John Berger’den Pentti Sammallahti’ye; oradan da Nedime Hanım Teyze’ye
Sammannahti’nin karesinde omzunda mantosu, başında şapkası Kasap Hasan’dan et alışverişi yapıp sokağına ulaşan aksak Nedime Hanım Teyze. Bu etin hatırına ona eşlik eden Sammannahti’nin muzip kahramanı bir sokak köpeği ile birlikte. Herkesin sadece abla ya da teyze diye anıldığı sokakta onu adı Nedime Hanım Teyze…

Burcu Belli - Akademisyen
Ünlü yazar ve sanat eleştirmeni John Berger, Hayvanlara Niçin Bakarız? isimli kitabında, Pakistan asıllı Fin fotoğrafçı Pentti Sammallahti’nin fotoğraflarından bahseder. Sammannahti siyah beyaz çektiği fotoğraflarında çoğunlukla bir hayvana özellikle de köpeğe yer verir. Bu onun dünya ile dalga geçme biçimidir. Berger bu kitabında, modernleşen dünyanın doğa ile savaşında ilk kaybın hayvanlarla kurulan ilişki olduğunu anlatır. Meraklı bir okuyucu bu fotoğrafları görmek ister, açıp bazılarına bakar, Sammannahti’nin İstanbul’da çektiği bir kare dikkatinden kaçmaz. Sultanahmet, Konut Sokak’ı anında tanır. Zira okuyucu bu sokakta büyümüş, ilk çocukluk yıllarını Sammannahti’nin başında durup kadrajına aldığı mahallede geçirmiştir. Üstelik ona tanıdık gelen yalnızca mahalle ve sokak değildir, aynı zamanda kadrajdaki kadını da tanır: Nedime Hanım Teyze.
Nedime Hanım Teyze, hakkında çok az şey bilinen ancak çok fazla şeyin merak edildiği ilginç bazılarına göre ise kötülüğe değecek kadar tuhaf bir kadındır. 1970 ve 1980’lerde orta alt sınıfın yaşadığı mahallede hemen dikkat çeker. Defterdarlık ’ta çalışmış buradan emekli, kendisine bakan, makyajsız özellikle ruju olmadan ve fularız dışarı çıkmayan, yalnız bir Cumhuriyet kadınıdır. Modayı takip etmesi, çıkartmadığı topuklu ayakkabıları ile hemen fark edilir, diğer kadınlardan sıyrılır. Ancak onu diğerlerinden ayıran en temel konu kedileri ile paylaştığı, kimsenin giremediği 3 katlı evidir. Sokağın sonunda, çıkmaz tabelasının hemen yanında soldaki kocaman evine sadece kedilerini alır. Kedilerin sayısı devamlı değişir, kimine göre 30 kimine göre 60. İnsanların aklında kalan ortak kare, Nedime Hanım’ı işe giderken uğurlayan sayısız kedisidir. Kendisi hakkında bilinenler oldukça sınırlı, agresif, insanlarla zaman geçirmeyi pek sevmeyen, komşularını yetersiz ve şehir hayatına uyumsuz gören, arka planı ile çelişkili bir kadın. Göçmen olduğu ve bir zamanlar polis bir ağabeyi olduğu biliniyor. Bir de “hiç” evlenmediği.

SİZİNKİ GİBİ ECİŞ BÜCÜŞ KOCA ALACAĞIMA HİÇ ALMAM
Mahalledeki kadınlara “sizinki gibi eciş bücüş koca alacağıma hiç almam” diyecek kadar cüretkâr. Hayatının sonuna kadar bir subay özellikle de albay beklediği söyleniyor. İlk aşkı mıydı, böyle bir erkek hayatına hiç değdi mi bilinmez. Ailesinden kalan evini kedileri ile paylaşan, özellikle mahallenin çocuklarının peşine takılıp, “deli” dediği onun da altında kalmayarak bazen çocukları yaraladığı da biliniyor. Dolayısıyla onunla ilgili anılar bazen ilginç bazen kırıcı. O yıllar, Konut Sokak’ta yaşayıp da Nedime Hanım Teyze ile yolları kesişmemiş çok az insan var. Türk Sanat Müziği’ne ilgisi olduğu bilinen hatta rica edilirse nadiren katıldığı komşu toplanmalarında bu şarkılardan okuyan güzel sesli bir kadın. Türk kahvesine ve fala düşkün. Belli ki hayattan beklentisini asla kaybetmemiş. Aksayan bir ayağı ile mahallenin kasabı Hasan Bey’den aldığı etleri kedilerine cömertçe dağıtan ama komşuları ile bir bardak çay bile içmeyen bir kadın. Konuştuğu az sayıdaki insan 18- 19 yaşındaki gençler. 30’lardaki kadınları yaşlı ve geri kalmış diye beğenmez, kendisi 60’larında olsa bile.
İNSANLAR YERİNE KEDİLERLE GEÇEN BİR ÖMÜR
Nedime Hanım Teyze, mahalleli için o kadar gizemlidir ki kimse yaşını bile bilemez. 1980 nüfus sayımında 80 yaşında olduğu dedikodusu yayılır. Üç aşağı beş yukarı bu hesap doğrudur. Ölümü ile alakalı da çok sayıda söylenti var, bazıları kendilerine bakmaları karşılığında evini mahalleden birilerine bıraktığını söylüyor, bazıları ise hayatının sonunu bir bakımevinde geçirdiğini. Gerçek nedir, tam bilinmez, ama 1990’larda zorlu bir ihtiyarlık yaşadığı aşikâr: farklı, geçimsiz ve yalnız. Şu anda mezarı ya da son zamanları bilinmiyor. Peki, bu hikâye Sultanahmet’te değil de Moda’da, Ulus’ta ya da Bebek’ te geçseydi Nedime Hanım Teyze gene böyle mi anılırdı? Yaşadığı yer ile, oradaki sakinlerle bir ortaklık bulabilseydi, bu kadar çetin ve dışa kapalı olur muydu? Ya da kedilerini gene bu kadar sever miydi?
Sammannahti’nin karesinde omzunda mantosu, başında şapkası Kasap Hasan’dan et alışverişi yapıp sokağına ulaşan aksak Nedime Hanım Teyze. Bu etin hatırına ona eşlik eden Sammannahti’nin muzip kahramanı bir sokak köpeği ile birlikte. Herkesin sadece abla ya da teyze diye anıldığı sokakta onu adı Nedime Hanım Teyze…


