Google Play Store
App Store
Menzil miras kavgasına rağmen altın çağında

İsmail Arı 

Fetullahçı Çete’nin tasviyesiyle kamuda boşalan alanları hızla dolduran ve ülkenin en kitlesel cemaatine dönüşen Menzil’in İzmir’de miting gibi gövde gösterisi yapması toplumun önemli bir bölümünde şaşkınlık yarattı. Ancak AKP döneminde altın çağını yaşayan Menzil bu noktaya bir günde gelmedi. Miras kavgasından önce sessizce, miras kavgasıyla biraz daha görünür şekilde örümcek ağı gibi memleketin dört bir yanını kuşattılar.

Cemaatin lideri Abdulbaki Elhüseyni’nin 12 Temmuz 2023’teki ölümünün ardından ayrı ayrı “şeyhliğini” ilan eden oğulları arasında başlayan, en az 50 milyar TL’lik miras ve taht kavgası hâlâ devam ediyor. Bu iki buçuk yıllık süreçte müritler arasındaki gerilim adım adım tırmandı. Dergâh dedikleri milyonlarca lira değerindeki binalara birbirlerini sokmadılar. 12 Temmuz 2023’e kadar yan yana duran müritler, “Sen bizim şeyhimize tabii değilsen bizden değilsin” diye kavgaya tutuştu. Birçok kentte paylaşılamayan dergahların önünde kavgalar çıktı. Hatta bazı kentlerdeki kavgalara, kan gövdeyi götürmesin diye polis müdahale etmek zorunda kaldı. Paylaşamadıkları gayrimenkuller ile şirketlerin kavgasına devam ederken cemaatin amiral gemisi konumunda olan Semerkand Vakfı ile Beşir Derneği’nin karşısına “rakip” vakıf ve dernekler kurdular. Bu kavganın ilk aşamasıydı…

Menzil’deki kavganın ikinci aşamasında ise “En fazla mürit bende ama gayrimenkuller, servet sizde” diyen Muhammed Saki Elhüseyni’ye bağlı cemaat mensuplarının birçok kentte sokaklara dökülüp eylemler, basın açıklamaları yaptığını gördük. Her hak arama eyleminde, sokağa çıkan işçilerin, kadınların ve öğrencilerin karşısında iktidarın bir sopa gibi kullandığı 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Menzil’in eylemlerinde unutuldu. Müritler istedikleri kent meydanında, caddede döviz ve pankartlarla eylemler düzenledi.

Bu aşamada cemaat içerisinde tırmanan gerilim cemaatin kalbi olan Adıyaman’daki Menzil köyünde taşlı sopalı kavgaya dönüştü. Kavga daha da büyümesin diye Menzil köyüne Jandarma TOMA’sı bile konuşlandırıldı. Bir süre sonra da İstanbul Sancaktepe’de bulunan ve müritlerin paylaşamadığı dergâhta silahlar konuştu, bazı cemaat mensupları vuruldu. Tüm bunlar yaşanırken iki tarafta birbirlerinin kirli çamaşırlarını, taciz iddialarından yolsuzluğa kadar birçok dosyasını sosyal medyada ortaya döküverdi.

Cemaatteki kavganın üçüncü aşamasında, yani son zamanlarda ise geçici bir ateşkes durumu olduğunu söyleyebiliriz. İki tarafta büyük oranda sosyal medyadaki savaştan geri çekildiği duyurdu. Hatta bazı sosyal medya hesaplarında uzun süredir hedef aldıkları karşı tarafa yönelik özür mesajı bile yayınlandı. Bu kısmi barış sürecinin başlamasında “Cumhurbaşkanı Erdoğan Menzil’deki kavgaya müdahale edecek” söylentilerinin etkisinin olup olmadığı ise şimdilik belirsiz.

Menzil’i ülke gündeminden düşürmeyen bu bol hareketli, kavgalı iki buçuk yıllık süreçte şunu net bir biçimde söylemek mümkün, cemaat kamuda örgütlenmeye, büyümeye devam etti, yeni şirketler kurup milyonlarca lira kazanmaya devam etti. Kamu, Menzil için yeni imtiyazlar sağladı, özel bir imtiyazla izin almadan para toplama hakkı bile verildi.

Cemaatin liderleri birbirlerine barış çağrısı yaparken her iki tarafta İzmir’de olduğu gibi neredeyse mitinge dönüşen kitlesel buluşmalar düzenledi. Yani şimdilik, kavga görüntülerinin yerini gövde gösterisine çevirdikleri kitlesel buluşma, toplu tövbe seansı görüntüleri aldı.

Bu sakin dönemin yerini yeniden kavga görüntülerine bırakıp bırakmayacağını zaman gösterecek.

Erdoğan için Menzil, bakanlıkları teslim edip gazetelere tam sayfa ilan verecek kadar, özel hastanesini açıp yardımcısını Menzil köyüne gönderecek kadar değerli. Menzil’in de hem AKP hem de MHP ile kuvvetli bir bağı var.

Ayrıca diğer cemaatler gibi Menzil de iktidar için önemli bir güç… Neticede peygamber soyundan geldiğini iddia eden “şeyhinin” terini, bastığı yeri kutsal sayan müritler “şeyhin” bir sözünü, bir işaretini “emir” kabul edip neler yapmaz ki…