Google Play Store
App Store

Haberler iyi. Rabia Naz cinayetinde yıllar sonra gelen bir tutuklama var. Kızının ölümünün sorumlularını arayan baba Şaban Vatan, Nurettin Canikli’ye hakaretten hapse girdi. Hakaret ülkemizde çok önemli. Kimseye hakaret etmeyin sakın, yoksa hapsi boylarsınız. Hakaret etmeyi düşünmeyin bile, çünkü düşüncelerinizi bile tutuklayacak teknolojiye sahibiz. Bu arada Soma’da da 301 madencinin hayatını kaybettiği insan yapımı felakette avukatlar tutuklu. İmaro’nun da avukatı tutuklu, hatta onun avukatının avukatı da… Liste ya da saçmalıklar seansı böyle uzar gider. Gündelik yaşamda başınıza böyle şeyler gelebilen bir ülkede toplum akıl sağlığını nasıl koruyabilir? Cevap basit: Koruyamaz.

Koruyamadığımız şey sadece akıl sağlığımız değil. Toplumsal ahlak, hoşgörü, anlayış, tahammül gibi kavramlarımız da son 20 yılda halay çekerek ülkeyi terk etti. Kartalkaya otel faciasına dönelim. Otel yöneticisi, yangının çıktığını fark edince, eşini, çocuklarını giydirip, aynen otelden uzuyor. Kimseye haber bile vermiyor. Çalışanlar ise, otelde uyuyanları uyandırmak yerine otoparktaki patronlara ait lüks araçları kaçırma derdinde. Cana geleceğine mala gelmesin. Mala geleceğine cana gelsin ama senin canına gelsin, onun canına gelsin, sakın benim malıma gelmesin… Uyuyanlar ölsün ama arabaların boyası çizilmesin. İyice korkunç, ürpertici derecede acımasız, şiddet dolu ve arsız bir toplum olduk. Giderek daha da vahşileşen davranışlarımızla hesapta “hayatta kalmak” için kendimizin dışında kimseyi umursamıyoruz. Gerek basit bir müdür olun, gerekse ülkedeki en yetkili bir abi, değişmeyen bir formül bu. İmkanını bulursan acıma yetime.

∗∗∗

Deprem mi olmuş? Aman bizim malımıza bir şey olmasın. İnsanlara gerekirse yıkıntı altında sela dinletiriz de psikolojileri düzelir. Çadırları da parayla satalım. Aman bizim tanıdıkları içeri almasınlar. Yeter ki sermaye ulusun vatandaşın mezarı başında.

Terörsüz bir ülke için sen de var mısın canım kardeşim? Neyin ne olduğu bilinmeyen, ne konuşulduğu, nelerde anlaşıldığı belli olmayan bir ortam. Yıldızlarımız ise birbirinden harika. Biri artık 100 yaşına yaklaşmış püskevit dede, bir dünya lideri, öbürküsü de 25 yıl hapiste kalmış baya eli silahlı terör örgütü kurucusu. On numara beş yıldız, fors sizinle olsun Star Wars gibi ortam. Şimdi yeni karakter daha açıldı. Türk, Kürt, Arap… Mezhepsel bir yaklaşım gibi geldi. Umarım ülkemizi karanlık günlerden pırıl pırıl aydınlıklara bu ekip başarılı bir şekilde taşır.

∗∗∗

Başımıza yaptığımız şeylerden dolayı kötü bir şey gelirse, onu da seneye bayram olarak kutlarız. Gerçekten bir iktidarın kendi başarısızlığının sonucunda ülkeyi getirdiği karanlık noktayı bayram olarak kutlaması kadar ofansif bir mizah yoktur herhalde. Mizah insan hayatına kastettiği kadar ofansif oluyor bence. Aksi türlüsü ya kötü şaka, ya da alınganlık. Alınganlığın da limiti yok. Bugün alınmadığınız bir şeye ertesi gün alınabilirsiniz. Her gün baklava yemek gibi sağlıksız.

Son olarak güpgüzel başka bir haberle daha bu haftaki birlikteliğimizin sonuna geliyoruz: 92 yaşındaki Kamerun Devlet Başkanı Paul Biya, 8’inci dönemi için aday olduğunu açıkladı. Dünyanın incisi, demokrasi ve insan hakları denince akıllara gelen örnek ülkelerden Kamerun’u

43 yıldır devlet başkanı olarak başarılı bir şekilde; adeta E5’te gereksiz lüks ve çakarlı aracıyla yılan misali slalom yapan malum partili çocuklar gibi yöneten Biya, seçimleri kazanması halinde 100 yaşına kadar ülkeyi yönetebilir. Zaten bir ülke için en iyi şey, 100 yaşına kadar yaşayan vatandaşlara sahip olmasıdır. Vatandaşı yaşat ki, vatandaş da seni yaşatsın. Biya, sayısını kendisinin bile bilmediği özel uçaklarından birinde basının sorularını cevaplarken “İstikrar sürsün, Kamerun büyüsün, seneye daha iyi bir Kamerun, tüm Kamerunluları bekliyor, yarınlar bugünlerden daha güzel olacak, siz de ne desem inanıyorsunuz. Abdulkadeer, bunu da yaz.” dedi…

Kamerun’u ve Kamerunluları en kalbi duygularımla selamlar, herkese iyi haftalar dilerim.