Sevgili Maça,

Bu iktidar, Cumhuriyet’in 100. yılında, yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini yok etti.

Laiklik, demokrasi, hak ve özgürlüklere karşı durdu ve devletin şeffaflaşmasını istemiyor…

Yargı sopasıyla toplumu korkutup, sindirmeye çalışıyor…

Siyaset, yandaş Mafyayı kullanıyor, mafya ülkeyi soyuyor, iktidardan yana olmayanların malına ya da canına çöküyor…

Bir yandan da sivil/ asker bürokrat, devleti parsellemeye devam ediyor…

∗∗∗

Uygulanan kirli anlayışa sahip olan iktidar şimdide, sokak hayvanlarının öldürülmesini istiyor…

Hazırladığı yasa tasarısında, Onların da canlı varlık olduğuna inanmayan ve ölümlerine fetva veren insanlık dışı bir hazırlık yapıyor…

Oysa onların da duyguları, istekleri var.

Çokça da sokakta birlikte olduğumuzda sevgilerini, korkularını, acılarını ve mutluluklarını hissettirirler…

Hani” yaratılanı yaratandan dolayı severiz.” derler ya, yani Allah’ın yarattığı “canlıya saygılıyız” diye övünürler ya, anlaşılıyor ki iktidarın bu söylemi de bir kandırmaca…

Bizim geleneğimizde, törelerimizde ve de kültürümüzde kedi ve Köpek’in at kadar önemli yeri vardır…

Uzun uzun anlatmak yerine evimizin en önemli ferdi olan Rottweiler kökenli Maça’ya saygı duyarak, bir üstadın, şair ve tiyatro sanatçısı Nuri Gökaşan’ın sokaktaki dostlarımızla ilgili şiirini paylaşmak isterim.

∗∗∗

Dostlar,

Bu garip hadise 5 sütuna manşet olmuş, bir vakit…

Çok da eski değil hani, doksanlı yıllar mı ne?

Cümle gazetelere, üçüncü sayfadan giren habere göre,

Antep’te mevsim kış dışarısı ayaz,

Buzlar sarkıt olmuş damlarda, etraf bembeyaz…

Şehir dumanlı, gecenin bir yarısı, uğursuz bir karartı…

Sokağa, lambanın altına, çöpün tam da yanına…

Naylon bir torba bıraktı…

Ve kaçtı hain!

Zemherinin ortasında, Karın buzun arasında, kalınca bir poşet…

İçinde yeni doğmuş talihsiz bir bebek… Civarda sürüyle köpek…

Sıcak duman tütüyor poşetteki bebeden!

Sürü günlerdir aç…

Taşıyor rüzgâr kokuyu, alıyorlar… Buzlanmış tüyler sakallar, en az yedi sekiz köpek varlar.

Sarı, bozkır, kara, kahve… Hele biri yeni doğurmuş bir anne!

Sürüde hırıltılar, yutkunmalar. İşte kokuyu yine aldılar…

Hadi sırasıdır sormanın, bu ayazda bu bebeği oraya bırakanın acaba vicdanı var mıdır?

Şimdi ilk akla gelen… O bebe hiç yaşar mı?  Ya donar ya köpekler parçalar…

Kurda kuşa yem olur!  Yalan mı?

Lakin hiç de öyle olmadı… Önce toplandılar başına köpekler, açlar ki hem de nasıl…

Ayazda parıldadı dişler! Burundan solumalar…

Ortalık buhar içinde. Koku kışkırtıcı…

İçlerinden biri dişini takınca yırtıldı torba, çıktı bebe ortaya…

Göbek kordonu duruyor, çocuk taze kan kokuyor, dayanılmaz…

Yani, daldı dalacaklar…

Ama birden, aniden bir uluma çıkardı boz olan…  Hani memeleri boşalmış ana.

Uzunca uludu uludu. Azgın hırıltı bitti… Sus kesildi köpekler… Başlarını eğdiler…

Çıt yok!

Boz ana burnuyla bebeği yokladı. Sonra sonra yalamaya başladı…

Dakikalarca!

Sonra sıra diğerine geçti… Sonra ötekine… Sonra sıra yine kendine geldi!

Gün ışığına kadar durmadan dinlenmeden bebeği yaladılar…

Donmaktan böyle korudular…

Sabah ezanında kendine geldi bebe, ağlamaya başladı…

Haklıydı hani böyle talihe ağlanırdı…

Bir de buna kornalar havlamaları karışınca ayağa kalktı millet!

Koştular vardılar bebenin yanına…

Köpekler önce vermediler!

Boz ana, kendi gibi ana aradı kalabalıkta…

İşte kadınlar birikince çocuklarla, emin oldu artık bu bebek Yaşar!

Döndü sürüye havladı. 3 kez! Toplaştılar köpekler sonra hızla ayrıldılar, Antep ayazına karıştılar…

Kadınlar bebeği sarıp sarmaladılar kucaklayıp kundak yaptılar! Güvendeydi bahtsız insan yavrusu!

Peki ya sürü ya kendi yavrularına süt verecek boz ana ne oldu onlara…

Karda buzda birkaç lokma için yeniden düştüler yola…

Ah köpekler, onların soylu yanı işte böyle çıktı gazete sütunlarına…

İnsan bebek kurtuldu! Ne iyi… Peki bebek köpek yaşıyor muydu, bilinmez…

Anasının koynuna girdi mi? Boşalmış memelere dili değdi mi?  Bilinmez…

Ya, boz ana yavrusunu bir daha görebildi mi?

Zira uzaktan uzağa 15/20 el silah sesi duyuldu da…

∗∗∗

Sevgili Maça, bu çok duygu dolu şiirde sen ve türünüzün güzellikleri var…

Diyorum ki; şayet bir ülkeye, topluma, ırk, inanç ve düşünceye düşmansanız, içinizde sevgiden, dostluk ve vefadan bir dirhem eser yoksa köpekleri rahatça öldürmekten yanasınız,

Sizin vicdanınız yoktur ve insanlıkla ilginizde kalmamıştır...