Google Play Store
App Store

Tayvan’a yönelik askeri müdahale söylemleriyle Çin’le tansiyonu tırmandıran Japonya, Washington’un Batı Pasifik’teki askeri stratejisinin merkezinde duruyor. Askeri müdahale, bir kez daha kapitalist krizden çıkabilme yolu olarak öne sürülüyor.

Japonya ve ABD Tayvan’a müdahale yolunda
Fotoğraf: AA

Sharon BLACK

Japonya’nın aşırı sağcı başbakanı Sanae Takaichi Çin’in Tayvan’ı anakara ile birleştirmeye dönük herhangi bir adımının Japonya’nın geleceğini tehlikeye atacağını ve Tokyo’nun bunu durdurabilmek için askeri müdahaleye hazır olduğunu söyleyerek siyasette büyük bir yangını ateşledi.

Pekin açısından mesaj açık: Japonya Tayvan çatışmasında taraf tutmamaya dair yıllardır sürdürdüğü tutumunu bırakıyor ve askeri bir müdahale için ABD’ye katılacağını ilan ediyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning bu yorumların ciddi bir provokasyon ve Çin’in egemenliğine yönelik tehlikeli bir müdahale olarak yorumladı.

Japonya’daki sağcı aktörler yangını harladı. Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi, Tayvan’ın doğu yakasına yalnızca 110 kilometre ötedeki Yonaguni adasındaki askeri üsse orta menzilli karadan havaya füzeleri konuşlandırma” planının adım adım ilerlediğini açıkladı. Bir Reuters muhabiri Mao Ning’in sözlerini yorumlayarak, Takaichi’nin önceki sözlerinin de dikkate alınması gerektiğini ve “bu hamlenin son derece tehlikeli olduğunu ve hem çevre ülkeleri hem de uluslararası toplumu ciddi oranda endişelendirmesi gerektiğini” yazdı.

Japon hükümetinden iki kaynak ayrıca Reuters’a Donald Trump’ın başbakan Takaichi’yi bu hafta arayarak kamuoyundaki tehditlerinin tonunu düşürmesi konusunda uyardığıını söyledi. Bu hamle Trump’tan görmeye alışık olduğumuz bir taktiğe uyuyor: Dışarıda gürültülü bir savaş çığırtkanlığının, ticari anlaşmalar ya da ekonomik baskı kampanyaları duraksarsa sessiz bir taktiksel yeniden konumlanmayla sürdürülmesi. Kimi yorumcular agresif bir dil kullandıktan sonra geri çekilme alışkanlığına dair çoktan ‘TACO’ diye bir kısaltma dahi buldu: “Trump Always Chickens Out - Trump Her Zaman Korkup Kaçar”. Ancak gerçekçi bir dönüşüm işaretinden öte bu bir siyasi manevra. Her ne kadar hükümet Çin ile ticaret görüşmelerinde ton değiştirse de ABD’nin savaş planları duraklamadan sürüyor ve Washington Japonya ordusuna yeni yatırımlar yaparak ABD’nin bölge stratejisinin barışçıl olmadığını gösteriyor.

YENİ SİLAHLARA ONAY

Japonya’nın gerilimi tırmandırdığı süreçte, ABD 13 Kasım’da Tayvan’a 330 milyon dolarlık silah satışını onayladı, Trump’ın başkanlık koltuğuna dönüşünden beri ilk kez bu türden bir satış yapıldı. Bu paket yedek parçaları, standart dışı kısımları ve Tayvan’ın F-16 savaş uçaklarına, C-130 ulaşım hava araçlarına ve diğer askeri sistemlerine desteğin devamını içeriyor.

Washington’ın niyeti açık: daha fazla silah, Tayvan ile daha derin askeri entegrasyon ve Çin ile karşı karşıya gelebilmek için ileriye dönük hazırlıklar.

ABD-JAPONYA ASKERİ BLOKU

Japonya, Washington’un Batı Pasifik’teki askeri stratejisinin merkezinde duruyor. ABD Japonya’nın tamamında 120’den fazla askeri tesiste faaliyet gösteriyor, bunlar içinde 15 büyük üs ve 54 binden fazla askerin bulunduğu karakollar da var, ABD’nin kıta dışındaki en büyük askeri yoğunluğu Japonya’da. Okinawa bu işgalin en büyük yükünü çekiyor, adadaki üs yoğunluğu yerel yaşamı dahi etkiliyor.

ABD ayrıca bu üslere konumlandırdığı silahları da geliştirip sayılarını artırarak Çin’e karşı ileri konumunu güçlendirdi: Beşinci nesil F-35 Lightning II  hayalet uçaklarından F-35B varyantlarına, F-35A’ların yeniden konumlandırılmasından Okinawa ve Iwakuni’de faaliyet gösteren V-22 Osprey uçaklarına kadar. Füze savunma ağı birden fazla üste güçlendirildi, Standard Missile-3 avcıları Yokosuka’da demirli Aegis savaş gemilerinin üzerine yerleştirildi, Patriot Advanced Capability-3 bataryaları birçok üste bulunuyor. Kritik bir gelişme hem Standard Missile-6 hem Tomahawk kruz füzelerini ateşleme kapasitesine sahip  Typhon Orta menzilli sistemlerinin rotasyonel konumlandırılmasının Washington’a doğrudan Çin kıyılarını hedef alabilecek yeni bir yerde konuşlanmış uzun menzilli saldırı seçeneği vermesi oldu.

Tüm bu konumlanmaların hiçbiri savunma için değil. İleriye konuşlandırılmış bir savaş makinesi mimarisi.

ÇİN’İN BİRLİĞİNE ENGEL

Çin devriminin ana karada başarılı olmasının ardından, Washington yeni Halk Cumhuriyeti’nin ulusal birliğini engelleyebilmek için harekete geçti. 1950 Temmuz’unda başkan Harry Truman ABD 7. Filosuna Tayvan geçidine hareket emri vererek Halk Kurtuluş Ordusunun Tayvan’a hareket etmesini engelledi ve yenilmiş Kuomintang rejimine kalkan oldu.

ABD kısa süre sonra Tayvanlı yetkililerle karşılıklı savunma anlaşması imzalayarak adayı askeri teçhizat ve danışmanlarla doldurdu. Kuomintang ana karadaki tüm meşruiyetini kaybettikten sonra dahi 20 yıl boyunca Washington bu rejimin “Özgür Çin’i” temsil ettiğinden itiraz etti ve Çin Halk Cumhuriyetini Birleşmiş Milletler’in dışında tutmayua dönük hamleler yaptı.

Bunun “demokrasiyi savunmakla” hiçbir alakası yok. Çin devrimini sınırlamak ve tüm Asya’da sömürge karşıtı hareketleri bastırabilmeyi hedefleyen daha kapsamlı bir planın parçası olarak sürdürüldü.

DEĞİŞEN KÜRESEL DENGE

Bugün dünyanın durumu çarpıcı biçimde değişti. Hem ABD hem de Japonya, yavaşlayan büyüme, artan fiyatlar ve uzun vadeli ekonomik gerilemenin yarattığı derin bir kapitalist durgunlukla karşı karşıya. Bu krizler her iki ülkedeki egemen sınıfları dışarıda daha fazla militarizme itiyor.

Eşzamanlı olarak, sosyalist Çin ise küresel ekonominin merkezi motorlarından biri haline dönüştü. Alım gücü paritesi bakımından Çin şu anda dünyanın en büyük ekonomisi, sanayi ve teknolojik gelişimi her bölgede ABD hegemonyasını zorluyor.

Washington ve Tokyo’nun Çin’le karşılaşma ihtimalini tırmandırmasının ardında bu var. ABD ve Japonya açısından askeri genişleme bir kez daha kapitalist krizden çıkabilme yolu olarak öne sürülüyor, bu da tüm dünya açısından tehdidi daha fazla büyütüyor.

ÖNÜMÜZDEKİ TEHLİKE

Washington’un kendi düşünce kuruluşları çoktandır yeni bir savaşın açılış hamleleri için taslak hazırlıyor. Pentagon ile ilişkili büyük enstitülerden Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Yeni Savaşın İlk Çatışması başlıklı raporlarında detaylı bir senaryo hazırladı: Tayvan’da bir Çin işgalinin savaş simülasyonu. Bu çalışma Amerikan ve Japon askeri müdahalesini adım adım planlayarak, Batı Pasifik’te yıkıcı bir çatışmaya küresel bir felakettense bir politika şablonu muamelesi yapıyor.

Hem ABD hem de Japonya diplomasiye değil çatışmaya hazırlanıyor. Ancak savaş kaçınılmaz değil. ABD’de, tüm Asya’da ve dünyanın her yerinde halk mücadeleleri Çin’e karşı felaketle sonuçlanacak bir çatışmaya doğru ilerleyen bu gidişatı durdurabilir.

Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ

Kaynak: struggle-la-lucha.org