Kamusal faydanın güvencesi yurttaş iradesi
Geçtiğimiz günlerde TBMM’de sunulan Vakıflar Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi ile karşılaştık. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, teklifi kamuoyuna açıklayarak, yasanın belediyelere ait kültürel miras varlıklarının yönetimini merkezi idareye aktarmayı hedeflediğini belirtti.
Teklif kabul edilirse, 100 üzeri kültür yapısının İBB’nin yetki alanından çıkarılacağı ifade ediliyor. Bunlar arasında Müze Gazhane, Art İstanbul Feshane, Yerebatan Sarnıcı, Casa Botter, Moda İskelesi, Beşiktaş ve Kadıköy İskele Kütüphaneleri gibi mekanlar yer alıyor.
∗∗∗
Haber üzerine Kadıköy Kent Dayanışması sosyal medya hesaplarından “Kadıköy’deki kazanımlarımızı elimizden alamazsınız!” başlıklı bir açıklama paylaştı. Açıklamada şunlar söylendi: “Bilinmelidir ki bu mekanlar, yıllardır atıl bırakılmak, işlevsizleştirilmek ve Kadıköy ihtiyaçlarının dışında faaliyetlere açılmak istendi; ancak halkın kolektif mücadelesiyle kamusal işlevlerini sürdürdü. Bu mekanlar, neoliberal politikalar karşısında Kadıköylülerin kolektif çabasıyla korunmuş ve kamusal işlevlerini sürdürmüştür. Kadıköy Kent Dayanışması olarak, Müze Gazhane, Kadıköy İskele ve Moda İskelesi’nin mülkiyet ve işlevlerinin, Kadıköylülerin rızası ve katılımı olmadan değiştirilmesine itirazımız var. Kamusal alanlar, toplumun aktif katılımıyla anlam kazanır ve bu mekanlar da bunun en somut örnekleridir.”
Teklif esasta kamusal alanların ve kültürel varlıkların statüsünü ve işlevini doğrudan tehdit oluşturan neoliberal kent politikalarının tipik bir örneğini oluşturuyor. Bu tür merkezileştirme girişimleri çoğu zaman kamusal mülklerin ve kültürel mirasın özel sektörle ‘işletme ortaklığı’ modellerine açılmasının önünü hazırlıyor. Bu nedenle bu yalnızca mülkiyet devri değil, kentsel rantın yeniden dağıtımına ilişkin bir hamledir.
Ve bu nedenle toplumun kolektif kazanım olarak nitelediği ortak mekanların yönetiminin hangi gerekçelerle merkezileştirilmek istenildiği bu teklifi hazırlayan komisyon tarafından tüm İstanbullulara açıklanmalıdır.
Zira bu mekanları toplumsal kazanım kılan unsur, özellikle de Gazhane ve Moda İskelesi örneklerinde, tam da hayata geçirilme süreçleriyle ilgilidir. Her iki mekan da, atıl bırakma, işlevsizleştirme, kentsel ihtiyaçlara yanıt üretmeyecek biçimde dönüştürme gibi neoliberal politikalara karşı Kadıköylülerin onlarca yıl süren mücadelesiyle günümüzdeki hallerini alabilmişlerdir.
∗∗∗
Kadıköy Kent Dayanışması’nın 2016’da yaptığı açıklamayla hatırlayalım, Moda İskelesinde 2015 yılında ruhsatsız olarak restorasyon çalışmaları başlatmıştı. Anıtlar Kurulu ile Koruma, Uygulama ve Denetim Bürosu KUDEB kararı olmayan, restorasyon ilkelerine aykırı çalışmalar şikayet konusu olmuştu. Mimarlar Odası ve Kadıköy Belediyesi ayrı ayrı yaptıkları incelemeler sonucunda binaya maddi hasar verildiğini tespit etmiş ve Koruma Kurulu’na başvurmuşlardı. Koruma Kurulu yapılan itirazları haklı bulmuş ve Moda İskelesi’nin altı ay içinde 2000 yılında onaylanan restorasyon projesine uygun hale getirilmesine karar vermişti. Ancak, Kurul kararına rağmen çalışmalara kaçak olarak devam edilmiş ve tarihi iskeleye bir işletme açılmıştı.
∗∗∗
Sonuçta mücadeleler neticesinde kaçak kafe kapatılmış, hatalı restorasyonun düzeltilme çalışmalarına başlanmıştı. Dayanışma açıklamanın sonunda mekanın akıbetiyle ilgili bir not da düşmüş: “Tarihi Moda İskelesi aslına uygun hale getirildikten sonra kent içi ulaşıma katkısı hesaplanarak deniz ulaşımına açılması değerlendirilmeli veya ticari kaygılar gözetilmeden kent ve toplum yararına kamusal bir mekân olarak kullanıma açılmalıdır.”
Mekanın bugünkü hali, 9 yıl önceki talebi karşılar nitelikte. Gazhane örneği çok daha uzun, çok daha köklü bir mücadele sürecine dayanıyor. 1993’te Gazhane Çevre Gönüllüleri’nin kurulduğu günden başlayan örnek bir kentsel kazanımıdır.
∗∗∗
Velhasıl bu mekanların ürettikleri kamusal fayda, karar mekanizmaları merkezileştirilerek değil, tabandan yurttaş katılımıyla mümkün olabilmiştir. Aksinde ısrar etmek, yurttaşla karar mekanizması arasındaki mesafeyi açmak ise bu kamusal niteliğin gaspı anlamına gelecektir. Gazhane ve Moda İskelesi gibi örnekler, toplumsal kazanımların korunmasında taban hareketlerinin ve kolektif mücadelenin ne kadar hayati bir role sahip olduğunu da bir kez daha kanıtlamaktadır; kamusal alanların asıl güvencesi, onu sahiplenen yurttaş iradesidir.


