MÜSİAD, Memur-Sen tek ses: Çocuklar işçi olmalı
Parasız, zorunlu eğitim süresinin kısaltılması ile ilgili ilk açıklamayı geçtiğimiz eğitim yılı başında “4+4+4’ü değiştireceğiz” diyerek Ömer Faruk Yelkenci yaptı. Kimdir Yelkenci? Kendisi MEB Bakan yardımcısı. Uzun yıllar bir özel okul zincirinde çalışan, 2014-2016 yılları arasında özel öğretim kurumları genel müdürlüğü yapan, özel okullara teşvik, kamu kaynaklarının aktarılması, özel okulların sayısının artırılmasında son derece etkili olan bir isim. Ancak bu kimliklerinden öte belirleyici olan başkanlık rejimi ile birlikte eğitimde tek belirleyici kurul olan Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu üyesi. Asıl karar merci burası.
Yelkenci’nin açıklaması sonrası yıl içerisinde Maarif Platformu, Enderun Özgün Eğitimciler Derneği, Medeniyet Enstitüsü, İnsan Vakfı gibi yapılar art arda eğitim süresinin kısaltılması ile ilgili Çalıştay raporları yayımladı. Ardından MÜSİAD Başkanı “Liseler daha kısa sürmeli çünkü sanayi eleman bulamıyor.” dedi. MÜSİAD’ın açıklamasının sonrası önceki gün Memur Sen’e bağlı Eğitim Bir Sen eğitim süresi kısaltılmalı diyerek saha araştırması yayımladı.
Öncelikle 21. Milli Eğitim Şurası’nın yapılacağını ve Şura’da gündemin eğitim süresinin kısaltılması olacağını bakanlıktan değil Eğitim Bir Sen’den öğreniyoruz. Eğitimcilerin, öğretmenlerin bir talebi, bilgisi olmadan Şura’nın toplanacağına da gündemin ne olacağına da karar verilmiş.
İkincisi katılımcıların çoğu eğitim süresinin iş dünyasının yani patronların beklentilerini karşılamadığını, öğrencilerin iş hayatına daha erken atılmasını engellediğini söylemiş. Nasıl oluyorsa bir saha araştırmasında öğretmenler, veliler, öğrenciler MÜSİAD başkanı ile aynı cümleyi kuruyor. Söz konusu yaş grubu ise 18 yaş altı çocuklar. Araştırma sonuçlarında, eğitimin niteliğine, eğitimdeki eşitsizliğe dair tek bir eleştiri, vurgu yok.
Üçüncüsü ise katılımcılar eğitim süresinin okul terki riskini artırdığını söylemiş. Bu nasıl bir çelişkidir ki; eğitim süresi kısaltılmalı, çocuklar 18 yaş altında çalıştırılmalıdır diyenler eğitim süresi okul terki riskini artırır diyorlar.
Dördüncüsü eğitim süresinin öğrencilerin mesleki seçimlere yönlendirilmede engel olduğu belirtilmiş. Temel eğitim ve ortaöğretim süreci tamamlanmadan bir çocuk yeterli akademik, sosyal, bilişsel yeterliliğe ulaşmadan meslek seçimine nasıl karar verecek?
Kırıkkale’deki sektör içi okul protokolünden sonra Koç sermayesi grubu Ford Otosan’la da dört yeni okul modeli kapsamında Kocaeli’de sektöre entegre meslek lisesi iş birliği imzalandı.
MESEM’ler yaygınlaştırılıyor. Dört yeni okul modeli adıyla ve mesleki ve teknik eğitim politika belgesiyle tüm meslek liseleri MESEM’leştiriliyor. Eğitim süresinin kısaltılması amaçlanıyor. Eğitim hak olmaktan çıkarılıp tamamen paralılaştırılarak, esnek, yarı zamanlı okul ismiyle fabrika-okul, sanayi-cami-okul diyerek halihazırda okul, öğretmen ortadan kaldırılıyor.
Bu yapılar tek ses olmuş aylardır parasız, zorunlu eğitim süresi kısaltılmalı diyorlar. Öncelikle şu soruyu soralım. Bugüne kadar bu yapıların savunduğu bir konu çocukların, gençlerin, öğretmenlerin, memleketin yararına oldu mu? 4+4+4’ü de Yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Modelini de Öğretmenlik Meslek Kanunu ve Milli Eğitim Akademisi’ni de sınav sistemi değişikliklerini de eğitimde yaratılan daha onlarca tahribatın adımlarını bu yapılar savundu.
İkinci soru ise parasız eğitim süresinin kısaltılmasının kaybedeni kim, kazananı kim olur? Yoksulluğun bu denli arttığı günlerde parasız eğitim hakkı çocukların ellerinden alındığında okuldan ilk kopan en yoksulların çocukları olacak. Liseler adım adım çocuk işçi bulma kurumları haline getirileceğinden lise eğitimi ancak özel okullardan parayla satın alınabilecek. Her geçen yıl artan hane eğitim harcamaları daha da artacak. Kazanan ise eğitim süresi erken yaşta ucuz iş gücüne engel diyerek çocukları ucuz hatta bedava iş gücü haline getiren şirketler, özel okul patronları, şirketleşmiş tarikat yapıları olacak.
Kamusal eğitim hakkı, parasız, zorunlu eğitim süresi emek mücadelesinin, aydınlanma mücadelesinin kazanımı. Parasız, kamusal eğitim hakkı; eğitimi bir avuç saray ve eşrafının, zenginlerin ulaşabildiği değil tüm çocukların, gençlerin ulaşabildiği, eleştirel düşünen, sorgulayan, haklarına sahip çıkan, toplumsal sorumluluk taşıyan özgür bireyler olma süreci, yurttaşlık hakkı. Bu yüzden eğitim düzeyi arttıkça oylarımız düşüyor diye feveranları boşa değil. Okullar MÜSİAD için patronlar için çocuk işçi bulma kurumu değildir. Zorunlu, parasız eğitim hakkı akademik kazanımlarla birlikte çocukları çocuk yaşta işçilikten, çocuk yaşta evliliklerden, istismardan koruma hakkıdır.
Sorun eğitimin süresi değil. Sorun eğitimin niteliği. Çözüm ise okul öncesinden yükseköğretime eşit, parasız, laik, bilimsel, nitelikli, kapsayıcı eğitim hakkının tüm çocuklar ve gençler için kazanılması meselesi. Özel okulların, özel üniversitelerin kamulaştırılması meselesi.


