Google Play Store
App Store

Beşiktaş, ligin ilk yarısında en çok para cezası alan kulüp oldu. Taraftarından küfüründen de ceza aldı Beşiktaş, başkan ve yöneticilerinin açıklamalarından da...

Beşiktaş, ligin ilk yarısında en çok para cezası alan kulüp oldu. Taraftarından küfüründen de ceza aldı Beşiktaş, başkan ve yöneticilerinin açıklamalarından da...

İnönü Stadı hemen hemen her maç bir protestoya sahne oluyor. Çarşı’nın “toplumsal içerikli” protestoları medyada taktirle karşılanırken, futbol camiasına yönelik protestoları Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından her daim para cezasıyla etiketlendirildi. Neticede ilk yarı itibarıyla 500 bin liraya yakın para çıktı kulübün kasasından...

Şimdi bir iki maç daha küfürler devam ederse sıra saha kapatma ve nihayetinde de puan silmeye kadar gelecek. Sınıra gelince Çarşı da mevzuya bir açıklık getirme ihtiyacı hissetti. Çarşı, bu hafta sitesinde (www.forzabesiktas.com) PFDK’nın “sağduyulu” üyelerine seslenerek, Denizli maçında edilen küfürlerin cezayı gerektirmediğini anlatmaya çalıştı; yönetmeliklerin ilgili maddelerine dayanarak!

Sitenin girişine konulan yazıda, söz konusu küfürlerin kaç kere tekrarlandığı ve kaç saniye sürdüğü yazılarak, bunların cezayı gerektirecek seviyelere ulaşmadığı kaydedildi.

PFDK üyelerinin bu açıklamaya rağbet edeceğini hiç sanmıyorum. Zira, özellikle son 4-5 yılda Beşiktaş cephesinden yükselen hiçbir tepki veya talepe futbolun patronlarından olumlu karşılık verilmedi. Ne yönetimin “PAF tehdidi” ne de tribünlerin yürüyüşleri bir sonuç vermedi. Ne var ki “Ogünlerle Yasinlerle” sokağa dökülenlerin talepleri hemen ertesi hafta karşılık bulabildi maalesef...

Bazı kesimler 14 yılda sadece 1 şampiyonluk gören Beşiktaş taraftarının büyük bir sabır gösterdiğini ve bu nedenle küfürbazlığının çok da abartılmaması gerektiğini söylüyor. Hani “Adamlar tribünü yıksa yeridir ama onlar yine küfürle geçiştiriyor” demeye getiriyorlar.

Beşiktaşlı, özellikle son 5 yıldır hep isyan halinde. Kâh futbolu yönetenlere, kah yayıncı kuruluşlara, kâ h kendi yönetimine ve kah da kendine karşı... Nitekim, Çarşı geçen sezonun sonunda kendini feshetme kararı bile almıştı.

Her isyan, adaletin yeniden tesis edilmesi için çıkartıldı ancak her defasında da bir başka haksızlıkla bastırıldı.

Ne Federasyon’un seyircisizlik cezaları kesildi, ne yayıncı kuruluşun çifte standardı bitti, ne de kulübün başkanı her mevsim yeni bir hocayı sahaya sürkmekten geri kaldı!

Beşiktaşlı bunu görmüyor mu? Görüyor fakat yine de isyan halinde kalmaya devam ediyor.

Yıldırım Demirören, 21 yıldır Beşiktaş’ın hakkının yendiğini söyleyerek, topu tarihin tozlu raflarına attı. Oysa kendileri Süleyman Seba’nın “şerefli ikincilik” dediği sonuçlara artık isyan ettikleri için göreve gelmişlerdi. Yani onların başkanlığında  Beşiktaş’ın hakkı bir  daha yenilmeyecekti. Ne yazık ki onların döneminde de “şerefli ikincilik” babında “Hakkı’mızla, Şeref’imizle” yazılı pankartlar açıldı.

Beşiktaşlıların şunu anlaması lazım: Küfürle-müfürle kimse onlara adalet dağıtmayacak. Başkan 21 yıldır Beşiktaş’ın haksızlığa uğradığını söylüyor ancak unutulmasın ki bu 21 yılın içinde aynı zamanda kulübün en büyük başarıları da saklı. Evet, o başarılar da birilerine rağmen alınmıştır. Hep rakipten daha fazla çalışılarak; söke söke alınmıştır o başarılar. Beşiktaş’ın tarihi karakteristiği budur. Bu karakter, içeride ve dışarıda kulübe zarar verenlere karşı ancak ve ancak, daha çok çalışarak ve sebat ederek galip gelmeyi salık verir. Beşiktaş tribünü o yüzden artık küfür ederek, “esprili göndermeler”de bulunarak kendilerine adil davranılacağını beklemekten vazgeçmelidir.

Çünkü “yönetmelikler”in eli soğuk. Onlar sizin ettiğiniz küfürlerin saniyesine maniyesine bakmaz. Sizin adınız bir kere çıkmış 90’a; inmez 80’e de, 70’e de... Bunu böyle bilin.

Bu nedenle boşuna pankartlar açıp “Fenerbahçe şu kadar küfür etti, Galatasaray bu kadar küfür etti niye ceza vermiyorsunuz” demeyin.

Siz o mabedin içine girdiğinizde yalnızca Beşiktaşlı futbolcuya odaklanın. Onun sahadan galip ayrılması için gayret edin. Sırtınızı dönüp şarkılarınızı söylemekten vazgeçin. Sahaya dönün ve her pozisyonu dakika dakika izleyin. Madem sahadaki hakeme inancınız yok o halde siz sahaya “hâkim” olun. Bugüne kadar ki destek biçimizin elbette taktire şayandı ama inan ki maçın neticesine çok fazla tesir etmiyordu. Siz maçtan koptuğunuz için hakemler sevmediğiniz düdükleri çalıyordu. Ve sonra siz dönüp o düdüklere küfür ediyordunuz. Bu 4-5 yıldır böyle sürüp gidiyor. Sonuç ortada.

Sahaya yüzünüzü dönün ve maçı oyuncularla birlikte oynayın...