Google Play Store
App Store

Tüm yaşantım boyunca ”Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması”, gelecek kuşaklara aktarılması için çaba gösterdim…

Bu çabam sadece Bakanlık dönemimi kapsamaz.

Kendimi bildim bileli, bu benim en büyük sorumluluk anlayışımdır…

Yaşanan, yaşanırken biriken deneyimleri, bu deneyimler çerçevesinde toplumların oluşturdukları yaşam biçimi ve yaratılan her varlığı, bir kültür zenginliği olarak ileriye taşımak insanın başlıca sorumluluğu olmalıdır…

Bu nedenle, toplumları geleceğe taşıyan gerek kültür gerekse doğal varlıkların korunması yani, kültürel gelişmenin sağlanması, o toplumun daha da ileriye gidebilmesinin en önemli gücü olmaktadır…

Modern toplumlar, demokrasi, seküler anlayış, insan hak ve özgürlükleri, üreten, adil paylaşan ekonomi, bağımsız yargı, sosyal devlet, adalet ve barış değerlerine sahiptir…

Bu nitelikler, ”Huzur ve refahın” en üst düzeye çıkmasını sağlar…

Aslında insanlık, kendinden önce ve kendisiyle birlikte oluşturduğu değerleri gelecek kuşaklar için saklamalı ve sahiplerini gelecek kuşaklara tanıtmalıdır…

∗∗∗

Atatürk, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte modern bir gelecek oluşturmak adına bir dizi aydınlanma devrimleri yapmış, her alanda atılımlar gerçekleştirmişti...

Mustafa Kemal, bu adımlar için gerekli olan uzmanların yetişmesi adına birçok genç insanı, dünyanın çeşitli ülkelerine göndermişti…

Ali Numan Kıraç'ı, kuru tarım alanında eğitim görerek uzmanlaşması için Almanya’ya göndermiş ve dönüşünde, Ankara'daki ”Atatürk Orman Çiftliği” projesini hayata geçirmişti…

Kıraç, Atatürk’ün talimatlarıyla ülkemizin tarım ülkesi haline dönüşmesi için çok çalıştı…

İktidara gelen Menderes, bu değerli kişiyi görevden alıp Eskişehir’e sürmüştü...

Orada da boş durmadı, Eskişehir'e büyük hizmetler yaptı…

∗∗∗

Atatürk, değer verdiği Ali Numan Kıraç’ın eşini ve çocuklarını Vehbi Koç’a emanet etmiş ve Koç, Holding’i büyüten Can Kıraç ile damadı olan İnan Kıraç’ı üst yönetici yaparak Atatürk'e verdiği sözü yerine getirmişti…

Ali Numan Kıraç’ın ismini, yarattığı koskoca Orman Çiftliği’ni, kimse hatırlamaz!

Ve ne yazık ki AKP tayfası, SİT Alanı olan o muhteşem çiftliğin topraklarını yandaşlara peşkeş çekerek ve üzerine kaçak saraylar kondurarak yağmalamaya devam etmekte!

∗∗∗

Bugünkü iktidar, SİT alanlarına, doğaya, sanata, yaratılan değerlere sahip çıkmak ve geleceğe taşımak yerine, yok etme gayretinde…

Saygı, vefa ve mirasa sahip çıkma kavramlarına çok uzaklar…

Çünkü kendilerini bu ülkeye ve halka ait istemiyorlar…

∗∗∗

Mustafa Kemal, yeni Cumhuriyet’in ekonomik devrimlerinin mihenk taşı olarak gördüğü Sümerbank’ı, halkın elbise, kumaş, ayakkabı gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurmuştur...

Sümerbank, temel giyim ihtiyaçlarının yanı sıra çağdaşlaşmanın gereği olan ceket, pantolon, smokin, frak gibi ”Batı tarzı” kıyafetlere de önem verdi…

Atatürk, Cumhuriyetin ilanının hemen ardından 6 kişiyi, ”terzilik ve giyim sanatı” üzerine eğitilmesi için Paris’e gönderdi…

Paris’e gönderilen terzilerin Türkiye’ye dönüşünde meslek yaşamları için farklı yönler belirlendi...

6 kişiden biri olan Levon Kordonciyan, Atatürk'ün talimatıyla Paris’te frak, jaketatay (kuyruklu ceket), bonjour (uzun ceket ve çizgili pantolonla giyilen erkek giysisi) ve redingot (önü yakaya kadar düğmeli, kimi zaman vücut hatlarını saran, ceket) üzerine eğitim aldı…

Atatürk’ün, bayram, resmi kabuller, devlet törenleri ve düğünler için batı tarzında elbiselerini dikme görevi, Türkiye'nin ilk smokin terzisi  olan Levon Kordonciyan’a verildi…

Kondonciyan, başta Atatürk olmak üzere dönemin siyasi ve kamu yöneticilerini törenler için giydirmeye başladı…

Atatürk, halka örnek olmak için ”Çağdaş yaşamın gerektirdiği” giysileri öncelikle kendisi giyerdi…

Atatürk'ün giydiği birçok merasim kostümlerinin çizimleri, Levon Ustanın kaleminden çıkmıştır…

∗∗∗

Dün, Smokin ve frak tasarım ve dikimleriyle tanınan dördüncü kuşak torun Levon Kordonciyan’la birlikte oldum.

Aydın, dünyayı takip eden, ülkemizi herkesten iyi bilen pırıl pırıl bir genci tanıdım.

O, genetik yeteneği ve dünyaca ünlü eserleriyle bugün adını ta Hollywood’a kadar duyurmayı başarmış…

Türkiye’yi etkin bir kulvarda tanıtılmasını sağlayan gizli kahraman olmuş…

Anne Şuşan ve baba İskender Kordonciyan, yaşam biçimleri, engin kültürleri, sanatçı yönleriyle, görmüş geçirmiş gerçek bir İstanbul ailesi…

Onları tanımak benim için bir şans oldu.

∗∗∗

Sohbet ilerleyince bu mütevazı ailenin değeri daha da ortaya çıktı.

Hatırlayacaksınız, ”İngiltere Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü”, ”2010 yılı Devlet Adamı” ödülünü, ”Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e vereceğini duyurmuştu. Ve Ödül, İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth tarafından verilecekti…

Torun Levon bu olayı şöyle anlattı; ”Kraliyet protokolüne göre, ödüle layık görülenin törende frak giymesi gerektiği, Cumhurbaşkanlığı Protokol Müdürü Murat Tamer’e bildirilmiş ve ”dünyanın en ünlü Frak terzisinin İstanbul’da bulunan Levon Kordonciyan’nın olduğu da bilgi notuna eklemiş”.

Törende Gül, Kordonciyan Frakıyla büyük sükse yapmış…

Bu olayı anlatırken gözleri ışıldıyordu…

Eski İstanbul öyle bir kültür mozaiği ki, insanı ve her köşesi, insanlık adına büyük zenginliklerle dolu…

∗∗∗

Ülkemizde, yurttaşlarımız ve yetkililerin bilmediği ama dünyanın gıptayla tanıdığı çok önemli değerlerimiz var...

Değerlere sahip çıkmalıyız ve bu zenginliğimizi yarınlara aktarmalıyız!

Bu durum, sorumluluktan daha çok, ülkemizin itibarı için önemli bir zorunluluktur…

Ancak böylece, dünyada saygın hale gelebiliriz…