ertuğrul Sağlam’ın arkasındayım” dediğini biliyoruz.
Oyunun yönünü değiştirip pazar akşamına uzun bir top atayım: Son yıllarda yayıncı kuruluşu memnun etmek için genelde ligin sonlarına denk getirilir oldu Galatasaray-Fenerbahçe derbileri. Geçen sene iş işten geçtiği için futbol maçından ziyade bir meydan muharebesi olmuştu. İşin ironik tarafı da şuydu: Maç öncesi Galatasaray’dan İngiltere’deki gibi jest yapıp, şampiyon Fenerbahçe’yi alkışlaması istenmişti. Ne var ki Galatasaraylıların elinden alkış kopacağına, koltuk ve sopa yağdı Fenerbahçeliler’in üzerine... Neticede 5 maç seyircisiz oynama cezası bakiye kalmıştı bu sezonun başına.
Şimdi iki takım 70 puanla kafa kafaya. Şöyle yorumlar yapılıyor: Hakem onu kolladı bunu kolladıyı bir kenara bırakın. Buyrun kozunuzu paylaşın. Kazanan şampiyonluğu hak edecek. Özcesi bir tek maçta günahlar affedilerek “temiz”e çıkılabiliyor bu memleket yeşilliklerinde. Üstelik Sivasspor hiç hesaba katılmıyor.
O halde ben de hesaba kitaba gelmese de bir düş kurayım: Derbi berabere bitse. Sivas da kazanıp puan farkını her iki rakibiyle 1’e düşürse. Sonra Sivas evinde Galatasaray’ı yenip önüne geçse. Ligin son haftasına Fenerbahçe zirvede, Sivasspor ikinci olarak girse. Ve son haftada çeyrek asırdır şampiyonluk görmeyen Trabzonspor evinde konuk edeceği Fenerbahçe’yi yense de o ekranlarda yanıp sönen yazıda “Şampiyon Sivasspor” yazsa...


