Laiklik mücadelesi yarına ertelenemez bir ihtiyaç: Gerici karanlığa karşı hep birlikte yürüyelim
Ülkede artan şeriat çağrıları ve gerici uygulamalar, iktidarın emperyalizmle uyumlu siyasal İslamcı dönüşümünün bir parçası olarak hayata geçiriliyor. Saldırılar karşısında halkın geniş kesimlerinin laikliğe sahip çıkması ise bu rejimin toplumsal bir meşruiyete sahip olmadığını bir kez daha gösterirken rejime karşı laik, demokratik ve birleşik mücadele hattının aciliyetini de ortaya koyuyor.

Ülkede son zamanlarda artan şeriat çığırtkanlığı, gerici saldırı ve uygulamalar şüphesiz iktidarın izlediği çizgiden ve emperyalist politikalardan bağımsız değil. Türkiye’nin de içerisinde olduğu, 2010’dan itibaren hayata geçirilmeye başlayan Ortadoğu’daki siyasal İslamcı dönüşüm, bugün ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki yeni dizaynı ile beraber bir eşik daha atlamış durumda. Suriye’nin başına getirilen cihatçı HTŞ güçlerinin, Talibancı zihniyetin ülkeler çapında birer kopya rejimlerini hayata geçirmek isteyen emperyalistler, ülke içerisinde bu dönüşümü siyasal İslamcı tek adam rejimi eliyle sağlamak istiyor.
Toplumsal desteğini ciddi biçimde kaybetmeye başlayan ve günden güne azınlık iktidarı olarak ortaya çıkan Saray yönetimi ise bu gerici rejim dönüşümü emperyalist güçlerden aldıkları meşruiyet ilanları ve arkasına sıraladıkları azınlık gerici gruplarla sağlamaya çabalıyor. Bugün ülkede günlük hayatın içerisinde görülen tüm bu gerici uygulamalar ise gerici rejimin kalıcılaştırılması hedefiyle ortaya çıkarken laiklik de bütünüyle tasfiye edilmek isteniyor. Başta ÇEDES gibi projelerle eğitimde uygulanan gericileşme, tarikat ve cemaatlere bırakılan sağlık alanı, toplumun karşısında bu dönüşümün aracı olarak konumlandırılan Diyanet, kadınların, LGBTİ+’ların yaşam haklarını hedef alan politikalar ve yargının dizaynı gibi her bir gelişme bu hedef uğruna gerçekleşiyor.
Tüm yaşananlara rağmen ise halkın şeriatçılığa yönelik tepkiyi sokaklarda göstermesi, Türkiye için hedeflenen gerici rejimin toplumsal bir zemininin olmadığını bir kez daha gösterdi. Bu hafta içerisinde SOL Parti’nin laiklik çalışmalarına yönelik saldırılara karşı ülkenin birçok yerinde geniş halk kesimlerinin laikliğe sahip çıkması, bu uğurda barikatları aşması, şeriatçıların on yıllardır tüm yatırımlara, ülkesel ve bölgesel dizayna rağmen hala ülkemizde bir meşruiyete sahip olmadığının umutlu bir göstergesi oldu. Şimdi, hedeflenen gerici rejimin kalıcı hale gelmesinin bir günde olmayacağını bilerek bu azınlık gerici rejime karşı laik, demokratik, birleşik bir mücadelenin örgütlenmesi yarına ertelenemez bir ihtiyaç olarak karşımızda.
***
BİLİM VE GELECEK DERGİSİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ ENDER HELVACIOĞLU İLE SÖYLEŞİ
LAİKLİK MÜCADELESİ HER GEÇEN GÜN ÖNEM KAZANIYOR
Türkiye, siyasal İslamcıların radikalleşecek bir zemin bulamadığı, küçük ve etkisiz gruplar dışında silahlı örgüt oluşturamadığı bir ülkeydi. İslamcıların Türkiye’deki esas stratejisi devlet içinde yuvalanarak, devlet olanaklarını kullanarak, emperyalistlerle işbirliğinden hiç sapmayarak iktidara ulaşmaktı. Başarılı da oldular. Ama şimdi ek bir tehlike var: AKP’nin çeyrek yüzyıllık iktidarının toplumsal yapıda yarattığı tahribat ve özellikle Suriye’deki gelişmeler, coğrafyamızda İslamcı terör örgütlerinin yeşermesi ve kitle tabanı kazanabilmesi için elverişli bir zemin yarattı.
***
SOL FEMİNİST HAREKET
KADINLARIN ÇAĞRISI ŞERİATA KARŞI DİRENİŞ HATTI
Yaşamlarımız için verdiğimiz mücadele ülkemizin içine sürüklenmeye çalışıldığı bu gericilik dalgasını durdurma mücadelesinden ayrı ele alınamaz, kadınların eşit ve özgür bir yaşama kavuşabilmeleri için bugün bir kez daha laiklik için bir aradayız demek hiç olmadığı kadar önemli bir birleşme zeminine işaret etmektedir.
***
SERBAY MANSUROĞLU YAZDI
DEPREM BÖLGESİNİ FIRSATA ÇEVİRENLER: CEMAAT VE TARİKAT AĞLARI
Hatay’da kamusal düzen, sosyal denge ve birlikte yaşama kültürü de enkaz altında kaldı. Devletin ve yerel yönetimlerin yetersiz kaldığı boşlukta, hızla başka yapılar görünür oldu. Cemaatler ve tarikatlar afetin yarattığı hayatta kalma ihtiyacını iktiarın yardımıyla örgütlenme fırsatına dönüştürdü.
***
LAİKLİK MECLİSİ YÜRÜTME KURULU
LAİKLİK İNSANCA BİR YAŞAMIN İLK KOŞULUDUR
Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması veya yaşam tarzıyla ilgili değildir. Laiklik, nefes alabilmemizin, emekçilerin insanca yaşamasının koşuludur; gençlerin gelecek iradesidir; kadınların toplumsal eşitliğinin zemini; bağımsız ve aydınlık bir ülke umududur. Bunun için, karanlığa karşı verilecek laiklik mücadelesi, başta emekçiler, kadınlar ve gençler olmak üzere her alanda bütünlüklü yürütülmelidir. Ortak irademizi kırmak için laikliği hedef alanlara karşı da bu ortak iradeyi ayağa kaldırmak gerekiyor.
***
EĞİTİM SEN TRABZON ŞUBE BAŞKANI MUHAMMET İKİNCİ YAZDI
BUGÜNÜN GÖREVİ YARININ EN GÜÇLÜ İMKÂNI: BİRLEŞİK MÜCADELE
Bugün laiklik mücadelesi; özelleştirmeye, yoksullaştırmaya, gericiliğe ve bağımlılık ilişkilerine karşı verilen bütünlüklü bir kamusal yaşam mücadelesidir. Bu mücadele yalnızca bugünü savunmak değil; daha eşit, özgür ve bağımsız bir yarını kurma sorumluluğunu taşımaktadır. Birleşik toplumsal mücadele hattı, bu yarının en güçlü imkânıdır ve bizim elimizdedir.







