Kanda boğulmak...
Ne yazık ki hiç iyi şeyler olmuyor. Diyarbakır'da, Sakarya'da yaşananlar son derece tehlikeli gelişmelerin habercileri. Etnik bir milliyetçilik dalgası, Kürt'
Ne yazık ki hiç iyi şeyler olmuyor. Diyarbakır'da, Sakarya'da yaşananlar son derece tehlikeli gelişmelerin habercileri. Etnik bir milliyetçilik dalgası, Kürt'ü de Türk'ü de sararak gözü kararmış kalabalıklar yaratıyor. Birbirimizi düşman olarak görüp, her türlü kötülüğün karşımızdan geldiğini düşünmeye başlıyoruz. Baltaları gömdüğümüz yerden çıkarıp, bıçakları kınından çekiyor ve biliyoruz. Hiç iyi etmiyoruz, hiç iyi bir yolda gitmiyoruz.
Siirt'in DTP'li il başkanı insanları sokaklara çağırıyor, Kürt halkının gücünün devletin yetkililerini döktükleri kanda boğmaya yeteceğini söylüyor. Adeta bir savaş dansı yapıyor, yanan ateşler etrafında. PKK, eylemleri sürdürme, yaygınlaştırma talimatları veriyor. "Şehitlerin kanlarıyla yazdıkları vasiyetin" gereğini yerine getirmekten söz ediliyor ve "Diyarbakır'daki kıvılcımın Mersin, İstanbul gibi büyük şehirlerde yangına dönüştürülmesi" emrediliyor şehitler adına.
Kürttarafında da, bir yandan barıştan, kardeşlikten, birlikte yaşamaktan söz edilirken öte yandan da şiddetin tırmandırılması için her şey yapılıyor. Barışa ve kardeşliğe hiç hizmet etmeyen, kini ve nefreti besleyen bir söylem sürdürülüyor.
Kürtsorununa en sağduyu içinde yaklaşanları, barış ve birlikte yaşama adına her şeyi yapanları bile bir umutsuzluğa, düş kırıklığına iten gelişmeler yaşanıyor. Aklıselim sahibi herkes bu sorunun ancak şiddetten arındırılmış bir ortamda çözülebileceğini görüyor. Ancak, havaya sağduyuyu ezip yok eden bir şiddet hâkim oluyor.
Ertuğrul Özkök,geçen gün Diyarbakır'la Paris'i karşılaştırıp, Diyarbakır için "Ama o ne, kalkan tek cop yok. Ne polis müdahale ediyor, ne de cenazeyi düzenleyen örgütler. Burası Türkiye ise artık bazı gerçekleri açıkça konuşmanın zamanı geldi. Şurası açık. Polis ve asker bilerek müdahale etmiyor. Belli ki, 'bir yerlere mesajlar veriliyor'. Herkes görsün isteniyor" diye yazdı. Dün de Fehmi Koru, "Sokaklara dökülen yüzü maskeli tipler ellerindeki molotof kokteyllerini olan bitene hayret edilecek kadar bigane duran güvenlik güçlerinin üzerine fırlatıyor" dedi. Koru'ya göre, senaryonun bir sonraki sahnesinde "olağanüstü hal ilanı" var. Özkök'ün "Polis ve asker bilerek müdahale etmiyor" derken ne kastettiğini anlamak zor.
"Sert müdahale bizi 20 yıl geri götürürdü"diyen Diyarbakır Valisi Efkan Ala'nın yaklaşımı ise epey serinkanlı: "Refleksle değil, akılla hareket etmek lazım. Daha sonra, daha büyük sorunları üretecek kısa vadeli çözüm gibi gözüken hareketlerden kaçınmak gerek. Devlet kurumlarını taşlayanlar çoluk çocuktu. Ne yapalım, çocukları öldürelim mi?"
"Polisin askerin müdahale etmediği"gösterilerde, ölenlerin toplam sayısı 7. Diyarbakır'da önceki gün iki, dün de Batman'da bir kişi daha öldü. Ölenler arasında 3, 6 ve 9 yaşında çocuklar var... Ölüm nedenleri minicik bedenlere saplanan kurşunlar.
Türkiye, Türküyle Kürdüyle,frensiz bir araç içerisinde yokuş aşağı bir toplumsal cinnet haline doğru gidiyor. Birbirimizi düşman görüp nefret etmeye başladığımızda "dökülen kan"da hep birlikte boğulacağımızı göremiyoruz. Etnik milliyetçilik temelli bir boğazlaşmanın asla bir galibi olamayacağını unutuyoruz.
Son çeyrek yüzyılda dünyanın değişik yörelerinde yaşanan etnik çatışmalar da gösterdi ki, sorunun çözümü "her etnik grubun yaşadığı ülkenin sınırlarına tam bir saygı göstermesi ve her devletin de sınırları içinde yaşayan etnik grupların kültürlerini özgürce yaşayıp geliştirmesine olanak sağlamasında" yatıyor.
İş işten geçmeden, şu "kanda boğma" sevdasından vazgeçip bu söylemi samimi bir dostluk ve kardeşlik söylemiyle değiştiremez-sek hepimize yazık olacak. Hani kaç bin yıldır etle tırnak gibi yaşadık ya Anadolu'da, tırnak sökmeyi boşuna icat etmedi işkenceciler, etin tırnaktan sökülmesi ölümü de aratan bir acı verir!
Birazcık gayret, ne olur? Zaman, birbirimize daha sıkı sarılma zamanı bugün!
Not:"Taşçı Fikri" yazısıyla ilgili telefon eden, elektronik posta gönderen, görüşlerini ileten okurlara teşekkür ediyor ve Fatsa'dan arayan bir okurun, "Terzi Fikri, okey oynamazdı. Taşçı adı babasının taşçılığından geliyor" dediğini de sizlerle paylaşmak istiyorum.


