Google Play Store
App Store

Kadın hareketinin gücü çeşitliliğinde, bağımsızlığında ve dayanışma ağlarının genişliğinde. Birleşik bir kadın mücadelesi cephesini birlikte, eşitlik temelinde ve ısrarla örmemiz gerekiyor.

Kadın hareketi nasıl bir cephe örmeli?
Fotoğraf: Depo Photos

Canan GÜLLÜ - TKDF Başkanı

Türkiye’de son yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliğine, kadınların kazanılmış haklarına ve şiddetle mücadele mekanizmalarına yönelik sistematik saldırılar, kadın hareketinin dayanıklılığını ve kapsayıcılığını her zamankinden daha kritik hale getirdi. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla ivme kazanan bu gerileme süreci, nafaka hakkının tartışmaya açılmasından 6284’ün hedef alınmasına, dijital istismar vakalarındaki artıştan sosyal yardımların siyasal araçlara dönüştürülmesine kadar geniş bir alana yayılıyor.

Bu tablo karşısında kadın hareketi parçalanmadan, güçlerini ortak bir mücadele hattında birleştirmek zorunda.

1976 yılında kurulmuş ve uzun bir deneyim sürecini sahadan elde etmiş bir kurum ve onun başkanı olarak TKDF açısından bu süreçte kurulacak mücadele hattını çeşitli başlıklar altında toplayabiliriz.

Hak odaklı, bağımsız ve siyasi baskıya dirençli bir cepheyi sürdürülebilir kılmalıyız. Kadın örgütlerinin temel gücü, hak temelli ve bağımsız oluşlarından gelir. Bu nedenle:

• Hükümetin kadın haklarını daraltmaya yönelik söylem ve politikalarına karşı bilimsel, hukuki ve uluslararası normlara dayalı güçlü bir karşı anlatıya devam etmeliyiz.

• Kadın hareketi, siyasi iktidarın “aile odaklı”, “annelik merkezli” dar çerçevesini reddederek; kadının bireyliğini, kendi yaşamı üzerindeki karar hakkını merkeze alan mücadelesinden vazgeçmemeli.

• Uluslararası mekanizmalar (BM, Avrupa Konseyi, CEDAW, Pekin+30 süreci vb.) daha aktif kullanılmalı, Türkiye’nin geri çekilmeye çalışıldığı normlar sürekli görünür kılınmalıdır. TKDF’nin Pekin+30 sürecindeki bölgesel sekretarya rolü bu noktada önemli bir politika aracı. Bunu her cenahta kullanmaya devam etmeliyiz.

Şiddetle mücadelede genişleyen ve dijital çağı kapsayan bir ortak hat inşası son yıllarda üzerinde durduğumuz en önemli konu.

Kadına yönelik şiddetin biçimi değişiyor. Dijital istismar, mahrem görüntülerin paylaşılması, siber takip ve çevrim içi tehditler yaygınlaşıyor. Bu nedenle, kadın hareketi yalnızca fiziksel şiddete değil, dijital şiddet biçimlerine karşı ortak bir savunma hattı oluşturmalı. TKDF Acil Yardım Hattı deneyimi temel alınarak, ulusal ölçekte erişilebilir, bütüncül ve hızlı yanıt verebilen bir şiddetle mücadele ağı genişletilmeli. Emniyet ve yargı birimlerinin artan cezasızlık pratiğine karşı hukuki izleme ve raporlama faaliyetleri güçlendirilmeli.

ULUSALA YANSIYAN BIR KADIN KOALISYONU

Kadın hareketinin en güçlü olduğu yer mahalleler, iller ve yerel örgütlenmelerdir. Türkiye’nin her bölgesindeki kadın dernekleri, platformlar ve bağımsız feminist inisiyatiflerle yatay, eşitlikçi ve dayanışma temelli bir ağ sürdürülebilir kılınmalı. İdeolojik ayrışmalardan kaçınmalıyız. TKDF’nin 1976’dan bu yana sürdürdüğü yerel ağ birikimi, bu ortak cepheyi güçlendirecek temel zemin. Yerel yönetimlerin kadın politikaları üzerindeki baskı arttığı için, kadın hareketinin bu alanda gözetim, izleme ve hesap sorma mekanizmaları geliştirmesi ve kendini güçlendirmesi kritik.

Genç kadınları, LGBTİ+ları ve göçmen kadınları dışlamayan kapsayıcı bir hat asıl amaç olmalı ve insan hakları ihlallerine uğradığını düşünen hiç kimse dışarıda kalmamalı.

Kadın hareketi ancak kimseyi dışlamadığında güçlenir. Genç kadınların üniversitelerde ve sosyal medyadaki örgütlülüğü desteklenmeli, genç feminist hareketle deneyim aktarımı daha sistematik hale getirilmeli. LGBTI+’ları hedef alan nefret politikaları kadın düşmanlığının uzantısıdır, kadın hareketi bu grupları dışlamadan, hak temelli kapsayıcı bir duruş sergilemeli. Göçmen ve mülteci kadınların en kırılgan kesim olması sebebiyle, mücadele hattı ırkçılığa karşı da dayanıklı bir çizgide ilerlemeli.

Ekonomik şiddete karşı kolektif bir politika bloku oluşturulmalı ve etkili söylem sahanın verileri ile güçlenmeli. Kadının yoksullaştırılması, haklarının elinden alınmasında en etkili araçlardan biridir.Kadın istihdamının düşürülmesine, güvencesiz ve kayıt dışı çalışmanın artırılmasına karşı ekonomik şiddet raporlaması düzenli hale getirilmeli. İşyerinde şiddet ve tacizi önleyen ILO C190’ın ulusal düzeyde uygulanması için ortak savunuculuk yürütülmeli..Son 3 yıldır TKDF İLO Türkiye ile bu konuda çalışmalar yürütmüş, hali hazırda İNDİTEX ile tekstil konusunda sahada fabrikalar özelinde politika belgeleri ve kurullar oluşturulmasını sağlamaya çalışıyor. Bu konuyu çok önemsiyoruz ve Cenevre’den alınmış nasıl yapılacağına dair sertifika ile hedefe tam ulaşmaya çalışıyoruz.

Bakım emeğinin tamamının kadınların üzerine yıkılmasına karşı kamusal bakım politikaları talebi cephenin ana maddelerinden biri olmalı.

Politik saldırılar karşısında kadın hareketi en güçlü olduğu zemini kullanmalı: Veri, hukuk ve insan hakları çerçevesi. TKDF’nin kadın cinayetleri, şiddet ve adalete erişim konularındaki veri ve saha deneyimi, politika yapıcılar üzerinde baskı oluşturmak için sistematik raporlara kamuoyu ile paylaşılıyor. Veri eksikliği, çözümün gecikmesinde asal rol oynuyor.

Hukuki gerilemelere karşı, 6284 başta olmak üzere tüm koruyucu yasaların yeniden güçlendirilmesi için ortak kampanyalar yürütülmeli.

ETKİLİ BIR DİJİTAL SAVUNUCULUK HATTI

İktidarın kadın haklarını hedef alan söylemlerinin etkili olmasının nedeni, sosyal medyadaki görünürlüğün tek taraflı hale gelmesi. TKDF ve diğer kadın örgütleri; sosyal medyada sabit bir karşı anlatı, kolay anlaşılır bilgi grafikleri, hızlı tepki metinleri ve geniş kitlelere ulaşan kampanyalar üretmeli. Son zamanlarda yapmaya çalıştığımız bir konu bu aslında.

Dijital şiddet içeriklerinin yaygınlaşmasına karşı dijital haklar ana eksende savunulmalı. Dijital şiddete maruz kalana neler yapması gerektiği anlatılmalı. Kadın mücadelesinin çok güçlü bir geçmişi olduğunu hepimiz biliyor ve ondan güç alıyoruz. Zaman zaman AKP’nin kadın haklarına yönelik saldırıları karşısında zorlansak da biliyoruz ki kadın hareketinin gücü çeşitliliğinde, bağımsızlığında ve dayanışma ağlarının genişliğinde. Bunu unutmamaya ve hatırlatmaya çalışıyoruz. TKDF için bu dönem, yalnızca hak kayıplarına karşı direnme değil, aynı zamanda kadınların yaşam hakkını, eşitlik ilkesini ve özgürlüklerini yeniden inşa etme mücadelesi.

Bu cephe ancak birlikte, eşitlik temelinde ve ısrarla örüldüğünde etkili olacağına yürekten inanmakta ve bu yönde çalışmalar sürdürüyoruz.