Konut sadece bir istatistik midir?
Dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz ayı konut satış verilerini yayımladı. Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,4 oranında artarak 142 bin 858 olmuş. Ocak-Temmuz dönemi satış adedi ise 834 bini geçmiş.
TÜİK yayınladığı raporda bazı detayları veriyor. Bu veriden hareketle yapılan analizlerde “sektörün” ne durumda olduğuna ilişkin tespitler görüyorsunuz. Tabİi “konut” işine “sektör” olarak bakarsanız bunu da normal karşılarsınız. Ancak, açıklanan bu veriden vatandaşın konut sahibi olma durumuna ilişkin detaylar bulamıyoruz.
Bugün ülkede en önemli sorunlardan birisi barınma. Ev kiraları ve konut fiyatları artık erişilebilir olmaktan çıktı.
Mesela, Temmuz ayında, ya da yılın ilk yedi aylık döneminde satılan konutların kaç tanesi ilk kez ev sahibi olanlar tarafından alındı? Kaç kişi bilmem kaçıncı konutunu satın aldı? Bu verileri hazırlamak kolay olsa gerek. Zaten Tapudan derlenen bu verileri mevcut konut sahiplik bilgileri ile senkronize bir analiz bunları çok rahat gösterir.
Ama kimsenin bununla ilgilendiği yok, vatandaş ev sahibi olabiliyor mu olamıyor mu çok da umursanmıyor.
Bu durum sadece istatistikler hazırlanırken yaşanmıyor, proje geliştirilirken de benzer durum oluyor.
Geçen hafta bu köşede “Damla Kent” konut projesinden bahsetmiştim. Hani şu biriktirilecek sertifikalarla milim milin alınacak konut projesi. İşte o proje sertifikalarının halka arzı geçen hafta tamamlandı. Yapılan açıklamalardan, arz edilen tutarın yüzde 30 üzerinde talep geldiği ifade edildi.
Ne güzel değil mi? İktidar vatandaşı konut sahibi yapacak bir proje geliştiriyor ve vatandaşlar kapış kapış pay alıyor.
Ama durum gerçekten öyle mi? Gelin birlikte karar verelim.
Projeyi yapan Emlak Konut’un Kamuyu Aydınlatma Platformu’na(KAP) yaptığı bildirime göre satılan sertifikaların %25,6’sı yurt içi kurumsal yatırımcılara tahsis edilmiş. Bu son cümleyi yeniden okuyun isterseniz. KURUMSAL YATIRIMCILAR diyor. Siz damlaya damlaya biriktirerek ev sahibi olma hayali kurarken, o evlerde hiç oturma imkânı olmayan “kurumsalların” da sizin hayaliniz üzerinden emlak spekülasyonu yapmasına fırsat veriliyor. Madem talep o kadar yüksek idi, hepsini vatandaşlara satsaydınız, niye satmadınız da kurumların spekülatif pozisyon almalarına imkan verdiniz? TOKİ olarak konut projelerini emlak spekülasyonu için mi geliştiriyorsunuz yoksa vatandaşı ev sahibi yapmak için mi?
Bu model, aynı piyasada iki grubu karşı karşıya getiriyor: Ev edinmeyi hedefleyen bireyler ile fiyat artışıyla kazanç arayan kurumsal yatırımcılar. Hani amacınız konut edindirmekti?
Üstelik bu projeden pay alan bireysel yatırımcıların kaçı hiç evi olmayanlar, kaçı bunu yatırım aracı olarak görüp fiyat artışını speküle edenlerden oluşuyor? Amaçlarının evi olmayan vatandaşları ev sahibi yapmak olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Bunlar için inşaat yapmak vatandaşı ev sahibi yapmaktan daha önemli.
ENFLASYONDA YENİ BİR ŞEY VAR
Dün Merkez Bankası (MB) üçüncü enflasyon raporunu yayımladı. Daha önce bu raporlar yayımlandığında “Acaba MB enflasyon tahminini revize edecek mi” gibi sorular gündeme geliyordu. Bunu bu sefer kökten çözdüler. Enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize ettiler ama hedeflerini değiştirmediler. Karışık bir cümle mi oldu? Yeniden ifade edeyim: bir önceki rapora kadar MB şunu diyordu, yılsonunda enflasyon %19 ile %29 arasında olacak, bunun orta noktası %24, bu da enflasyon tahminim diyordu.
Şimdi o orta nokta olan yüze 24’ü sabit tuttular ama tahmin aralığını en az yüzde 25 ile en çok yüzde 29 arasına çektiler. Bu ikisinin orta noktası neresi? 27. Şimdi enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize mi etmiş oldular? MB’ye sorarsanız tahminleri yukarı ama hedefleri aynı.
Bu ne mi demek? Enflasyon yükse seyredecek demenin afili yönetimini buldular. Hepsi bu!
Zaten yılladır hedeflerini tutturamayan bir kurumdan bahsediyoruz. Çok da takılmayın.


