İzahı yok, mizahı var!
İzmir Selçuk’ta düzenlenen Mizah Festivali’nde sanatımızda mizah ögesini en iyi biçimde değerlendiren ustalarla birlikteydik. Bu pazar beyazperdede mizahın başarılı örneklerinden söz etmeye ne dersiniz?

Sekiz yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile düzenlenen İzmir Mizah Festivali’nin bu yıl Büyükşehir Belediyesi desteğini alamamasının izahı var mı? Bu sorunun yanıtını başkanı o makama uygun gören parti yönetimine bırakalım ve dokuzuncu festivale ilişkin birkaç saptamayla söze girelim. Öncelikle Efes Selçuk Belediye Başkanına teşekkür etmek isterim. Kültürlerarası Sanat Derneği Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte kendisini ziyaret ettiğimizde, festivali kentinde düzenleme önerimizi uygun görüp, festivale sahip çıktığı için...
Festivalde hiçbir etkinliğini kaçırmayan bir belediye başkanı az bulunur. Kendisini tanıdıkça bu tavrının sanatın değerini bilen gerçek bir aydın olmasından kaynaklandığını gördük. Gençliğinde sanatla ilgilenmiş, hukukçu olarak fikri mülkiyet alanında uzmanlaşmış bir Cumhuriyet aydını. Selçuklular çok şanslı gerçekten de; Selçuk adının önüne Efes’i ekleyerek kentini dünyada tanıtmak adına çok önemli bir adım atmış Filiz Ceritoğlu Sengel. Selçuklular da onu sevgi ve saygıyla kucaklıyor.
9. İzmir Mizah Festivali’nde bu yıl beş Onur Ödülü verildi. Üçü karikatür, ikisi sinema-televizyon alanından… Agos’ta her hafta birbirinden anlamlı çizgilerle okuruna seslenen Ohannes Şaşkal, sanat emekçilerinin örgütlenmesi için büyük emek veren, karikatürlerini sendikaların gazetelerinde yayınlayan, ‘Özerk Sanat Konseyi’nde yıllarca birlikte çalıştığım Canol Kocagöz, Kosovalı çizgi roman ustası, Karikatür Festivali yöneticisi Gani Sunduri ile sinemamızın iki mizah ustası Gani Müjde (evet, o da Kosova kökenli) ve yönetmen Yüksel Aksu. Onlara 2025 Aziz Nesin Mizah Ödüllerini sayın Başkan ve Selçuk-Şirince’deki Matematik Köyü’nün kurucusu Ali Nesin’le birlikte verdik. Festival kapsamında, karikatür sergilerinin yanı sıra söyleşi, panel ve film gösterimleri gerçekleşti. Önceki gün gazetemizde Nazım Alpman’ın değindiği etkinlikleri yinelemeden, yazıya sığdıramadığı bir panelden söz edip, sözü sinemaya getirmek niyetim.
DİSİPLİNLERARASI MİZAH
“Mizah yalnızca güldürü değildir. Düşündüren, eleştiren, istihza eden, bir çeşit acı duygusu veren, hicveden, karşıt fikirleri kapsayan ve fikirleri beklenmedik, şaşırtıcı bir biçimde sunan türleri vardır” der Turhan Selçuk. Sözünü doğrudan söylemek yerine, sanatsal bir ifade kazandırarak söyler mizahçı. Bu yönüyle pek çok sanat yapıtından daha fazla etkileme gücüne sahiptir. Karikatür, öykü, roman ve çizgi romanın yanı sıra sahne sanatları ve sinemada mizahın gücünü yansıtan çok sayıda yapıt vardır. Cervantes’in ‘Don Kişot’undan Guareschi’nin ‘Don Camillo’ serisine, Gogol’ün ‘Palto’sundan Haşek’in ‘Aslan Asker Şvayk’ına, Fallada’nın ‘Küçük Adam Ne Oldu Sana?’sından Brecht’in ‘Artuto Ui’nin Önlenebilir Yükselişi’ne… Ülkemizden de bu listede anılmayı hak eden pek çok usta var: Aziz Nesin, Muzaffer İzgü, Rıfat Ilgaz, Haldun Taner, Oktay Arayıcı, Ferhan Şensoy, Tan Oral, Turhan Selçuk, Tonguç gibi yaratıcılar, Dümbüllü İsmail, Ulvi Uraz, Münir Özkul, Mücap Ofluoğlu gibi yorumcular (tümünü yazmaya kalksam sayfaya sığmaz)…
Festivalin ‘Disiplinlerarası Mizah’ panelinde bu yıl tiyatro, müzik ve plastik sanatlar alanları ele alındı. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Banu Ayten Akın, tiyatronun kökenlerinde doğurganlık ve cinselliğin kutlandığı Diyonisos şenliklerinin yer aldığını belirterek Aristophanes’ten Dario Fo’ya uzanan bir perspektif sundu. Gazeteci Serhan Yedig, müziğin farklı türlerindeki mizah ögesini vurguladığı konuşmasında klasik müzikten geleneksel müziğe ve popüler müziğe uzanarak örnekler verdi. Mehmet Aksoy sanat tarihinden örnekler -özellikle Daumier’nin karikatürleri- ile başladığı konuşmasını farklı kentlerimizdeki sebze-meyve ‘heykel’lerinden örneklerle sürdürdü. Bu örnekleri ‘form’un gücünün farkındalığı olarak nitelendiren Aksoy, “bu işlere heykel demek yerine ayrı bir isim vermek gerekir” diyordu.
2025 festivali sinemamızın usta yorumcularından Münir Özkul ve Sadri Alışık’ın 100. Doğum yılına denk geldi. İki ismi anarken, günümüz sinemasından yepyeni bir örneğe yer verdik programımızda. ‘İftarlık Gazoz’, ‘Dondurmam Gaymak’ filmleri ile Ege kültüründen kaynaklanan bir mizahın başarılı örneklerini veren Aksu, ‘Bak Postacı Geliyor’ ile bu çizgiyi sürdürdü. 60 ihtilali günlerinde geçen bir aşk öyküsü anlatılıyor. Aksu’nun, ‘herkesin sevdiği tek üniformalı’ olan postacıyı öyküsünün merkezine alması rastlantı değil; babasının öyküsünü anlatıyor bu kez. Arzu Film güldürülerinin sıcaklığını taşıyan filmde yönetmenin babasını ve annesini canlandıran Ozan Akbaba ile Deniz Barut’un yorumları çok başarılı. Mustafa Avkıran, Müfit Kayacan, Fikret Kuşkan, Ahmet Mekin gibi usta oyuncuların katkısı, Gökhan Tiryaki’nin görüntüleri ile yılın en iyi komedilerinden biri ‘Bak Postacı Geliyor’. Filmin gişede beklenen sonucu alamamasını hayretle karşıladım. Herhalde festivalde gösterdiğimiz Ergin Orbey’in ‘Bizim Aile’ filmi de bugün vizyona girse aynı başarıyı elde edemeyecek. Çünkü seyircimiz nicedir bol aksiyonlu, bol küfürlü mizah örneklerine alıştırıldı.
Oysa, sinema sanatında mizah denilince Marx kardeşlerden Buster Keaton’a, Harold Lloyd’dan Charlie Chaplin’e, Ernst Lubitch’den George Cukor’a, Frank Capra’dan Jacques Tati’ye, Billy Wilder’dan Mel Brooks’a, Terry Gilliam’dan Woody Allen’e, Robert Altman’dan Stanley Kubrick’e, Coen kardeşlerden Wes Anderson’a sayısız usta akla geliyor. Hiçbiri ucuzluğa, kaba güldürüye pabuç bırakmadı. Ülkemiz sinemasında da Ertem Eğilmez, Atıf Yılmaz, Zeki Ökten, Başar Sabuncu, Ömer Vargı, Nesli Çölgeçen, Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Hakan Algül, Tolga Karaçelik’in filmografilerinde başarılı komediler yer alıyor. Ama artık komedi deyince ‘Recep İvedik’ler, ‘Düğün Dernek’ler, ‘Kutsal Damacana’lar anlaşılıyor. Gene de, bu yıl hasılat listesinde sevgi ve dostluğu konu alan bir komedinin liste başı olduğunu görmek sevindirici. Mert Baykal’ın ‘Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi veyahut Yan Yana’ 2 milyonun üzerinde hasılat yaparak çocuk filmlerinin önüne geçti. Umalım ki bu başarı sinemacılarımızı cesaretlendirir; espriler ne kadar ucuz olursa gişede başarı o kadar garanti formülünden uzaklaşmalarını sağlar.


