Mahkemeden Merz’e onay niteliğinde karar
Almanya’nın dışişleri ve savunma bakanlıkları, Anayasa Mahkemesi’nin iki Yemen vatandaşının 2012 yılında açtığı insan hakları davasında alınan kararını ülkenin uluslararası ilişkiler ve güvenlik politikaları açısından “önemli bir sinyal“ olduğunu belirterek, memnuniyetlerini açıkladılar.
Uzun yıllardır çeşitli düzeylerdeki mahkemelerin aldığı birbirinden farklı kararlar nedeniyle Yüksek Mahkeme’nin gündemine gelen davada ABD‘nin terörizmle mücadele gerekçesiyle yaşanan insan hakları ihlalleri yargılanıyordu. Mahkeme, bu davayı açan Yemenlilerin başvurusunu reddederek bu konunun Almanya-ABD ilişkilerine hale getirmesine engel oldu.
İnsan hakları örgütlerinin de desteklediği davacılar, Yemen’de ABD’nin gerçekleştirdiği bir SİHA saldırısında öldürülen suçsuz insanların akrabalarıydı. ABD’nin bu saldırılarda Almanya’daki Ramstein Askeri Üssü’nü kullandığı için davayı burada açmışlardı. Dava dilekçelerinde Almanya’nın ülkelerine yönelik bu saldırıları önlemesi gerektiğini ve gerekirse söz konusu üssü kapatması gerektiğini savunuyorlardı.
Gerçekten de bünyesinde ABD’nin Avrupa’daki hava kuvvetlerinin karargâhının da yer aldığı bu üs, başta Asya ve Afrika olmak üzere dünyanın birçok yerindeki SİHA operasyonları için kullanılan en önemli merkezlerden biri. Konuyla ilgili haberlere göre bu operasyonlarda kullanılan SİHA‘lar Florida’dan kalkıyor, ancak Ramstein’dan gönderilen sinyallerle hedeflerine yöneltiliyor. 2012’de Köln’deki bir yerel mahkemede açılan dava önce reddedilmiş, ancak daha sonra bir üst mahkeme davalılara hak vererek konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınmasına neden olmuştu.
ABD’YLE İTTİFAKI DİKKATE ALDI
Anayasa Mahkemesi, uzun yıllar süren bu kanundaki hukuki uyuşmazlığı bitiren kararını alırken ABD’nin söz konusu operasyonlarda hedef alınan kişilerin yakınında bulunduğu için ya da başka nedenlerle saldırıya uğrayan, öldürülen insanların “yaşam haklarını ihlal edildiğine” dair tartışmaları da dikkate almış. Birleşmiş Milletler’in (BM) ve Avrupa Birliği’nin (AB) bu konudaki raporlarını da incelemiş. Ancak söz konusu operasyonlarda “uluslararası hukukun sistematik olarak ihlali söz konusu olmadığı“ için davayı reddetmiş. Bu konudaki kararı alırken de Alman hükümetinin ittifak politikalarının dikkate alındığı da belirtiliyor.
Gerçi yüksek yargıçlar kararlarında Almanya’nın ülke dışındaki başka ülke vatandaşlarının insan haklarını başka ülkelere karşı koruma yükümlülüğü de olduğunu kabul ediyorlar, ancak söz konusu davaya konu olan olayda bunun koşullarının olmadığını ileri sürüyorlar. Bu Alman hukuku açısından yeni bir karar. Teorik olarak önemli, ancak bu davada olduğu gibi pratikte büyük bir anlamı yok.
ALMAN HUKUKUNDA YENİ DÖNEM
Elbette ABD’nin Almanya’daki bir yargı organının aldığı kararı kaale almayacağı biliniyor. Ancak Anayasa Mahkemesi davacılara haklı bulsaydı, bu hem bu ülkedeki, hem de tüm dünyadaki insan hakları mücadelesi açısından önemli bir aşama olacaktı.
Görünen o ki Almanya‘da bundan sonra açılacak benzer davalar da böyle sonuçlanabilir. Örneğin mahkemenin bu yorumundan hareketle İsrail’in Gazze’deki insan hakları ihlalleriyle ilgili, bu ihlaller sırasında Alman silahları kullanıldığı gerekçesiyle, Almanya’da açılacak davalar açısından durum böyle. Ama hak hukuk mücadelesi sürüyor. Alman mahkemeleri önümüzdeki dönemde bu ülkedeki insan hakları örgütlerinin desteğini alan Filistinli’lilerin dava başvurularıyla uğraşmak zorunda kalacak. Tabii bu mahkemelerin İsrail hakkında “sistematik insan hakları ihlali” değerlendirmesini kabul etmesi mümkün değil. Yüksek mahkeme bunun için siyasi iktidarın tutumunu ölçü alacağını kayda almış durumda.


