Kürt sorunu çözülecek ama Kürtler karışmasın!
Başbakan Tayyip Erdoğan 16 Temmuz 2010 Cuma günü AKP İl Başkanları toplantısında yine “şahane” bir konuşma yaptı. Toplantıya katılan AKP’li İl Başkanları...
Başbakan Tayyip Erdoğan 16 Temmuz 2010 Cuma günü AKP İl Başkanları toplantısında yine “şahane” bir konuşma yaptı.
Toplantıya katılan AKP’li İl Başkanları onu coşkuyla alkışladılar.
Biz ise onun bu hitabet gücü yüksek konuşmayı ekranlardan izleyebildik. Teknolojik gelişme sonunda bütün ülke bir anda Başbakan’ın seslendiği küçük bir toplantı salonu haline gelebiliyor.
Erdoğan’ı doğal olarak ülkemizin hem Doğusunda yaşayanlar izlediler hem de Batısında…
İl Başkanlarına değil de ülkeye seslendi adeta… Zaten konuşması sırasında bunu da zikretti:
-Şu anda ekranları başında olan sevgili vatandaşlarım da…
Ekranları başında, çeşme başında, dağ başına…
Her yer Erdoğan’ı dinledi.
KÜRTLER UZAK DURSUN
Başbakan dönüyor dolaşıyor, farklı yollardan geçerek, uzun kavisler çizerek, yuvarlak dönüşler yaptıktan sonra aynı Türkiye Cumhuriyeti’nin 85 yıldır kıpırdamadan durduğu noktaya geliyor:
-Kürt sorununa Kürtler karışmasın!
Soruna bakış açısı, söylemi ve eylemiyle katiyen bir adım ötesinde değil.
Terör sorunu diyerek söze girip, güvenlik önlemleriyle çıkıyor.
Şimdi de “profesyonel ordu” kuracaklarını açıkladı.
Sanki Türk Silahlı Kuvvetleri “amatör” bir yapı içinde bulunuyormuş gibi!!!
Öncelikle şunu kabul etmek gerekir: TSK dünyanın en iyi muharip gücüne ulaşmış orduları arasında ilk 10 arasında bulunuyor!
Bu kadar mükemmel bir ordu ile 30 senedir, ateş gücü yüksek bir savaşta istenilen sonuç alınamadı. Bu bir gerçek!
Bir ordu daha kurulu durumda… Korucular özel ordu değil de nedir ki?
Artık başka bir yol gerekmiyor mu?
Başbakan da ara sıra buna yakın düşünceler ifade ediyor.
Görüşmeler yapalım, konuşmalar yapalım, anlaşmalara varalım, falan filan…
Bu uğurda herkesle konuşmaya hazır olduğunu da saklamıyor.
Ama “Kürt sorununun” diyalog ile çözümü konusunda bir tek itirazı var:
-Bu konuyu Kürtlerle konuşmam!
AKP’YE UYGUN KÜRT YAPISI
Başbakan Tayyip Erdoğan diyalog için çalıştıklarını anlatıyor. Sorunun çözümü için her kapıyı çalacaklarını söylüyor.
Bunu da yapıyor. Bazen Amerika’ya gidiyor, bazen Avrupa’ya…
Bazen de Türkiye’de Kuzey Irak diye bilinen ama bütün dünya tarafından “Güney Kürdistan” ismiyle haberleştirilen coğrafyaya iniyor.
Federal Kürdistan Cumhuriyeti lideri Mesut Barzani’den yardım istiyor:
-Gel birlikte şu PKK’nin işini bitirelim!
Sanki sorun “PKK sorunuymuş” gibi…
Hepsini deniyor, başka ülke Kürtleriyle bile konuşuyor işbirliği koşulları arıyor.
Ama Türkiye Kürtlerinden kimseyle konuşmaya yanaşmıyor.
Ordu 30 yıldır hayaletlerle savaşmıyor, PKK diye bir yapı var.
-Onlar terörist, onlarla konuşmayız!
Onların lideri var, elinizin altında İmralı Adasında mahpus…
-Abdullah Öcalan ile görüşmeyiz, o terör hükümlüsüdür!
Parlamenter mücadele yolunu benimsemiş olan siyasi bir yapı var.
-BDP ile de görüşmem, terörle aralarına mesafe koymaları lazım!
Sanki TBMM’de parlamenterlerden değil de Cudi’de, Gabar’da, Botan’da Kandil’de gerilla birliklerinin komutanlarından söz ediyor!
Barış ve Demokrasi Partisi bütün seçim tuzaklarına karşın ne yapıp edip sandığı tercih ederek ve kılı kırk yardıktan sonra Meclis’e girmiş bir siyasi yapıdır.
Bu çabanın hiç dikkate değer yanı yok mudur?
Kaldırın seçim barajlarını bakalım Kürtlerin parlamentodaki sandalye sayısı kaça tırmanacak?
Güneydoğu’da BDP’ten başka parti mi var?
BDP’nin gücü oy sayısıyla da sınırlı değil. Henüz seçmen yaşına gelmemiş genç nüfusla birlikte değerlendirilirse aktif nüfusun ağırlığı onlardan yana…
Bu yapıyı muhatap almayacaksınız, geriye ne kalıyor?
Sadece AKP’nin İl Başkanları…
Erdoğan da zaten onlara sesleniyor:
-Kürt sorununu Kürtlerle konuşmam!


