Google Play Store
App Store

Kavram sözcüğü kavramaktan gelir. Bir şeyi zihinsel olarak kavradığınız ölçüde o şeyin kavramını üretebilirsiniz. Kavramlar çok kullanışlıdır. Karmaşık şeyleri kümelere ayırıp ait oldukları klasörlere, raflara, çekmecelerin içine yerleştirir, zihinsel dağınıklığınızı giderirsiniz. Fakat şeyler kırılgandır, sımsıkı kavradığınızda onları öldürebilirsiniz. Sımsıkı kavranmış şeyler, kelebek koleksiyoncusunun vitrinlerde sergilediği ölü kelebekleri andırır. Yeryüzünde kelebekler kanat çırpabilir, fakat koleksiyon nesnesi olarak kavram kanat çırpamaz. Kaos kuramına göre bir kelebek kanat çırptığında kasırga koparabilir, fakat bırakın kasırga koparmayı, ölü kavramların dünyasında yaprak bile kıpırdamaz. Kavramlar, dağınık şeyleri düzene sokar. Zihin kavramlardan hiyerarşik kuleler inşa eder ve şeyleri hücrelere kapatır. Kavramları hücrelerinden ancak tek bir eylem kurtarabilir, o da düşünmek. Düşünmek, yelkenleri kavramlardan oluşan bir gemiyle denize açılmaktır. “Gökyüzüyle deniz arasında salınan bir gemi, düşünceye ne kadar geniş alanlar açıyor! Burada her şey düşüncelere kanat takıyor, hareket veriyor ve hava sahasını genişletiyor. Çırpınan yelkenler, sürekli çalkalanan gemi, gümbürdeyen dalgaların akıntısı, uçuşan bulutlar, sonsuz genişlikteki hava sahası” (Johann Gottfried Herder, 18.yy). Ancak kanatlanan kavramlar zihinlerde kasırga koparabilir.

∗∗∗

Kavramlar günümüzde tıpkı metalar gibi alınıp satılır ya da cazibelerini artırmak için metalar kavramlarla sarılıp sarmalanır; kavramlar ambalajlardır. Alışveriş artık maddi ihtiyaçları karşılamak için yapılmaz, kavramlar satın alınır. Dükkânların vitrinlerinde kavramlar sergilenmektedir. TV’deki politik programlarda bir düşünce ya da kavramın halk tarafından satın alınıp alınmayacağı üzerine uzun uzadıya tartışılır. Halk kavram üreticisi değil, tüketicisidir. Ülkeler de dükkânlar gibi tasarlanmıştır. Vitrinlerinde yeraltı ve yerüstü kavramları satışa sunulmaktadır. Dükkânın sahipleri, devlet adamlarıdır ve artık uluslararası ilişkiler, uluslararası markette dükkân sahiplerinin sahip oldukları ucuz emek, toprak, madenler, nadir elementler gibi kavramların pazarlanması anlamına gelmektedir. Fakat bir gün dükkânda işler değişiverir. Olay Bodega’da geçmektedir. Bodega, İngilizceye İspanyolcadan geçen ve küçük market, bakkal için kullanılan bir sözcük. Sakin, sıradan bir gündü. Fakat çok geçmeden kimi kavramların kanatlandığı ve market içinde kasırga kopardıkları görüldü. Bodega’da ilk kanatlanan kavramlar kargalardı. Ardından martılar da kargalara katıldı. Ayrı ayrı hücrelerin içine kapatılmış kavramlar birleşip örgütlenmiş ve dükkândaki insan denilen yerleşik kavramlara saldırı başlatmışlardı. Olayın ayrıntılarını Alfred Hitchcock kamerasıyla kaydetmiştir.

∗∗∗

Kavramları icat eden ve yeryüzündeki varlıkları hayati niteliklerinden soyup onları soyut kavramların içine yerleştiren insandır. Ve kendi türünü de kavramlaştırıp toplumsal, sınıfsal, cinsel niteliklerine göre ayırmış ve kimliklerin içine hapsetmiştir. Bodega’da gerçekleşen kanatlanan kavramların yerleşik kavramlara saldırısını insan kişisel algılamıştır. Oysa bu saldırı yerleşik değerlere, kavramlara yöneliktir, yerleştirildikleri vitrinlerden onları kurtarmak, kanatlandırıp harekete geçirmek için düzenlenmiştir. Kiev’deki adam bir kopek karşılığında eskiciden satın aldığı Spinoza’nın Etika’sını hücresinde okurken, kanatlanan kavramların Bodega’da gerçekleştirdikleri saldırıya benzer bir saldırıya maruz kalır: “Birkaç sayfa okudum ve sırtımda bir kasırga varmışçasına okumaya devam ettim” (Benjamin Malamud, Kiev’deki Adam). Kanatlanan kavramlar, yerleşiklerin çürümeye yüz tutmuş durgun sularında kasırgalar koparır, zihinlerde anaforlar yaratır ve yerleşik kavramları özgürleştirebilir.

∗∗∗

Anaksimandros ve Anaksimenes yeni bir dünyanın maddenin içinde meydana gelen anaforlardan ortaya çıkacağını söylemişlerdi. İngiliz ressam Turner, yeni dünyanın imgesini yakalayabilmek için Fırtına (1842) adlı eserini boyarken kendini kasırganın gözüne yerleştirmiştir. Dünya, kendi kendini dölleyip yeni dünyalar doğurabilen (natura naturans) bir canlı. Yerleşikler zihin hapishanesinden, ancak kanatlanan ve zihinlerini dölleyen kavramlar sayesinde kurtulabilir.