Kavramları öldürebilirsiniz
Soyutlama, zihinsel bir etkinlik. Soyut düşünce, insanın gelişim sürecinde sonradan edindiği, zihinsel gelişmişliğini gösteren bir yetenek. Soyutlama sözcüğünün yerine, Osmanlıca karşılığı "tecrit” sözcüğünü de pekâlâ kullanabilirsiniz. Ve tecridin zihinsel gelişmişliğin bir göstergesi olduğunu söylediğinizde kurduğunuz cümlenin anlamı birden değişir. Düşünen insanın toplumdan giderek uzaklaştığını ve kaçınılmaz olarak yalnızlaştığını ima etmiş olabilirsiniz. Ya da sınır aşabilen bir eylem olan düşünmenin sınırını aştığında iktidar tarafından tecrit edildiğini de vurgulamak istemiş olabilirsiniz. Sınırını aşanlara iktidarın uyguladığı bir cezalandırma yöntemi olarak tecrit ile bir düşünme şekli olarak tecrit nasıl bir ve aynı şey olabilir? Nasıl oluyor da bir cezalandırma yöntemi, aynı zamanda zihinsel gelişmişliği gösterebiliyor? Demek ki zihinler tıpkı iktidarın zihni gibi şeyleri bağlamlarından soyutlayarak, nesnelerini tecrit ederek iş görüyor. 12 Eylül’de yargılanan MHP Genel Başkan Yardımcısı Agah Oktay Güner’in mahkeme salonunda söylediği “fikirlerimiz iktidarda, bir hapisteyiz” saptaması, soyutlamanın iktidarla olan ilişkisini doğrudan gösteriyor. İnsanları niteliklerinden soyutlayıp kavramların içine hapsetmekte bir beis görmeyenler, soyutlanıp tecrit edildiklerinde şaşkınlıklarını gizleyemiyor. Soyutlama iktidarda, biz tecritteyiz.
Şeyler, önce onları hayata bağlayan niteliklerinden soyutlanır, ardından kavramların içine hapsedilir. Kavramlar, tecrit hücreleri. Şeylere bir öz atfettiğinizde ve onları sadece özlerine uygun olduğuna karar verdiğiniz niteliklerle donatıp, diğer niteliklerini göz ardı ettiğinizde soyutlama işlemi gerçekleşir. Ve artık sizi çevreleyen her şey, canı olanlar bile, sadece kavramlardan ibarettir. “Ağaçlardan, renklerden, kardan ve çiçeklerden söz ettiğimizde şeyler hakkında bir şey bildiğimizi sanıyoruz; fakat özgün varlıklarla hiç örtüşmeyen metaforlardan başka bir şey yok elimizde” (Nietzsche). Ya da sokaklarda özgün varlıklarla değil, sadece kavramlarla karşılaşıyoruz; kedi kavramı, köpek kavramı ya da muhtelif kimliklerle ilişkilendirilen insan biçimli kavramlar. Soyutlama, zihinsel bir işlemdir, şeyler soyutlanırken görme dışında diğer duyular devre dışı bırakılır. Çünkü duyular zihinsel işlemleri kirletir, soyutlama gerçekleşmez. Teori, bakmak anlamına gelen Yunanca “theorein” fiilinden türetilmiş; göz ile zihnin birlikte çalıştığını gösteriyor. Soyutlamayı ancak, göz ve zihinden ibaret bedensiz varlıklar yapabilir.
Duyular yanıltır. Soyutlayanların şeylere dokunmak, koklamak, tatlarına bakmak gibi bir talepleri asla olmaz; seslerine bile tahammül edemeyenleri vardır. Onları hangi kavramın içine hapsedeceklerine karar vermeleri için görmeleri yeterli. Kavramların içine hapsettiğiniz şeylerle kolaylıkla baş edebilirsiniz. Sınıflandırabilir, ait oldukları bölmelere yerleştirebilir, gerektiğinde imha edebilirsiniz. Bir canlıyı öldürmek zordur ama kavramları gözünüzü kırpmadan öldürebilirsiniz. Naziler tarafından katledilenlerin canı yoktu; kavramdan ibarettiler, Yahudiler, eşcinseller, çingeneler. Bugün aynısını İsrail devleti Filistinlilere uyguluyor. Yeryüzünden soyutlayıp Gazze denilen bir tümelin içine hapsettiği Filistinli kavramını imha etmekte herhangi bir sakınca görmüyor. Devlet soyutlayarak, şeyleri niteliklerinden ve birbirlerinden ayırarak iş görüyor. Göz ve zihinden ibaret bedensiz varlıklarsanız hem iktidardasınız hem tecritte; soyutlayanların aynı anda soyutlandıkları bir düzlemde. Elbette soyutlamak yerine zekânızı da kullanabilirsiniz. Zekâ, birbirlerinden uzaklaştırılmış ve uyumsuz olarak tanımlanmış öğeler arasında ilişkiler icat etme kapasitesidir ve bedenleşmeyi gerektirir.
Siz hiç sokak hayvanlarının gözlerinin içine baktınız mı, gözlerinden içlerine aktınız mı? Her karşılaşma bir karışımdır. Onlara dokundunuz mu hiç? Dokunduğunuzda ürperirsiniz, duvarlar yıkılır ve içlerinde erirsiniz. Fakat devlet sokak hayvanlarından her söz ettiğinde birden kendimizi kavramları tartışırken buluyoruz. Kavramların dünyasında duygulara yer yoktur ve kavramları birbirlerinin yerine de kullanabilirsiniz. Öldürme çok sert geliyorsa, o halde uyutma kavramını tercih edebilirsiniz.


