Google Play Store
App Store

Film, aşk acısından başka acı tanımayan insanların bir trajediyle başa çıkmalarına yoğunlaşabilseydi ilginç bir yere gidebilirdi. Beklentinizi yüksek tutmazsanız, sonuç olarak Metres fena değil ama galiba bende en az iz bırakacak filmi olacak Breillat'nın

Aristokrasinin favori sporu

Orijinal Adı: Une vieille maîtresse Yönetmen: Catherine Breillat Oyuncular: Asia Argento, Amira Casar, Fu'ad Ait Aattou Türü: Dram Ülke: Fransa

Breillat'nın, beğenmeyeni daha çoktur sanırım. Ben beğenenlerdenim. Hep bir düşündürme çabası vardır filmlerinde; cesurdur, bir porno yıldızını başrolde oynatacak kadar cesur. Metres galiba bende en az iz bırakacak filmi olacak Breillat'nın fakat.

Birincisi, hikâye o kadar kışkırtıcı, değişik falan değil. İkincisi oyuncular rollerine olmamış. Filmin başında 'Tehlikeli İlişki-ler'in yazarı Choderlos de Laclos'un çağında olduğumuz belirtiliyor. Zaman itibariyle olmasa da ruh itibariyle en azından çünkü zamanda bir 50 yıl ilerideyiz. Film 1835'te geçiyor, ünlü roman 1782'de basılmış.

İş nedir bilmeyen, rantiye aristokratların dünyasmdayız. Aristokratların tek derdi çapkınlık yapmak, başkalarının karılarını, kocalarını ayartmak, bu ilişkilerle hemhal olmak. Eğer yaşlanmışlarsa bu sefer başkalarının ilişkilerine bir şekilde müdahil olarak en sevdikleri sporu yapmağa devam ediyorlar.

GÜNDEMİ BELİRLEYEN KADIN
Bu cinsel ve romantik ilişkiler dünyasında müthiş bir rekabet yaşanmakta. Genç çapkın Ryno de Marigny (Fuad Ait Aatou) için de kadınlar fethedilecek birer kaleden ibaret. Sorun şu ki fetihten sonra kalenin hiçbir ilginçliği kalmıyor. Ama başta yaşlı bulup küçümsediği Vellini'yi (Asia Argento) tavlamak güçleştik-çe, cazipleşiyor Ryno için. Vellini ise yaşlı biriyle evlenmiş oportünist ama tutkulu bir İspanyol kadın. Bu ikili sonunda bir araya geliyor hatta çocukları oluyor ama çocuk bir akrep sokması sonucunda ölüyor. Bu onların ilişkisinde bir dönüm noktası oluyor ama film bunu yeterince açamıyor. Oysa filmde ilişkinin dramatik bir değişime uğradığını görüyoruz. Yaşadıkları travma, hem onları birbirine bağlıyor hem de birbirlerinden nefret etmelerine neden oluyor. Tam bir "ne senle, ne sensiz" durumu yaşanmaya başlıyor. Film, aşk acısından başka acı tanımayan bu insanların somut bir trajediyle başa çıkmalarına yoğunlaşabilseydi ilginç bir yere gidebilirdi.

Ama başka bir mesele, bir tür vamp (Ryno'nun kanını gerçekten de emiyor) olan Vellini'nin, Ryno'yu başka bir kadına kaptırıp kaptırmayacağı filmin gündemini belirli-yor. Asia Argento'yu bir türlü, 19. yüzyıldan bir figür olarak görmek mümkün olmuyor. Günümüzden o tarihe ışınlanmış ve üstüne o dönemin kıyafetleri giydirilmiş biri, hatta kendisi, yani Asia Argento gibi duruyor. Kocaman dudaklarıyla şahane bir güzelliği/yakışıklılığı olan Fuad Ait Aatou ise iyi oynamakla birlikte çok genç duruyor. 10 yıl süresince değişmiyor. Beklentinizi yüksek tutmazsanız, sonuç olarak Metres fena değil.

* * *
Londra'nın köleleri
Mafya babası rolünde Armin-Müller Stahl, onun gizli eşcinsel oğlunda Vincent Cassel, Naomi Watts ve tabii ki Viggo Mortensen çok iyiler. Kaçırmayın....

Günümüzün en önemli yönetmenlerinden biri Cronenberg her filmiyle aklımıza, ruhumuza bir şeyler kazımayı başarıyor. Şark Vaatleri oldukça sıradan bir gangster öyküsü anlatıyor. Ama bir hamamda geçen kavga sahnesi var ki, böyle bir şey ne daha önce gördük ne de sonra görürüz.

Filmin kahramanı çırılçıplak mücadele ederken hem etin, kemiğin kırılganlığını, hassaslığını hem de aynı et ve kemiğin nasıl bir zarar verme potansiyeli olduğunu aynı anda görüyoruz. Yine filmde bir sevişme sahnesi var ki, görünürde iki kişi arasında geçerken, arka planda okunan bir fahişenin günlüğüyle bütün o seks ticaretinin vahşetini düşündürüyor ve bir kadınla bir erkeğin arasında geçen bu cinsel ilişkiyi gözleyen erkek aracılığıyla eşcinsel bir boyut da kazanıyor. Ve o ne hâkimiyet kameraya, mizansene, oyunculuğa. Baştan sona bir keyif Cronenberg'in son filmini izlemek. Ve en çok düşündürdüğü de bu kez sosyal bir konu: (Emperyalizmin yeni adı) globalizmle birlikte eski sosyalist ülke kadınlarının zengin Batılı erkeklerin tüketim malzemesine dönüşümü.

BİR ÇOCUK DOĞAR VE...
'Kirli Tatlı Şeyler'le yine göçmen bedenlerinin sömürüsünü anlatan Steve Knight bu kez de benzer bir konuya el atmış. Lukas Moodysson'ın 'Daima Lilya'sı da akla gelen benzer konulu filmlerden bir diğeri. Kölecilik gayet sağlıklı bir şekilde ayakta ve gelişmeye devam ediyor, hem de demokrasinin beşiği, yılmaz savunucusu Batı ülkelerinde. Seks ticaretinin aracılığını yapanlar yine göçmenler olabilir ama müşteri kitlesinin, tüketicisinin kim olduğu gayet açık.

Film bu seks kölelerinden birinin, 14 ya-şındaaki Tatyana'nın ölmeden önce bir çocuk doğurmasıyla başlıyor aşağın yukarı. Tatyana çocuğun yanı sıra bir de günlük bırakıyor geriye. Hemşire Anna (Naomi Watts) günlüğün içinde bulduğu bir kartvizitle kızın izini sürmeye çalışıyor ama kendisini kökleri Çarlık Rusyasına uzanan köklü Rus mafyasının mekânında buluyor. Burada tanıştığı şoför Nikolay Luzhin'le (Viggo Mortensen) aralarında flörtöz bir ilişki de başlıyor. Mafya babası rolünde Armin-Mül-ler Stahl, onun gizli eşcinsel oğlunda Vincent Cassel, Naomi Watts ve tabii ki Viggo Mortensen çok iyiler. Kaçırmayın.

Şark Vaatleri
Orijinal Adı: Eastern Promises Yönetmen: David Cronenberg Oyuncular: Viggo Mortensen, Naomi Watts, Vincent Cassel Türü: Dram, Gizem, Gerilim Ülke: ingiltere, Kanada, ABD