Malum medyada Mavioğlu'nu karalama operasyonu
Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık’ın kitap taslağının kendisindeki nüshasının alınmasıyla ilgili operasyonu anlattığı yazıda
Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık’ın kitap taslağının kendisindeki nüshasının alınmasıyla ilgili operasyonu anlattığı yazıda “bir deliye senaryo yazdırsanız bile bu kadar saçmasını yazamayacağı için akli bir neden bulamadım doğrusu olan bitene dair” diyordu. Şimdi operasyonun üzerinden üç hafta geçtikten sonra deli senaryosu, Ertuğrul Mavioğlu’nun düşündüğünden daha da tuhaf bir hâle geldi. Zira malum medyada bu senaryoyu Ertuğrul Mavioğlu’nun yazdığına ilişkin haberler çıkmaya başladı. Yani Ertuğrul Mavioğlu’nu, “deli işi” dediği bu senaryoyu yazmakla suçluyorlar şimdi. Güya Ertuğrul Mavioğlu öylesine zeki, öylesine kurnaz bir kişiymiş ki, hem Radikal’e polis baskınını kendisi yaptırmış, hem de bilgisayarındaki kitap nüshasını kendisi silmiş.
Haberleri okuyunca Ertuğrul Mavioğlu’nu aradım. Mavioğlu haklı olarak bu konuyla ilgili bir şey yazmayacak, söylemeyecekti. Ona hak verdim. Bir kara propagandaya karşı kendisini savunur duruma düşmek istemiyordu. Ama ricam üzerine o gün yaşananları bir kez daha tüm açıklığıyla anlattı. Ben de onun anlattıkları, daha önce yazdıkları ve ilgili haberler çerçevesinde konuya özel bir Köşe Vuruşu yazmak istedim.
MAVİOĞLU TUZAK KURDU İDDİASI
Konuyla ilgili ilk haber Yeni Şafak’ta “Cumhuriyet tuzağı tutmadı” başlığıyla çıkıyordu. Yeni Şafak gazetesi, Cumhuriyet gazetesi avukatı Akın Atalay’a Radikal’de olduğu gibi gazetede değil evinde tebligat yapan polisi dikkati nedeniyle kutluyordu. Haberde daha önceki olayda Mavioğlu’nun polisleri Radikal gazetesine çekerek olaya baskın süsü verdiği ima ediliyordu. Oysa Ertuğrul Mavioğlu gazetedeyken telefonu çalmış, polis kendisine tebligat yapmak istediklerini ve nerede olduğunu sormuş, gazetede olduğunu söyleyince polis de oraya gelmişti. Bu konuşmada ev bahsi kesinlikle açılmamıştı. Mavioğlu konumunu bildirmiş, polis de gelmişti. Cumhuriyet gazetesi olayında aynısının tekrarlanmaması acaba Mavioğlu’na yanlış yaptıklarının bir açıklaması olabilir miydi?
MAVİOĞLU SİLDİ VURGULARI
Yeni Şafak’ın ilgili haberinde Mavioğlu’nun kitap taslağını kendisinin gösterip, kendisinin sildiğine ilişkin ifadeler de vardı. Bence tam bu noktada okuyucunun zekâsıyla dalga geçiliyordu. Çünkü polisin elindeki tebligat açıkça “mahkeme kararına rağmen vermeyen veya vermek istemeyenlerin örgüte yardım suçu” işlemiş olacaklarını söylüyordu. Yeni Şafak’ın ardından konuyu ele alan Bugün gazetesi, Şık’ın kitabını “Mavioğlu kendisi sildi” propagandasına devam ediyordu. Habere göre ortada hiçbir şey yokken Mavioğlu nasıl olduysa Ahmet Şık’ın kitap taslağını silivermişti. Oysa Mavioğlu açıkça “sizde hiçbir nüshası kalmayacak” dediklerini ifade etmişti. Hatta Mavioğlu ve avukatları, bilgisayardan kopyalanan DVD’nin bir nüshasını polisten istemiş, bunun pazarlığı yapılmış ama polis vermeye yanaşmamıştı. Şimdi polisin tavrına ve tebligata rağmen bu haberi “kendisi gösterdi, kendisi sildi” diye yazmak, üniversitelerin iletişim fakültelerinde “kara propaganda nedir?” dersleri için müthiş bir örnek olay yaratmaktan başka bir şey değil. Ayrıca zaten poliste kitap taslağının Ertuğrul Mavioğlu’ndakinden daha ileri bir aşaması varken, Mavioğlu’nun kitap taslağını vermeye direnmesinin bir anlamı var mı? Kaldı ki, Ertuğrul Mavioğlu haber kaynakları için tehlike arz edecekse, o nüshayı asla vermeyecek bir gazetecidir.
HABER GÜN GEÇTİKÇE GELİŞTİRİLDİ
Bugün gazetesi, kitabı Mavioğlu’nun kendisi sildi haberinden sonra bir de “Radikal Baskını Fos çıktı” haberi yapıyor ve polis tutanağını internet sitesinde yayınlıyordu. Polis tutanağında tuhaf bir durum yoktu, polis, Mavioğlu’na sizde hiçbir nüshası kalmayacak tebligatını yapmış ve kopyayı sildirmişti. Ama haber zaten “Mavioğlu polisi bilinçli bir şekilde Radikal gazetesine yönlendirerek baskın görüntüsü oluşturmaya çalıştı” gibi saçma bir ifadeyle başladığı için boşlukları hayal gücüyle doldurmaya çalışıyordu. Elbette kimin ileri sürdüğü meçhuldü. Haber zaten sakat doğmuş, yol üzerinde iyice zıvanadan çıkmıştı. Bir yerinde tutanaktaki “kitapson isimli word dosyasını biz görevlileri görerek silmiştir” ifadesine vurgu yapmaları da manidar. Kitabın DVD’ye kopyası alınmış, sizde nüshası kalmayacak denmiş, aksi takdirde örgüte yardım ve yataklık yapacağı tebligatta bildirilmişken bunun nesi şaşırtıcı şimdi, diye sormak gerek?
TEK BİR AÇIKLAMASI VAR
Olayın üzerinden epey geçtikten sonra böyle bir kara propaganda yapmanın tek bir açıklaması var. İçeride bir değerlendirme yapıldı, özellikle gazeteye baskın yapmanın ne kadar yanlış olduğu anlaşıldı ve şimdi polisi aklamak için Mavioğlu’nu karalama operasyonu başladı. Kaldı ki, Bugün gazetesi haberinde polislerin savcılıktan sağlam bir fırça yediği bile ifade edilmiş. Güya Mavioğlu’nun tuzağına düştükleri için yemişler, ama onun tercümesi bu baskındaki yanlışları olarak yapılabilir. Haberin Zaman’da değil de Today’s Zaman’da yer almasından, bunun özellikle dış basına yönelik bir dezenformasyon olduğu da düşünülebilir. Yani özetle, bu bir itiraftır. Biz Ertuğrul Mavioğlu’na gazetesinde baskın düzenleyip kitabının nüshasını silmekle yanlış yaptık itirafıdır. Bu itirafı yaparken suçu Ertuğrul Mavioğlu’nun üzerine yıkmaya çalışmak da ne kadar çirkinleşebileceklerinin göstergesidir. Anlaşılan bu tarz kara propagandalarla çok karşılaşacağız. Teyakkuzda olmak, gördüğümüz yerde teşhir etmek gerek.
Haberleri okuyunca Ertuğrul Mavioğlu’nu aradım. Mavioğlu haklı olarak bu konuyla ilgili bir şey yazmayacak, söylemeyecekti. Ona hak verdim. Bir kara propagandaya karşı kendisini savunur duruma düşmek istemiyordu. Ama ricam üzerine o gün yaşananları bir kez daha tüm açıklığıyla anlattı. Ben de onun anlattıkları, daha önce yazdıkları ve ilgili haberler çerçevesinde konuya özel bir Köşe Vuruşu yazmak istedim.
MAVİOĞLU TUZAK KURDU İDDİASI
Konuyla ilgili ilk haber Yeni Şafak’ta “Cumhuriyet tuzağı tutmadı” başlığıyla çıkıyordu. Yeni Şafak gazetesi, Cumhuriyet gazetesi avukatı Akın Atalay’a Radikal’de olduğu gibi gazetede değil evinde tebligat yapan polisi dikkati nedeniyle kutluyordu. Haberde daha önceki olayda Mavioğlu’nun polisleri Radikal gazetesine çekerek olaya baskın süsü verdiği ima ediliyordu. Oysa Ertuğrul Mavioğlu gazetedeyken telefonu çalmış, polis kendisine tebligat yapmak istediklerini ve nerede olduğunu sormuş, gazetede olduğunu söyleyince polis de oraya gelmişti. Bu konuşmada ev bahsi kesinlikle açılmamıştı. Mavioğlu konumunu bildirmiş, polis de gelmişti. Cumhuriyet gazetesi olayında aynısının tekrarlanmaması acaba Mavioğlu’na yanlış yaptıklarının bir açıklaması olabilir miydi?
MAVİOĞLU SİLDİ VURGULARI
Yeni Şafak’ın ilgili haberinde Mavioğlu’nun kitap taslağını kendisinin gösterip, kendisinin sildiğine ilişkin ifadeler de vardı. Bence tam bu noktada okuyucunun zekâsıyla dalga geçiliyordu. Çünkü polisin elindeki tebligat açıkça “mahkeme kararına rağmen vermeyen veya vermek istemeyenlerin örgüte yardım suçu” işlemiş olacaklarını söylüyordu. Yeni Şafak’ın ardından konuyu ele alan Bugün gazetesi, Şık’ın kitabını “Mavioğlu kendisi sildi” propagandasına devam ediyordu. Habere göre ortada hiçbir şey yokken Mavioğlu nasıl olduysa Ahmet Şık’ın kitap taslağını silivermişti. Oysa Mavioğlu açıkça “sizde hiçbir nüshası kalmayacak” dediklerini ifade etmişti. Hatta Mavioğlu ve avukatları, bilgisayardan kopyalanan DVD’nin bir nüshasını polisten istemiş, bunun pazarlığı yapılmış ama polis vermeye yanaşmamıştı. Şimdi polisin tavrına ve tebligata rağmen bu haberi “kendisi gösterdi, kendisi sildi” diye yazmak, üniversitelerin iletişim fakültelerinde “kara propaganda nedir?” dersleri için müthiş bir örnek olay yaratmaktan başka bir şey değil. Ayrıca zaten poliste kitap taslağının Ertuğrul Mavioğlu’ndakinden daha ileri bir aşaması varken, Mavioğlu’nun kitap taslağını vermeye direnmesinin bir anlamı var mı? Kaldı ki, Ertuğrul Mavioğlu haber kaynakları için tehlike arz edecekse, o nüshayı asla vermeyecek bir gazetecidir.
HABER GÜN GEÇTİKÇE GELİŞTİRİLDİ
Bugün gazetesi, kitabı Mavioğlu’nun kendisi sildi haberinden sonra bir de “Radikal Baskını Fos çıktı” haberi yapıyor ve polis tutanağını internet sitesinde yayınlıyordu. Polis tutanağında tuhaf bir durum yoktu, polis, Mavioğlu’na sizde hiçbir nüshası kalmayacak tebligatını yapmış ve kopyayı sildirmişti. Ama haber zaten “Mavioğlu polisi bilinçli bir şekilde Radikal gazetesine yönlendirerek baskın görüntüsü oluşturmaya çalıştı” gibi saçma bir ifadeyle başladığı için boşlukları hayal gücüyle doldurmaya çalışıyordu. Elbette kimin ileri sürdüğü meçhuldü. Haber zaten sakat doğmuş, yol üzerinde iyice zıvanadan çıkmıştı. Bir yerinde tutanaktaki “kitapson isimli word dosyasını biz görevlileri görerek silmiştir” ifadesine vurgu yapmaları da manidar. Kitabın DVD’ye kopyası alınmış, sizde nüshası kalmayacak denmiş, aksi takdirde örgüte yardım ve yataklık yapacağı tebligatta bildirilmişken bunun nesi şaşırtıcı şimdi, diye sormak gerek?
TEK BİR AÇIKLAMASI VAR
Olayın üzerinden epey geçtikten sonra böyle bir kara propaganda yapmanın tek bir açıklaması var. İçeride bir değerlendirme yapıldı, özellikle gazeteye baskın yapmanın ne kadar yanlış olduğu anlaşıldı ve şimdi polisi aklamak için Mavioğlu’nu karalama operasyonu başladı. Kaldı ki, Bugün gazetesi haberinde polislerin savcılıktan sağlam bir fırça yediği bile ifade edilmiş. Güya Mavioğlu’nun tuzağına düştükleri için yemişler, ama onun tercümesi bu baskındaki yanlışları olarak yapılabilir. Haberin Zaman’da değil de Today’s Zaman’da yer almasından, bunun özellikle dış basına yönelik bir dezenformasyon olduğu da düşünülebilir. Yani özetle, bu bir itiraftır. Biz Ertuğrul Mavioğlu’na gazetesinde baskın düzenleyip kitabının nüshasını silmekle yanlış yaptık itirafıdır. Bu itirafı yaparken suçu Ertuğrul Mavioğlu’nun üzerine yıkmaya çalışmak da ne kadar çirkinleşebileceklerinin göstergesidir. Anlaşılan bu tarz kara propagandalarla çok karşılaşacağız. Teyakkuzda olmak, gördüğümüz yerde teşhir etmek gerek.


