Google Play Store
App Store

Endonezya’dan Fransa’ya, Nepal’den Filipinler’e “Hasır Şapka Korsanları’nın” bayrağı, gelecekleri elinden çalınmak istenen Z Kuşağı’nın protestolarında sembol haline geldi. Popüler kültür simgeleri, dil ve kültür sınırlarını aşan ortak bir kod gibi işliyor.

Korsanlar makineye karşı!
İlk kez CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara karşı Antalya’daki protestolarda ortaya çıkan Pikachu, ABD ve İsrail’deki protestolarda da görüldü.

Hanna KIRCHBERGER

Endonezya’daki protestolar son haftalarda medyanın odağındaydı. Ülkenin dört bir yanında insanlar, eşitsizliğe ve ekonomik krize karşı sokağa çıktı. Protestolarda sıradışı bir sembol dikkat çekmeye başladı.

Endonezya’nın bağımsızlığının 80. yılı kutlamaları için hazırlıklar sürerken, ulusal bayrağın yanında başka bir bayrak öne çıktı ve hükümette tartışma yarattı: Siyah zemin üzerinde beyaz kafatası ve çapraz kemikler. Klasik bir korsan bayrağı… Ancak önemli bir farkla: kafatası, kırmızı şeritli sarı bir hasır şapka takıyordu.

Bu bayrak, Japon manga serisi One Piece’in “Hasır Şapka Korsanları’na” ait. Çete, liderleri Monkey D. Luffy’nin öncülüğünde hazine ararken baskıcı, yozlaşmış ve acımasız bir dünya hükümetine karşı savaşıyor. Hikâyede bu bayrak, baskı karşısında özgürlüğü, dayanışmayı ve direnişi simgeliyor. Son haftalarda Endonezya hükümetini bölen de tam olarak bu sembol oldu. Bazı bakanlar bayrağı meşru eleştiri sayarken, Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı Sufmi Dasco Ahmad, bunun “ulusu bölme girişimi” olduğunu savundu. Bir korsan bayrağının böylesi bir sarsıntı yaratması şaşırtıcı gelebilir; yine de Endonezya tek örnek değil.

PROTESTONUN KÜRESEL DİLİ

Dünya genelinde göstericiler, demokrasiden dayanışmaya; özgürlük mücadelesinden eşitsizlik eleştirisine kadar karmaşık kavramları somutlaştırmak için film ve dizilerden alınan sembolleri kullanıyor. Popüler kültür simgeleri böylece evrensel bir protesto diline dönüşüyor; dil ve kültür sınırlarını aşan ortak bir kod gibi işliyor. Araştırmalar, bu tür göndermelerin protestoların performatif etkisini artırdığını; hareket içindeki kimliği ve dayanışmayı güçlendirdiğini gösteriyor.

Bu dilin hızla yayılmasında internetin -özellikle sosyal medyanın- payı büyük. Tek bir görsel, bağlam bilgisi gerektirmeden mesajı uluslararası kitlelere aktarabiliyor. Bu dinamik, giriş eşiğini düşürüyor; daha çok insanın protestoyla özdeşleşmesini ve katılmasını sağlıyor. Tanıdık göndermeler farkındalığı artırıyor; bu da geleneksel medyada görünürlüğü ve sosyal medya erişimini büyütüyor.

OTORİTEDEN BİR ADIM ÖNDE

Özellikle gençler bu dili doğrudan anlıyor. Britanyalı gençler, The Hunger Games (Açlık Oyunları) üzerinden eşitsizlik, çıkarcı elit ve uyumlu kamuoyu gibi olguları kavradıklarını söylüyor. Tanıdık pop kültürle gerçek sorunlar arasındaki köprü, soyut kavramların aktarımını kolaylaştırıyor.

Popüler kültür göndermelerinin mizahi ve zararsız görünmesi de dikkat çekiyor; mesajı “oyuncu” bir kılığa sokarak protestonun ciddiyetini kamufle edebiliyor. Bu, özellikle ifade özgürlüğünün sınırlı olduğu ülkelerde işe yarıyor: İçerik pop kültür sembollerine gizlendiğinde rejimi eleştirmek daha az riskli hâle geliyor. Otoriter yönetimler dahi yalnızca “zararsız bir dizi motifinden” ötürü tutuklamayı meşrulaştırmakta zorlanıyor. Elbette bu sembollerin gücü sadece kılık değiştirmeden ibaret değil.

YAKIN DÖNEM ÖRNEKLERİ

Bir diğer etken duygusal bağ. Popüler hikâyeler, izleyicinin karakterlerle bağ kurmasını sağlıyor; bu bağ, insanları eyleme teşvik ederek seferberliği kolaylaştırıyor.

Tayland (2014): The Hunger Games’teki üç parmak selamı, askeri darbe sonrası protestolarda güçlü ve anlaşılır bir işaret olarak benimsendi; rejim hemen yasakladı. Yine de bu selam tüm Asya’ya yayıldı.

Myanmar (2021): Aynı el işareti, darbe karşıtı gösterilerde binlerce kişi tarafından kullanıldı.

Güney Kore (2021): Seul ve diğer şehirlerde binlerce işçi daha iyi çalışma koşulları için yürüdü. Bazıları Squid Game’den esinlenen kırmızı–siyah kostümler giydi; kurmaca ile gerçek arasındaki ekonomik sömürü görünür kılındı.

ABD (2017 ve sonrası): Kırmızı pelerinli, beyaz başlıklı kadınlar, Margaret Atwood’un The Handmaid’s Tale’ine gönderme yaparak Cumhuriyetçilerin üreme haklarını kısıtlama girişimlerini Gilead distopyasıyla karşılaştırdı. Sembol, ABD’den İrlanda ve Arjantin’e yayıldı; yakın dönemde “No Kings” protestolarında da görüldü.

GÜÇLÜ AMA SINIRLI

Popüler kültür sembolleri siyasi mücadelenin yerini tutmaz; ancak onu görünür kılar, dayanışmayı güçlendirir ve küresel yankı yaratır. Dizi ve filmler, farklı hareketlerin ilham alabileceği, kolay anlaşılır ve paylaşımı kolay bir ortak semboller koleksiyonu sunuyor. Bazen bir hasır şapka bile bir hükümeti tedirgin etmeye yetebilir. Yine de Endonezya örneği, siyasal mücadelenin gerçek dünyada pop kültürün sunduğundan daha kalıcı araçlar gerektirdiğini hatırlatıyor. Manga dünyasının aksine, gerçek siyasi mücadeleler birkaç bölümde sonuçlanmaz.

Kaynak: ips-journal.eu

Çeviren: Kıvanç ELİAÇIK