Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) Yönetim Kurulu olarak dün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Kültür A.Ş Genel Müdürü Murat Abbas ile çok verimli bir toplantı yaptık. Sayın İmamoğlu ve ekibi telif ve yorumcu hakları konusunda oldukça duyarlı ve işbirliğine hazır. Bu açıkçası bizi çok mutlu etti ve umutlandırdı. Bu konuyla ilgili gelişmeler oldukça sizi bilgilendirmeye devam edeceğim. Şimdi de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile görüşmek üzere İzmir’e doğru yola çıktık. Özellikle umumi mahal, kafe, bar ve restoranların lisanslanması için yerel yönetimlerle işbirliği çok önemli. Daha önce Kültür Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un önayak olmasıyla gerçekleştirdiğimiz “Konaklama tesislerinin müzik lisansı alma zorunluluğu” niye tüm umumi mahalleri kapsamasın? Bunun için sıkıntılarımızı doğru bir şekilde anlatmak ve sağlıklı bir iletişim çok önemli. Hangi partiden olduğuna bakmaksızın tüm büyükşehir belediye başkanlarıyla yüz yüze görüşmek en büyük hedefimiz.

HAYAT ENTERESAN

Ne zaman İzmir’e gitsem ve Alsancak’tan geçsem Levent Kırca gelir aklıma. 1990’lı yıllar onun en popüler olduğu dönemler. Levent ağabeyin kullandığı arabayla Alsancak’tan Balçova’ya doğru gidiyoruz. Sevinç Pastanesi’nin biraz ilerisinde trafiğin yavaşlamasını fırsat bilen bir otoparkçının Levent Kırca’yı görünce heyecanla arabanın önüne atlayıp “Levent abi ne olur gel buraya park et sana bedava” demesi gelir aklıma. Halk o kadar seviyordu ki onu anlatamam. Hayat enteresan.

Bir dönem hemen hemen her gün görüştüğümüz aynı sahneye çıkıp aynı alkışı paylaştığımız bu büyük ustanın yıllar sonra çekilen belgeselinin müziklerini yapıyoruz şimdi. Daha önce “Leyla Gencer-La Diva Turca-, “Metin Akpınar-İyi Ki Yapmışım-, “Genco Erkal-Genco”, “Haldun Dormen-Yaparsın Şekerim” gibi başarılı işlere imza atmış Selçuk Metin’in yönetmen ve yapımcılığını yaptığı bu belgeselde ben de konuklardan biriydim. Yılmaz Erdoğan, Müjdat Gezen, Müfit Can Saçıntı, Ferdi Akarnur, Uğur Dündar, Dost Elver, Ali Erkazan gibi… Ama çekim sonrası oturduğumuz Volkswagen Arena’nın kulisinde Oya Başar ve Nilgün Belgün ile kaynatmaya başlayınca, anılar birbiri ardına sıralanıp boğazımızda bir yumruğa dönüşünce hiç de planlamamışken Selçuk Metin’e gittim ve bu belgeselin müziklerini “Gündoğarken” yapsın dedim. Selçuk’da sağolsun bizi kırmadı. Ama öylesine zor bir işe soyunduğumuzu belgeselin kaba kurgusu bitip görüntüler ve röportajlar önüme düşünce anladım. Bu bizim için herhangi bir iş değildi ki. Çok yakın bir dostumuzu kaybetmiştik, acısı hâlâ tazeydi ve onu özlüyorduk. Müziklerin çok iyi olmasına çabalarken, işin samimiyetini ıskalamamak gerekiyordu.

Fotoğraf: ‘Olacak O Kadar’ programı / Arşiv

FİNAL ALKIŞINDA KIRCA

Bir sahnenin müziğini bitirip bir diğerine geçecekken, karşımda Levent Kırca’nın ilk eşinden olan çocukları Özdeş ve Oğulcan konuşuyor (tanıdığımda küçük çocuklardı şimdi kocaman olmuşlar) hemen arkalarından oğlum Serhan ve yeğenim Selin’le yaşıt, kuliste oyun oynadıkları can arkadaşları Umut konuşuyor, ardından da o yıllarda henüz dünyada olmayan Ayşe… Bir bakıyorum TRT ekranlarında hep beraber “Olacak O kadar”ı söylüyoruz… Bir bakıyorum “Gereği Düşünüldü” müzikalinde “Adalet Mülkün Temeli Mülkü Olana” şarkısını… Bu belgeselde olmasa da şöyle bir görüntü var günlerdir kafamın içinde. Levent Kırca final alkışında sahnede. Elini sol göğsüne götürüp seyircileri selamlıyor. Sonra birer birer oyuncu arkadaşlarını sahneye çağırıyor. Köksal Engür, Metin Serezli, Dursun Ali Sarıoğlu, Selim Naşit, Aydın Tolon, Sümer Tilmaç, Asuman Arsan, Mehmet Güney, Tekin Siper, Yusuf Elver, Ali Demirel… Son kez seyirciyi selamlıyorlar ve ışıkçı İlhan Kömürcü de son kez ışıkları karartıyor… Hepsine saygı ve özlemle…